GAZET SOKAK – Uğur ve bereket getirdiği gerekçesiyle binlerce yıldır süren bir kültür haline gelen Şahmeran, Mardin’de bakıra işlenerek yaşatılmaya devam ediliyor. Az sayıdaki bakır ve cam boyama sanatı ustasından biri olan Emrah Özcan, “Elimizden geldiğince bu kültürü yaşatmaya devam edeceğiz” dedi.

Yüzyıllar boyunca farklı din ve kültürlerin bir arada yaşadığı bir kent olması nedeniyle “Medeniyetler Şehri” olarak adlandırılan Mardin’de gezerken birçok mekan ve işyerinin camında Şahmeran resmini görmek mümkün. Uğur ve bereket getirdiğine inanılan Şahmeran resmini kentte bakıra ve cam altına işleyen birkaç isimden biri ise Emrah Özcan (32),
“Eski Mardin” olarak adlandırılan bölgede yer alan Sipahiler Çarşısı’nda dükkanı bulunan Özcan, 22 yıldır dede ve baba mesleği olan bu işi yapmakla meşgul. Üçüncü kuşak olarak bu işi elinden geldiğince sürdürmeye çalıştığını dile getiren Özcan, daha ortaokula giderken babasının bakır tablo ve araç gereçler alıp sattığını, aldığı Şahmeran tablosundan ise çok etkilendiğini anlattı.
Hatta onu rüyasında gördüğünü dile getiren Özcan, “Ertesi gün babama bu Mardin’e ait bir şey mi diye sordum. Babam; ‘Evet oğlum. Eskiden hemen her işyerinde ve evde vardı. Bunun Mardin’de bir önemi var. İnsanlar bunun uğur, bereket getirileceğine inanır’ dedi. Bu hikayeden oldukça etkilendim. Babama bunu tekrar canlandırmanın bir yolunun olup olmadığını sordum. Babam ‘yapabiliyorsan yap’ demesiyle bu kültürümüzü canlandırmak için başladım. 22 yıldır da yapıyorum” diye konuştu.
AZ SAYIDA USTA KALDI
Yıllar içerisinde Mardin’de bu kültürü sürdüren parmakla gösterilecek kadar az sayıda usta kaldıklarını belirten Özcan, ellerinden geldiğince şimdi bu kültürü yaşatmaya çalıştıklarını ifade etti.
GENÇ KIZLARIN ÇEYİZİNE KONURDU 
Şahmeran’ın Osmanlı döneminde cam altı sanatı olarak yapıldığını hatırlatan Özcan, “Cam altı boyama Şahmeranlar farklı kültürlerce benimsenirdi. Mesele yaptığımız cam altı boyama ile yaptığımız gelin aynasından eskiden Mardin’de hemen her genç kızın çeyizinde bir tane yer alırdı. O aynanın genç kızların kısmetini açacağı ve bereket getirileceğine inanılırdı. Yine evlendiğinde, farklı bir eve gittiğinde süslü bir ayna olarak kullanılırdı” dedi.
ŞAHMERAN ÖYKÜSÜ…
Doğu kültürüne ait masallarda yer alan ve yılanların şahı olan Şahmeran, vücudunun üst kısmı güzeller güzeli bir kadın, alt kısmıysa yılan şeklinde olan mitolojik bir yaratıktır.
Özünde iyilik bulunan bir canlı olan Şahmeran, yer altında yılanları ile birlikte yaşar ve tüm yılanlar ona itaat eder. Hikayeye göre, bir gün Cemşab adlı bir genç, buldukları balı paylaşmak istemeyen açgözlü arkadaşları tarafından bir kuyunun dibinde bırakılır. Burada yalnız kalan ve yukarıya çıkamayan Cemşab, kuyunun yan tarafında bir delik görür. Deliği büyüterek, delikten ışık sızan bölümü gözetler ve orada Şahmeranı görür. Sonra geçebileceği kadar kazar ve Şahmeranla bu şekilde tanışır. Şahmeran Cemşab’ı çok sever. Cemşab, Şahmeranın yanında kaldığı süre içinde Şahmeran ona tıp bilimiyle ilgili hiçbir insanın sahip olamadığı bilgileri verir. Cemşab da bu bilgileri öğrenmek için elinden geleni yapar.
Bir söylentiye göre Cemşab, aslında bilinen Lokman Hekim’dir. Aradan geçen uzun bir süreden sonra Cemşab sıkılır ve evine dönmek ister. Şahmeran gitmemesini ister; ama Cemşab bu konuda kararlı olduğu için gitmesine izin verir. Giderken Şahmeran kendisini gördüğünü kimseye söylememesi gerektiği konusunda Cemşab’dan söz alır. Cemşab evine döndükten sonra Şahmeran’ı gördüğünü kimseye söylemez. Ama zamanın hükümdarı hastalanır ve hastalığının tek çaresi de Şahmeranın vücudundadır. Şahmeran’ı kesip etini hükümdara yedirerek iyileştirmeyi düşünen vezir, her yerde Şahmeran’ı arar. Ülkedeki tüm insanları tek tek kontrol eder. Kendince bir yöntemi vardır bu konuda. Tüm insanları hamama çeker ve bir köşeden gizlice yıkanan insanları izler. Cemşab, Şahmera’nın yerini söylememekte kararlı olsa da, vezir hamama çağırdığı Cemşab’ı bir köşeye gizlenerek izler. Orada yıkanmak için soyunan Cemşab’ın vücudunun pullarla kaplı olduğunu gören vezir birden ortaya çıkar. Şahmeran’ı gören insanın vücudunun pullarla kaplı olacağını bilen vezir Cemşab’ı zorla konuşturur. Bunun üzerine Cemşab istemeyerek de olsa Şahmeran’ın yerini söylemek zorunda kalır. Bu şekilde Şahmeran’ın yerini öğrenen vezir onu ele geçirmeyi başarır.
Yakalanan Şahmeran, Cemşab’ın ne kadar üzgün olduğunun farkına varır. Bunu isteyerek yapmadığını anlar. Çaresiz ölecektir Şahmeran ama ölmeden önce Cemşab ile görüşmek ister. Cemşab’a kendisini öldürdükleri zaman etini kaynatıp suyunu vezire içirmesini, etleri de hükümdara yedirmesini söyler. Cemşab Şahmeran’ın söylediklerini aynen uygular. Suyunu vezire içirir. Vezir oracıkta ölür. Etini hükümdara yedirir, hükümdar hastalığından kurtulup iyileşir.
Şahmeran efsanesi iyilik yapma ve kötülük bulma konusunda insanlara bir ders niteliği taşır ve kuşaklar boyu anlatıla gelir.
Efsaneye göre Şahmera’nın yılanları, hala Şahmera’nın öldüğünü bilmez. Eğer yılanlar Şahmeranın öldüğünü öğrenirlerse tüm şehri basacak ve Şahmeranın intikamını alacaktırlar. Ama efsanede Şahmeran barışçı ve iyilikseverdir. Yılanları insanlara zarar vermesin, öldüğünü anlamasın diye bir takım hilelere başvurduğu söylenir.
MA / Sadiye Eser

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...