GAZETE SOKAK – SES Diyarbakır Şube Sekteri Mehmet Nur Ulus, Sağlık Bakanlığı’na Medipol Üniversitesi Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Koca’nın getirilmesiyle sektörün daha da paralı hale getirileceğini belirterek, özel sektör anlayışına alternatif olarak Koruyucu Sağlık Sisteminin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Sağlık Bakanlığı’na Medipol Üniversitesi Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Koca’nın getirilmesi, sağlık örgütleri tarafından tepkiyle karşılandı. Hastanelerde artan şiddette karşı sık sık meydanlara inen sağlık örgütleri, Koca ile birlikte sağlık alanının daha da ticarileştirileceğini belirtiyor.
Mezopotamya Ajansı’na konuşan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şube Sekreteri Mehmet Nur Ulus, son zamanlarda sağlık alanında yaşanan şiddetin artmasında iktidarın kar mantığının neden olduğunu kaydetti. Ulus, Sağlık Bakanlığı gibi insan hayatını etkileyen bir makama Medipol Üniversitesi Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Koca’nın getirilmesi ile sağlık sektörünün daha da paralı bir hale getirileceğine dikkat çekti. Bu durumun beraberinde sosyal devletin olmazsa olmazı olan koruyucu sağlık hizmetini tamamen rafa kaldırılmasını getireceğine işaret eden Ulus, kar mantığının hakim olduğu bir anlayışın, sağlık sektöründe bir eşitsizliği de neden olacağı uyarısında bulundu.
‘SAĞLIĞA ÖZEL SEKTÖR MANTIĞI YERLEŞTİRİLİYOR’
İktidarın Sağlık Bakanlığı’na özel sektörden birini getirilmesinin tesadüf olmadığını hatırlatan Ulus, “KHK’lerle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun değişimiyle birlikte özel sektör mantığıyla devlet kurumları yeniden düzenlenecek. Eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da özel hastane sahibiydi. Sağlıkta yerleştirmek istenen özel sektör mantığıdır ve bu mantık kar üzerinedir. Oysa hastanelerin mantığı kar mantığı değil, hastayı tedavi etme mantığıdır. Toplumun sağlığını bozup, ‘gelin sizi iyileştirelim’ diyorsun. Bu hastaya müşteri gözüyle bakmaktır” diye konuştu.
‘SAĞLIKTA PİYASALŞMAYA GİDİLİYOR’
Türkiye’de Sağlıkta Dönüşüm Programı olarak adlandırılan, 2002 ile başlayıp bu süre zarfında peak (alternatif) olarak önlerine konulan şehir hastaneleri projesine değinen Ulus, “Bu şehir hastaneleri aslında kamu-özel ortaklığıdır. Devlet yüzde 51’ne sahip olsa da yüzde 49’luk hisseler şirketlere aittir. Bu sağlığı piyasalaştırmadır. Cumhurbaşkanı’nın meydanlarda şehir hastaneleri projesinden bahsetmesi, bu piyasanın ön ayağını oluşturuyor. 2002’de başlayan Sağlıkta Dönüşüm Programı adım adım ilerledi. Uzun süreye yayıldığı için bu durum kanıksandı” diye konuşu.
Mevcut sağlık sisteminde parası olanın sağlık hizmetinden yararlanacağı, olmayanın bekleyeceğini ifade eden Ulus, bunun hem sağlık açısından hem de tıp etiği açısından sorunlu bir anlayış olduğunu vurguladı.
‘KİLİNKLER PARÇA PARÇA SATILIYOR’
Diyarbakır’da şu an hastanelerdeki yemekhanelerin çoğunun firmalara ihale yoluyla verilerek özelleştirildiğine dikkat çeken Ulus, “Şu an Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde laboratuvar ve radyoloji bölümleri özelleştirildi. Klinikler parça parça satılıyor. Eskiye oranla hastanelerin dış görünüşü sarayları andırsa da içi daha kötü duruma gelmiştir. Sağlık çalışanları olarak emeğimizin karşılığını almıyoruz, bunula ilgili talepte bulunuyoruz ama karşımıza yine sermayeyi koruyan devlet mantığı çıkıyor” diye konuştu.
KHK’lerle işten atılmaların özel sektör mantığı olduğuna dikkat çeken Ulus, AKP iktidarıyla birlikte Türkiye’nin battığını ve her şeyin özel sektöre devredildiğini söyledi.
Özel sektör anlayışına alternatif olarak Koruyucu Sağlık Sisteminin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade eden Ulus, reklam ve tüketim anlayışından uzak topluma azami sağlık eğitiminin verilmesi gerektiğini ifade etti. (MA)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...