GAZETE SOKAK – Genel itibariyle son zamanlarda giderek adeta ‘özünden koparcasına’ başka bir politik zemine kayan Kürt siyaseti halktan gelen tepkilerle daha bariz bir şekilde ortaya çıkıyor.

Toplumsal tepkiler belirginliğini yükselterek hissettirirken, siyasi anlayış bir anlamda mevcut durumdan kendini soyutlama çabası gösterse de gerçekleri dile getiren Gazeteci – Yazar Erdoğan Pejdar Altan‘ın, konuyu bütün detaylarıyla ve müthiş bir mantık ile kaleme aldığı makale yaşanan süreci bariz bir şekilde ortaya koyuyor.

Gazeteci-Yazar Erdoğan Pejder Altan’ın Demnwes’te yer alan, son dönem siyaset anlayışına ilişkin çarpıcı makalesi şöyle:

Neredeyse yaşamımızın her alanını esir alan ve gün gittikçe bir sarmala dönüşen Popüler Kültür, 20. Yüzyılda başladığı etkisini 21. Yüzyılın başlarında da sürdürüyor. Modernleşmenin yan etkisi olarak ortaya çıkan popüler kültür, eski bir halk kültürü olarak iddia edilse de, aslında günlük yaşamımızda ki toplumsal kültürün biçimsel anlamda farklılaşması olarak değerlendirilebilir. Belli bir dönem için geçerli olan ve hızlı üretildiği gibi hızla tüketilen kültürel bir devinim olarak karşımıza çıkan popüler kültür, sadece kültür yaşamımızı değil, siyaset hayatını da olumsuz etkiliyor.

Popüler Kültürün yaygınlaşması haliyle de siyasetçileri de etkiledi. Türkiye siyasi hayatında Süleyman Demirel ve Recep Tayyip Erdoğan, ifade ettiğimiz popülist siyasetin öncülüğünü yaptı.

Popüler siyaset anlayışı son 4-5 yıl içinde bazı gruplar ve figürler tarafından Kürt Siyasi Hareketi içine adeta zuhur etti. Tarihi ağır bedellerle galip olan Kürt siyasi hareketinde son dönemlerde eriyip giden bazı şeylerin olduğunu söylemek artık mümkün. Kendisini halka ait hissetmeyen, halkın üzerinde bir yere koyan bu anlayış ve metotla önümüzde ki dönemlerde Kürt siyasi hareketini zor günler bekliyor.

Tarihine yaslanmayan dönemine davranış biçimleri, geleneğinden kopuk dil ve söylemler, seçime endeksli hızla üretilen ve hızla tüketilen popülist siyasetçi profili yaygınlaşırken, üretkenliği kalıcı hale getirebilecek, yeni dönemde kollektif tarzıyla toplumu geliştirebilecek kişi ve yapıların hızla eridiğini görüyoruz.

Mevcut siyaset anlayışımızda ortaya çıkan bu ‘Virüs’ bir çok entelektüel ve bilinçli çevreyi de mesafeli davranmaya zorluyor.

Son 4-5 yıldır Kürtlere nüfuz eden bu durum, siyaset üretememe halini doğurdu. İyi niyetle mücadele eden bir çok Kürt siyasetçiyi de olumsuz bir biçimde etkiliyor. Siyasal hayatımızda ki popüler kültür etkenleri, kitleleri peşinden koşturacak etkiye sahip ve neredeyse herkesi birbirine benzetmeye başarıyor. İlk defa 2015 yılında yeni kuşak Kürt gençlerin, Kürt siyasetçilere dokunabilmek çığlık atmasına çok şaşırmıştım. Kürt siyasetinin önemli bir figürlerinden biri pop ikonu muamelesi görüyordu.

Popüler siyasetçi ve popüler siyaset anlayışı, herkesi kendisini dinlemek zorunda bırakacak kadar da güçlüdür. Söz konusu siyasetçiler belki birkaç yıl sonra hatırlanmayacaktır. Popüler siyasette, popüler kültür gibi hızlı şekilde tüketilir. Ancak bu anlayışın Kürtler gibi ağır şiddete maruz kalmış, tüm yaşamsal ve insani hakları elinden alınmış toplumların yürüttüğü hak mücadelesine ağır zararlar verdiği gerçeğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Popüler siyaset, halk adına güzel söylemlerde bulunurken aslında halktan uzaktır ve sadece kulağa hoş gelen söylemlerde bulunur. Yaratıcılığı yavaşlatan popüler siyaset, yaratıcı olana da marjinal damgası vurarak kolay bir biçimde bertaraf ediyor.

Bugün, popüler ve halktan kopuk siyaset anlayışını inkar eden, ona göre yaşamayan ve yaşananların tarihsel arka planına hakim kişilere yönelik bakış açısı farklı oluyor. Popülist siyasetten sıyrılmak isteyen bir çok kişi ve yapı, bünyeye sinmiş bu hastalığın tedavisini bekliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...