GAZETE SOKAK – Suriye ordusuyla birlikte İdlib’e operasyon düzenleyen Rusya’nın “güvenlik koridoru” mutabakatına karşı olduğunu belirten Ortadoğu Uzmanı Mustafa Peköz, İdlib’in ardından Efrin ve El Bab’ın da Türkiye’nin elinden alınacağını ifade etti.

Suriye rejim güçlerinin Türkiye destekli Heyet Tahrir El Şam’ın (HTŞ) kontrolünde bulunan İdlib’e yönelik başlattığı operasyon devam ediyor. İdlib’in güneyinde birçok köy, mezra ve yerleşim yerini HTŞ’den alan Suriye rejim güçleri, İdlib’e giriş olarak görülen stratejik önemdeki Han Şeyhun kasabasını da kontrol altına aldı. Ortadoğu uzmanı yazar Mustafa Peköz, İdlib’de yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

‘ATEŞKES İKİ GÜN SÜRDÜ’

Türkiye’nin İdlib’te bir sene önceden verdiği sözlerin hiçbirini yerine getirmediğini hatırlatan Peköz, Moskova’nın birçok defa hem arka plan diplomasi ile hem de kamuoyu önünde Ankara’ya sorumluluklarını hatırlattığını ifade etti. İki hafta önce de Moskova’nın ısrarıyla Şam’ın ateşkes ilan ettiğini dile getiren Peköz, “Rusya’nın Suriye Özel temsilcisi Alksander Lavrentiev ateşkes kararından sonra ‘Radikal İslamcı örgütlere silah bıraktırılması ve M5-M4 yollarının açılması sorumluluğunun Ankara’ya ait olduğunu’ açıkladı. Türkiye’nin hiçbir somut adım atmaması veya atamaması, Radikal İslamcı örgütlerin belirlenen bölgelerde çekilmemesi nedeniyle ateşkes iki gün sürdü ve İdlib’de bugün bütün yoğunluğuyla devam eden operasyon kararı alındı” diye belirtti.

‘TÜRKİYE’NİN MANEVRA ALANI KALMADI’

Ankara’nın bundan sonra İdlib üzerinde yeni bir manevra yapma olasılığının pek bulunmadığını söyleyen Peköz şunları belirtti: “Moskova-Ankara ilişkilerinin sanıldığı gibi derin olmadığı tamamen konjüktüre göre belirlendiği ve mevcut ilişkilerin her an değişebileceğini söylemek yanlış olmaz. İki güç arasında S-400’ler nedeniyle oluşan yakınlaşma stratejik bir düzeyde değil. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun ‘Avrasya Stratejisi’ olarak tanımladığı Batı-Doğu ilişkisinde köprü görevi görme gibi misyonu ne Batı ne de Rusya-Çin eksenli Asyalı güçler tarafından kabul görür. Bu sadece Türkiye’nin kendisini görmek istediği konum olup küresel ilişkiler bakımından bir anlam ifade etmiyor.”

‘SAVAŞIN SEYRİ İÇİN HAN ŞEYHUN ÖNEMLİYDİ’

Suriye rejiminin İdlib’in güneyinde bulunan Han Şeyhun kasabasını almasının savaşın seyrinin değişmesi bakımından önemli olduğunu dile getiren Peköz, “Öncelikli olarak Heyeti Tahrir Şam başta olmak üzere İdlib eyaleti sınırları içerisinde bulunan Radikal İslamcı örgütlerin en çok güç yığdığı bölge Han Şeyhun’dur. Ayrıca Hama’ya çok yakın olup Latikya bölgesine uzanan koridor üzerinde olması nedeniyle ön plana çıktı. Radikal İslamcı örgütler, Han Şeyhun’a çok önemli bir askeri güç yığarak, Şam ordusunu ve destek veren milisleri İdlib merkezinde uzak yerlerden karşılamayı düşündüler. Böylelikle İdlib’in Şam askeri güçlerinin İdlib içlerine doğru ilerlemesini engellemeyi hedefleyen bir askeri planı uyguladılar. Ayrıca Halep-Hama-Şam üç büyük şehri birbirine bağlayan M-5 otobanının Hama’dan sonra gelen ilçesi Han Şeyhun’dur. Bu nedenle bu ilçenin kontrolü önemli bir avantaj sağlıyordu. Bir başka ifadeyle Radikal İslamcı örgütlerin en donanımlı askeri güçlerinin burada yenilgiye uğratılması kadar psikolojik olarak da yenilmeleri oldukça önemlidir” ifadelerinde bulundu.

‘OPERASYON KESİNTİSİZ DEVAM EDECEK’

Han Şeyhun’dan sonra Şam ordusunun Maarrat Al-Nu’man ilçesini de çok kısa sürede ele geçirebileceğine dikkat çeken Peköz, “Operasyonun yapıldığı bölgeler dikkate alındığında M-5 ve M-4 yollarının kontrolü rejim güçlerinin eline geçene kadar operasyon kesintisizce devam edecek” diye belirtti. Bunun dışında Türkiye sınır bölgesinin de kontrol altına alınmaya çalışılacağını aktaran Peköz, “Böylelikle İdlib merkezi kuşatılacak ve operasyonun düzeyi düşürülerek, teslim edilmesi sağlanacak. Halep’te olduğu gibi İdlib merkezinin teslim edilmesi için yeniden göreve çağrılacak. İktidar buna uygun olmadığı taktirde İdlib merkezine yönelik kapsamlı bir operasyon için yeni bir hazırlık yapılacak” diye konuştu.

‘GÖZLEM NOKTALARI YASADIŞI BİR POZİSYONA DÜŞTÜ’

Rusya, İran ve Türkiye’nin Efrîn sınırından başlamak üzere Halep-Hama-Latikya ile İdlib sınırları arasında daha önceden birçok gözlem noktasını kurduğunu dile getiren Peköz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gözlem noktalarının oluşturulmasının amacı ‘çatışmasızlık bölgeleri’nin denetlenmesi amacı taşıyordu. Çatışmasızlık bölgeleri oluşturulmadığına göre gözlem noktalarının da bir anlamı ve işlevi bulunmuyor. Yani, amaca hizmet etmeyen gözlem noktaları da yasadışı bir pozisyona dönüşmüş bulunuyor. Bu bakımdan Ankara’nın oluşturduğu gözlem noktalarını hem askeri hem de politik bir önemi ve rolü kalmamıştır. Ankara’nın kurduğu gözlem noktaları önümüzdeki bir ay içerisinde tamamen işlevsizleşecek ve hatta kendileri için önemli bir risk oluşturacaktır. Gözlem noktalarına yapılan saldırıların hiç biri tesadüf olmayıp, Moskova’nın bilgisi ve onayı ile yapılmış olup, Ankara’ya yapılan ciddi bir uyarıdır. Bu bakımdan bir süre sonra Ankara, bu gözlem noktalarından çekilebilir. Böylesi bir karar sürpriz olmaz. Ya da İdlib il merkezine doğru yeni bir hat oluşturulabilinir.”

‘DİPLOMATİK ÇÖZÜM SONUÇ VERMEDİ’

Rusya’nın İdlib meselesini savaşmadan aşamalı bir şekilde çözmeye çalıştığını ifade eden Peköz, ancak Türkiye’nin kendi rolüne uygun davranmadığını söyledi. Bu durumun Rusya’nın askeri üsleri için de bir tehlike olarak görülmeye başlandığını belirten Peköz, “İdlib sorunu politik-diplomatik veya askeri olarak çözülmeden Şam’ın politik inisiyatifi kesin olarak sağlaması oldukça zordu. Diplomatik-politik çözüm sonuç vermedi. Süreç özellikle Rusya’nın aleyhine işlemeye başladı denebilir. Bu nedenle askeri olarak sorunun çözümü hızla uygulanmaya konuldu. Bir başka önemli nokta da; ABD’nin hakemliğinde Ankara-Qamışlı hattında başlayan dolaylı görüşmelerin giderek somutlaşmış olmasıdır. Rusya, ABD’nin bölgedeki stratejik planını bildiğinden, ‘Güvenli Bölge’nin bu düzeyde genişletilmesinin stratejik sonuçları da farklı olacaktır. Bu nedenle İdlib savaşını yoğunlaştırarak hem bu planı bozmaya yöneldi hem de ABD ile ‘Güvenli Bölge’ üzerinde ortak bir anlayışa varan Türkiye’ye bir mesajdır” dedi.

‘İDLİB SAVAŞI AFRİN VE EL BAB’I ETKİLEYECEK’

İdlib savaşının Efrin ve El Bab’ı doğrudan etkileyeceğini dile getiren Peköz, son olarak şunları ifade etti: “Rusya, ABD’nin Türkiye’ye kabul ettirdiği ‘Güvenli Bölge Planı’nın içeriğine bütünüyle karşıdır. Şam’ın dahil olmadığı böylesi bir planın uygulanmasına kesinlikle karşı oldukları uyarısını yaptı. Kime yaptı bu uyarıyı? Tabi ki Ankara’ya yaptı. Rusya bu planı doğrudan boşa çıkartmak için İdlib’in hemen ardından El Bab ve Afrin’in Şam’a teslim etmesini kesin olarak isteyecektir. Ankara son derece zor bir durumla karşı karıya kalacaktır. Rusya-ABD dengesi içerisinde sıkışmış bir iktidarın askeri, politik, diplomatik hareket alanı yok denecek kadar azdır.” MA – Ferhat Çelik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...