Muharrem Sarıkaya denilen ‘adamın’ canlı yayında; daha önce Türkiye’de Aile ve Sosyal Politikalar bakanı olarak görev yapmış, şimdi Antep büyükşehir belediye başkanı olan Fatma Şahin’in gözleri önünde kameraların karşısında meslektaşımız İHA muhabiri Ahmet Demir’e tokat atması yüz ifadesinden de anlaşıldığı gibi kişilik bozukluğudur.

Civan DEĞER

Geçmişte bu kadar önemli bir görevde bulunan her şeyden önce bir annenin, bir kadının gözleri önünde utanmadan hayasızca Ahmet Demir’e atılan bu tokat bütün gazetecilerin suratına inmiştir. Bu tokat aynı zamanda kadınlara karşı da yapılmış hakaretlerin en iğrencidir. Gazeteci Ahmet Demir tokatlanırken, Fatma Şahin’in de hiçbir şey olmamış gibi yayına devam etmesi, konuşmasını sürdürmesi, tepki göstermemesi ise ayrı bir saygısızlıktır. Unutulmamalıdır ki bu tokat aynı zamanda Fatma Şahin’in de suratına inmiştir. Bunun için Fatma Şahin’in orada yapması gereken, atılan bu tokattan sonra yayını terk etmesiydi. Ama gereken tepkiyi göstermedi ve bu hakareti kendisi de halkın karşısında yutmakla yetindi.

Peki, Muharrem Sarıkaya denilen ‘adam?’ bu cesareti nereden alıyor ki bu kadar pervasızca, bu kadar hayasızca davranıyor?

Uzun yıllardan beri mesleğimiz üzerinde sürdürülen sert baskılar devam ediyor.. Gazeteci arkadaşlarımız, gözaltına alınıyor, işkenceye uğruyor ve tutuklanıyor. Yaptıkları haberlerde egemenleri eleştirdikleri için yargılanıyor… Yetmiyor, kadın gazeteciler hem toplum hem de mevcut sistem tarafından neredeyse her türlü şiddete maruz kalıyor, cezalandırıyor, ötekileştiriliyor..

Bu sorunların öncelikli nedeni elbette ki mesleğimiz üzerinde katmerleşerek devam eden baskılardır ve beraberinde meslek etiğinin yerlerde sürünmesidir, ayaklar altına alınmasıdır. Ama temel nokta ise yetersiz örgütlenmemizden kaynaklanmaktadır. Gerektiği gibi örgütlenemiyoruz, sorunlarımızı tartışmıyoruz, kalıcı çözümler aramıyoruz. Yeri geldiğinde herkesin sesi olabiliyorken, meslektaşlarımız için sesimizi daha gür çıkarmıyoruz ve gerekli direnci göstermiyoruz, direnmiyoruz.

Zaten mevcut sistem gerçek gazetecileri cezalarla, açlıkla kendine muhtaç etmeye çalışırken, gün geçtikçe sesimiz daha da cılızlaşıyor. Bizler, Yaşar Kemallerden, Musa Anterlerden, Uğur Mumculardan ve daha nicelerinden bu mesleği devraldığımızı iddia ediyorsak, korkmamalıyız, ürkmemeliyiz. Daha güçlü bir birliktelikle hareket etmeliyiz. Çünkü haklıdan, doğrudan yanayız, onun için daha güçlü bir şekilde örgütlenmeliyiz ve daha çok kenetlenmeliyiz. Bu inançla hareket ettiğimizde ‘Mutlaka ve mutlaka kazanan biz ezilenler olacağız.’

Bugün ülkemizde mesleğimizle ilgisi olmayan binlerce insan gazetecilik adı altında her türlü filim fırıldağı çevirirken, gerçek gazeteciler ve bu işin emekçileri ölüme terk edilmiş durumda. Bir anlamda mesleğin değerleri ayaklar altına alınmış, ipini koparan sayısızca kişi ısmarlama sorular ve emirlerle ön saflarda yerini almış, devam eden başıboşlukla bizleri çiğnemeye devam etmektedir. Bizler de yeterince örgütlenemediğimiz için her geçen gün kan kaybederken, Muharrem Sarıkaya gibileri de canlı yayında meslektaşlarımıza tokat atmaya devam etmektedir.. Bu nedenle Muharrem Sarıkaya ve onun gibileri gazeteci değil, ‘tokatçıdır.’ Ona göz yuman Fatma Şahin de onun suç ortağıdır.

Bu durumda mesleğe emek vermiş, gazetecilik etiğine göre çalışan, onurunu düşünen meslektaşlarımızın daha güçlü bir örgütlenme ile mevcut olan dayanışma ağlarını genişletmesi gerekmektedir. Aksi durumda Muharremler daha da cesaretlenir ve bizler de daha çok tokatlanırız.      

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...