GAZETE SOKAK – Leyla Güven’in yeniden gündeme getirdiği ve “Çözüm süreci”ni bitirten Ceylanpınar’da 2 polisin öldürülmesi olayında savunma avukatı Hüseyin Akay, olay yerinde parmak izi çıkan polis memuru Burak Koru’nun şüpheli olarak dahi dosyada yer verilmediğine dikkati çekti.

Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde 22 Temmuz 2015’te “Çözüm süreci”nin bitirilmesine gerekçe yapılan polis memurları Feyyaz Yumuşak ile Okan Acar’ın kaldıkları evde öldürülmeleri üzerinden 4 yıl geçti, ancak failler bulunamadı. Cinayete ilişkin Urfa 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde uzun süren yargılamanın 13’üncü duruşmasında beraat çıktı. Cinayeti, dönemin valisi İzzettin Küçük’le yaptığı telefon görüşmesi üzerinden yeniden gündeme getiren Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, bu yönlü tartışmalara yeniden alevlendirdi.

Kamuoyunun gündemine tekrar oturan olayın yargı aşamasında savunma avukatlığı yapan Avukat Hüseyin Akay, bahsi geçen polisin Burak Koru olabileceğini söyledi.

‘BERAATLE SONUÇLANACAĞINI SÖYLÜYORDUK’

En başından beridir yargılamanın delilsiz, sanıkların suçsuz olduklarını ısrarla belirttiklerini kaydeden Akay, yargılamanın sanıkların beraatıyla sonuçlandığını hatırlattı. Kararın çıkmasından yıllar önce medya kuruluşları aracılığıyla polislerin ailelerine çağrı yaptıklarını hatırlatan Akay, “Polislerin ailelerine seslenerek bu davayı takip etmelerini tavsiye ettik. En azından gerçek faillerin bulunabilmesi için bir kamuoyu baskısının oluşması gerekiyordu. Kamuoyu oluşması içinde ailelerin bu davayı takip etmesi gerekiyordu. Bunu defalarca dile getirdik. Ancak aileler yargılamanın hukuka uygun olduğu ya da delillerinin gerçekten somut nitelikte olduğuna olan inançlarından kaynaklı davayı takip etme gereği duymadılar. Yargılamanın olumlu bir şekilde sonuçlanacağını, faillerinin bu gençler olduğunu düşünmelerinden dolayı duyarsızlık gösterdiklerini düşünüyorum. Yargılama sonunda başından söylediğimiz karar verildiğinde, aileler bu defa yargılamayı takip etme gereği duyarak kararı istinafa taşıdılar. İstinaf aşamasından bu yana da yargılamayı avukat aracılığıyla takip ediyorlar. Bunu biz başından beridir söylüyorduk, ancak geçte olsa bunu yapmaları hakikatin ortaya çıkabilmesi adına olumlu bir davranıştır” dedi.

‘SAVCI YAPMASI GEREKENLERİ YAPMAMIŞTI’

Yargılama boyunca dosyadaki usul hatalarının altını ısrarla çizdiklerini, kaygılarını dile getirdiklerini ifade eden Akay, heyete yıllardır devam eden yargılamada bir arpa boyu dahi yol alınamadığını söylediklerini anlattı. Davada yargılanan sanıkların yıllarca boş yere tutuklu kaldıklarını aktaran Akay, “Dosyanın içi boştu. Dosyadaki deliller soyut delillerdi. Hiçbir somut delil toplanmamıştı. Delillerin birçoğu zamanında toplanmadığı için kararmıştı. Biz resmen yeniden bir soruşturma yürüttük. Savcının yapması gereken hiçbir şey neredeyse yapılmamıştı. Savcının yapması gerekenleri biz yapmaya çalıştık. Maalesef soruşturma savcısının ciddi ihmalleri dosyada mevcuttu. Bu ihmallerin ne kadar kasıtlı ne kadarı ihmalden ibarettir, bilemiyoruz. Fakat ciddi hatalar vardı. Bu hataların yeni açılacak bir soruşturmada giderilmesini temenni etmekten başka bir şey gelmiyor elimizden” diye belirtti.

PARMAK İZİ VAR AMA ŞÜPHE YOK!

Hiçbir delilin olmadığı yargılamada şüpheli gençlerin bir kısmı tutuklu yargılanırken, dosyada başkası aleyhinde somut delillerin olmasına rağmen tutuklanmadığını ifade eden Akay, örnek olarak polis memuru Burak Koru’yu verdi. Koru’nun parmak izi incelemesi raporunun mahkeme aşamasında dosyaya girdiğine dikkat çeken Akay, şöyle devam etti: “İlk andan bugüne bu parmak izi incelemesi mevcutken, dönemin savcısı her nasılsa bu raporu dosyaya koymamış. Ancak mahkeme aşamasında yıllar sonra TEM Şube Müdürlüğü’nde faillerin bulunup bulunulmadığı sorulduğunda Burak Koru’ya ait parmak izi sonucu ortaya çıkmış. İşin ilginç tarafı Burak Koru’dan alınan bilgi ifadesinde de hiçbir zaman o eve gitmediğini belirtiyor. Böylelikle bu polis olağan şüpheli olması gerekir. Ancak bugüne kadar bu polis memuru şüpheli olarak dahi dosyada yerini almadı.”

‘ORTAYA ÇIKABİLECEĞİNE İNANIYORUZ’

Mahkemelerin genellikle faili meçhul dosyalarda rutin olarak faili meçhul kalan dosyanın tekrardan soruşturma makamına sevk edilerek faillerin bulunması yönünde araştırmanın devam edilmesi kararını verdiğini paylaşan Akay, “Bu dosyada da aynı durum söz konusudur. Fakat bu durumun işleme girebilmesi için kararın da kesinleşmesi gerekir. Kesinleşme de uzun bir süreç alabiliyor. Karar istinafta onandı. Fakat Yargıtay aşaması halen devam ediyor. Yargıtay aşamasının ne zaman sonuçlanacağını bilmiyoruz. Böyle olunca da birçok delil gün geçtikçe elde edilemez bir noktaya geliyor. Dosyanın gerçek anlamda faili meçhul kalma ihtimali gün geçtikte daha da artıyor. Bu da sağlıklı bir yargılama için ciddi bir engel olarak önümüze çıkıyor. Biz hakikatin halen ortaya çıkabileceğine inanıyoruz. Çünkü eldeki deliller basit deliller değil, bu eldeki deliller sayesinde soyut olan iddialara itibar edilmeyip sanıklar beraat etti. Çünkü karşı deliller ortaya koyduk. Karşı şüpheliler ortaya koyduk. Bu şekilde mahkeme heyetinin bakış açısını değiştirdik. Çünkü gençlerin soyut bir ihbarla tek başına suçlu olarak görülmesinin doğru olmadığını kanıtladık. İnşallah yargı hakikati ortaya çıkarabilecek adımları atar. Bizim temennimiz budur.” MA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...