GAZETE SOKAK – Yıllarını sendikal mücadeleye veren, 1999’da OHAL yetkisiyle gittiği sürgünden 3 yıl sonra mahkeme kararıyla dönen BES Diyarbakır eski Şube Başkanı Ahmet Çoban, 2016’da yine bir OHAL KHK’siyle ihraç edildi. Kansere yakalanan Çoban, yaşamını yitirdikten 10 ay sonra görevine iade edildi.

MA’dan Fahrettin Kılıç ve Gülistan Dinç’in haberine göre, Diyarbakır Defterdarlığı’nda 1990’lı yıllarda çalışmaya başlayan Ahmet Çoban (60), üyesi olduğu KESK’e bağlı Maliye-Sen’de yıllarca sendikal mücadele verdi. Kimi zaman bir sendika üyesi, kimi zaman işyeri temsilcisi, kimi zaman da sendika yöneticisi olarak emekçilerin haklarını dile getirdi, örgütlü mücadeleyi savundu, toplumsal gelişmelere duyarlılığıyla öne çıktı. Sendikal mücadeledeki aktifliği nedeniyle Çoban, 1999’de dönemin OHAL Bölge Valiliği kararıyla Nevşehir’e sürgün edildi. 3 yıl sürgünde çalışmak zorunda bırakılan Çoban ve ailesi, kaldığı apartman ve iş yerinde mobbinge maruz kaldı. Çoban, İdare Mahkemesi’nde sürgün kararına karşı açtığı davayı kazanınca 2003’te tekrar Diyarbakır’a döndü. Sendikal mücadeleye devam eden Çoban, Maliye-Sen’in değişen ismiyle Büro Emekçileri Sendikası’nda (BES) şube başkanlığı dahil birçok görev aldı.

HASTALIĞA YAKALANDI, EVİNE KAPANDI

OHAL’in uzun yıllar hüküm sürdüğü dönemde sürgün edilen Çoban, 13 yıl sonra darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL kapsamında 22 Kasım 2016’da çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildi. Kararla birlikte yine sancılı bir dönemle karşı karşıya kalan Çoban, tansiyon, şeker hastalığı derken akciğer kanserine yakalandı. Hastalığı nedeniyle tedavi gören Çoban, son bir yılda eve ve içine kapandı. Amansız hastalığa 10 ay önce yenik düşerek vefat eden Çoban, vefatında 10 ay sonra OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından işine iade edildi. Çoban yaşamını yitirdi, ancak OHAL KHK’lerinin yarattığı hukuksuzlukların somut hikayesi olarak akıllarda kaldı.

‘TERÖRİST GÖZÜYLE BAKIYORLARDI’

Yaşadıkları şoku üzerinden atamayan, kelimeler boğazına düğümlenen Çoban’ın eşi Kıymet Çoban, Mezopotamya Ajansı’na konuştu. Eşinin 1999 yılında Nevşehir’e sürgün edildiğini ve yaşadıkları zorlukları anlatan Çoban, “Eşim 3 yıl boyunca orada tek başına kaldı. Okullar kapanınca çocuklarla gidiyorduk yanına, ancak oraya gittiğimizde ‘teröristler geldi’ tepkisiyle karşılaşıyorduk. Çok üzülüyorduk. Öyle git gellerden sonra son bir yıl Ahmet’in yanına yerleştik. Memleketimizden haksız ve hukuksuz yere koparılmıştık. Hiç unutmam bir gün binadaki bir komşuya yemek götürmek için kapısını çalmıştım. Ancak bize ‘terörist’ gözüyle baktıkları için kapıyı açmaya korkmuştu. Neyse ki mahkemeyi kazandık ve sürgün hayatımız 2003 yılında bitti” dedi.

TANSİYEN, ŞEKER VE AKCİĞER KANSERİ

Eşinin ihraç edilmeden önce hiçbir sağlık sıkıntısının olmadığını belirten Çoban, eşinin ihraç edildikten sonra psikolojik bunalıma girdiğini ve bir yıl boyunca tamamen eve kapandığını söyledi. Eşinin eve kapandığı bu süreçte kendileriyle konuşmadığını, önce tansiyon ve şeker hastalığı şikayetiyle hastaneye götürdüklerini, daha sonrasında ise akciğer kanseri teşhisinin konduğunu belirten Çoban, daha sonraki süreçte ise Çoban’ın yaşamını yitirdiğini söyledi. Çoban, tedavi sürecinde kullanılması gereken iğnelerin ücretini karşılayamadıkları için eczaneden borç aldıklarını ve hala ödeyemediklerini ifade etti.

‘GEÇ GELEN ADALET ADALET DEĞİLDİR’

Ahmet Çoban’ı yakından tanıyan BES Diyarbakır Şube Başkanı Suphi İzol da hükümetin 15 Temmuz darbesini fırsata çevirdiğini belirterek, “Ahmet Çoban, hiçbir zaman mücadeleci sendikal kimliğinden geri adım atmadı. Zaman zaman sistemin de üzerine gittiği ve çok ciddi anlamda bedel ödemek zorunda kalan bir arkadaşımızdı. Aslında 15 Temmuz darbe girişimi üzerinden en çok bizim arkadaşlarımıza yönelim oldu. Bizim darbeyle bir alakamız yok, KESK’in mücadelesinde, misyonunda öyle bir şey yok, emek örgütüdür. Ancak hükümet darbeyi fırsata çevirdi. Bununla ilgili arkadaşlarımıza bölgede özellikle Diyarbakır’da ciddi anlamda bir yönelim oldu. Binlerce insan, bir sabah kalktığında ismini KHK listelerinde yayınlanmış buldular. Ahmet de bu arkadaşlarımızdan biriydi. Yani pardon dediler ama arkadaşımız 10 ay önce vefat etmişti. 3 buçuk yıl sonra gelen adalet adalet değildir. Ahmet arkadaşımızın sendikaya çok katkıları oldu. Demokratik mücadelesinden asla ödün vermeyen, insanı duyguları ağır basan bir arkadaşımızdı” şeklinde konuştu.

‘KHK ARTIK ZULME DÖNDÜ’

KHK zulmüyle 140 bin civarında insanın ihraç edildiğini hatırlatan İzol, bir çok insanın hayatını kaybettiğini, ancak zulmün hala devam ettiğini belirtti. İzol, “İnsanlar açlıkla terbiye ediliyor. Hala bir sürü arkadaşımızın dosyası görülmemiş. Yani bunlar çok önemli verilerdir. Muhalif, demokrat, barışı savunan, emekten yana olan ve Kürt muhalefeti olan yani herkes hedef haline geldi. Bu önemli bir mücadele haline döndü. Ahmet arkadaşımızın bu durumu bir mağduriyetin somut örneği oldu” ifadelerini kullandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...