GAZETE SOKAK – HDK’nin düzenlediği “Göç Mültecilik ve Ayrımcılık” sempozyumunun konuşan Göç İzleme Derneği’nden Yeter Tan, savaş döneminde kadınlara karşı yapılan her türden saldırının kadının etnik kimliğiyle doğrudan ilgili olduğunu söyledi.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) “Göç, mültecilik ve ayrımcılık” sempozyumunun öğleden sonra ikinci oturumlarında “Göçmenlikte kadınlar ve çocuklar”, “Göç ve mücadele deneyimleri. Göçmenlerle çalışanlar neler yapıyor” ve “Sorun ne çözüm mümkün mü” konu başlıkları ele alındı. Moderatörlüğünü HDP Mülteci Komisyonu Sözcüsü Gülsüm Ağaoğlu’nun yaptığı “Göçmenlikte kadınlar ve çocuklar” başlıklı oturumda Yuva Derneğinden Nur Elçik ve Göç İzleme Derneğinden Yeter Tan konuşmacı olarak katıldı.

‘EŞİT BİRŞEKİLDE BİR ARADA DEĞİLLER’

Oturumda ilk olarak söz alan Yuva Derneğinden Nur Elçik, sunumunda Suriyeli kadınların “din kardeşi” olarak görüldüklerinde görece daha rahat hissettiklerini söylediklerini aktardı. Devletin Suriyeli ve Türkiyelilerin bir araya getirilerek sosyal uyum sağlanmaya çalışıldığına dikkati çeken Elçik, ancak iki grubu eşit donanımda bir araya getirilmediğinde birbirlerine karşı haklarını savunamayacaklarını bir tarafın alttan almak zorunda kaldığını aktardı.

‘SURİYELİLER ZORLA GÖNDERİLİYOR’

İstanbul Valiliği’nin kentteki kayıtlı Suriyelileri, Suriyelilerin olmadığı bölgelere yollayarak yalnızlaştırmaya çalıştığını belirten Elçik, “İstanbul’da kalmak isteyen Suriyelilerin şirketi olması lazım. Şirket varsa kalabiliyorsun. Halihazırda İstanbul’da çalışanların çoğu kayıtsız işçi. İşverenler korktukları için diyor ki, ‘git çalışma izni al, alamıyorsan ben seni çıkaracağım’ diyor. Yeni izin de alınamıyor” diye belirtti.

‘ETNİK KİMLİKLE DOĞRUDAN ORANTILI’

Ardından söz alan Göç İzleme Derneği’nden Yeter Tan “Zorla yerinden edilen kadınlar” başlıklı sunumunda 2015- 2016 yılları arasında ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında yerinden göç ettirilen kadınların durumuna dikkati çekti. Sokağa çıkma yasakları döneminde Cizre, Sur, Nusaybin, Silvan, Silopi, Yüksekova ve Şırnak gibi kentlerden 500 bin kişinin yerinden edildiğin ve dolaylı olarak 1 milyon kişinin etkilendiğini kaydeden Tan, Savaşın yıkıcı etkilerini, en çok yaşayan ise kadınlar olduğunu ifade etti. Kadına karşı saldırı ve cinsel şiddet bir savaş aracı olarak da kullanıldığını vurgulayan Tan, savaş döneminde kadınlara karşı yapılan her türden saldırının kadının etnik kimliğiyle de doğrudan ilgili olduğunu ifade etti.

Sempozyumun üçüncü oturumunda ise “Göç ve mücadele deneyimleri. Göçmenlerle çalışanlar neler yapıyorlar” başlıklı konu tartışıldı. Oturuma HDK Meclis üyesi Selahattin Güvenç moderatörlük yaparken, Halkların Köprüsü Derneğinden Can Tülük, Birlikte Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifinden Uraz Aydın, Göç Platformundan İlyas Erdem ve Kadın Kadına Mücadele Mutfağından Feride Abiç konuşmacı olarak katıldı.

‘TÜRKİYE GÖÇMEN SORUNU ÇOK FAZLA’

Sempozyumun son oturumunda “Sorun ne? Çözüm mümkün mü?” başlığı tartışıldı. Yazar Erdoğan Aydın ve Akademisyen Melek Göregenli’nin konuşmacı olarak katıldığı oturumun moderatörlüğünü İnsan Hakları Deneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri yaptı. “Göç ve mültecilikte Türkiye toplumunun kırılganlıkları” sunumunu yapan Yazar Erdoğan Aydın, Herhangi bir ülkeyle kıyaslandığında Türkiye’de göçmen sorununu bir hayli fazla olduğunu belirterek, “Karşımızdaki sorun düşünsel planda çözülemeyecek, pratik bir sorun olduğunu, altını boşaltan toplumun mağduriyetlerine kendine yabancılaşan, durması gerekenin tam tersi bir yerinde duran bir problemle karşı karşıyayız” dedi.

‘KAPİTALİZM BU SORUNUN MÜSEBBİBİ’

Göçmen sorununu çözümü meselesi açısından bir yanıyla 1930’lar Almanya’sı deneyinin kulağa küpe edilmesi gerektiğini ifade eden Aydın, “Sorun ülkemizi, tek tek halkları inançları aşan küresel bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Başta emperyalizm olmak üzere egemenliklerin iktidarlarını sürdürmek için alabildikçe istismar ettikleri bir sorun alanı” diye konuştu. “Kapitalizm bu sorunun müsebbibi” diyen Aydın, “Son tahlilde çözümünün kaynağı olmakla birlikte sorunun çözümü açısından düzen içi önermeler geliştirmek ve düzeni aşan güç biriktirebilmenin yollarını aramak zorundayız. Bu açıdan baktığımızda aslında laikliğin, demokrasinin de önemle üzerinde düşünülmesi gerekmektedir” diye konuştu.

Aydın’ın ardından söz alan Akademisyen Melek Göregenli ise “Toplumun kırılganlıkları, göç ve uyum” başlıklı sunum yaptı. Sunumların ardından soru cevap bölümüne geçildi. Sempozyum, HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit’in teşekkür konuşmasıyla son buldu. MA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...