CİVAN DEĞER

GAZETE SOKAK – İçişleri Bakanlığı tarafından Diyarbakır, Van ve Mardin belediyelerine atanan kayyumların ardından bölgede yerel iktidarı elinde bulunduran HDP’li belediyeler üzerinde fiili ve psikolojik baskılar sürerken, yaşanan haksızlığa karşı durması gereken ve haklıdan yana taraf olması beklenen ama ‘kayyumsever’ bazı ‘gazeteciler’ egemen sistemin yandaşlığına çanak tutarak halkın iradesini bertaraf etmek için adeta özel çaba sarf ediyor.

Konuştukları zaman en değme demokratlara karşı mangalda kül bırakmayan bu arkadaşların uğradıkları gel-git psikolojisi her dönem güçlüden yana dem vurmaktadır..

Kişiliklerine derin hastalıklar silsilesi gibi bulaşmış ve ruhlarının köküne kanser misali işleyen çıkar zeminli bu yaklaşım her geçen gün daha da bariz bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Yaşadıkları; sindirilmiş korku ‘imparatorluğunun’ bıraktığı tortunun sonucu olmakla beraber bir kişilik iflasının ötesinde başka bir şey değildir. İçine düştükleri bu iflasdan paraperestlikleri yüzünden kurtulmaları bir hayli çetindir.

Halbuki yaptıkları haberlerin ve yazmaya çalıştıkları yazıların kendilerine 3-5 kuruş sağlayacak ekonomik çıkar ve bu bağlamda ‘kayyumlardan’ medet ummaları bir anlamda onları özlerinden çoktan koparmıştır.

Hal böyle olunca mesele toplumsallıktan çıkıp bireysel çıkarlara doğru evrilmektedir. Bu tür kişilikler, tarih boyunca kendi küçük hesapları uğruna oportünizmin çarmıhında esir kalarak güçlüden yana esaretleriyle rüzgarlarını estirmeye çalışıp renk değiştirerek aklı sıra insanlığa ışık tutmaya çalıştıklarını zannedip hafif ve değişken kişilikleriyle halkı ‘aydınlattıklarını’ sanarak gülünç duruma düştüklerinin farkına varamayacak kadar düşkündürler. Anlamaları biraz zor olsa da bu arkadaşlara Wilhelm Reich’nin Dinle Küçük Adam kitabını okumalarını tavsiye ediyorum… Gelişmelerine katkı sunacağından emin olduğum için bu incecik dev eseri okumalarını mutlaka ama mutlaka öneriyorum..!

Hele hele hayatlarında bir satır yazı bile okumayı becerememiş olanlar var ki, yazı yazamaya çalıştıkları zaman; bazen ekonomist, bazen tarihçi, çoğu zaman psikiyatrist, zaman zaman edebiyatçı oluverirler bir anda. Bazen de mizah yazmaya çalışırlarken kendileri mizahlık duruma düşer. Ama iş hak ve adalete gelince en temel insan hakları savunucusu olurlar bu çok değerli oportonist arkadaşlarım.

Tanıyanlar iyi bilir ki kişileri hedef alacak kadar aciz ve cılız bir beyne sahip değilim. Bu temelde bireyleri hedef alma gibi bir sorunum da yoktur. Elbette ki burada işinin hakkını verenlere sözümüz yoktur, hatta ustaların önünde saygıyla eğilmesini bilecek kadar da erdemli olduğumuzu her kes iyi bilir. Eksikliklerimizi mantık çerçevesinde görüp söyleyenleri de her zaman dikkate almasını da iyi biliriz.

Yaşadığımız toplumda ortada ihlal edilen bir hak varsa gelin hep beraber mücadele ederek, edep ve adabımızla, birlikte karşı çıkalım. Ezilenlerin, hakkı gasp edilmişlerin; hakkını, tek yürek olup beraberce savunalım. Hak savunalım ama; renk, dil, din, ırk memleket ayrımı yapmadan; siyasi kimlikleri gözetmeksizin el ele, omuz omuza hep birlikte kimseyi incitmeden, adaletsizlik etmeden, ‘Güçlünün adaletini değil, adaleti daha güçlü kılmak için’ mücadele edelim..!

Şimdi gelelim meselenin özüne; son günlerde bazı ‘gazeteci’ arkadaşlar ve sosyal medya kullanıcılarının Batman belediyesine karşı başlattığı linç girişimine değinmek istiyorum..

Kayyum döneminde işe alınıp da kısa bir süre önce görev yerleri değiştirilen ve görevlendirildikleri işi beğenmeyen, hatta bir süre işe gitmeyen 7 çalışanın daha sonra işlerine son verilmesi konusu insan değeri açısından elbetteki önemlidir. Eğer varsa haklılık payları? İnandığımız insani değerler doğrultusunda, hak – adalet babında bu emekçilerin hakkını savunmak gerekir. Yaşananları sorgulamak doğrudur, ama doğru temelde; yargısız infaz yapmadan sorgulamak gerek. Doğrusunu söylemek gerekirse hiçbir emekçinin işine son verilmesinden gönlümüz razı olmaz. Ama emekçinin de bu zeminin hazırlanması için çaba göstermemesi gerekiyor. Herkes iyi bilir, kayyum döneminde onlarca idareci ve yüksek tahsilli asli görevlerinden alınıp en ağır işlere sürüldü. Ama kimse sesini çıkarmadı, o dönem adeta ‘tatilde’ olan medya neden bunları yazmadı?

İşlerine son verilen bu arkadaşların durumunu bu kadar dillendirenlere sormazlar mı “Kayyum döneminde Batman belediyesinde yıllardır çalışan, bir kısmının emekliliğine kısa bir süre kalmışken 280 işçi ve memurun işine son verildiğinde siz neredeydiniz? Ki bunlardan bazıları ihraç edildiği için ömür boyu ne kendileri ne de çocukları devletin herhangi bir kurumunda asla iş sahibi olamayacaklar. Hatta bazıları belediye başkanlığına ve meclis üyeliğine rekor oy ile seçilmesine rağmen görevleri verilmedi, ya da verilen mazbataları elinden alındı. Demokratik mücadele sonucunda halkların iradesiyle seçilen belediye başkanlarının görevleri ‘gasp’ edildi.

Bu anlamda haksızlığa uğrayanlardan biri de benim. 4 yıl önce atılan bir iftira sonucunda yaşadığım haksızlığın ağır faturasını halen yaşamaktayım. 4 yıldan beri karakola gidip buradayım diye imza atmak zorundayım, yurtdışına çıkamıyorum. Yaşadığım bu haksızlık yüzünden daha gözaltında iken ders verdiğim Halk Eğitim’de anında işime son verildi. Sırf bu sorundan dolayı 4 yıldır bırak devlet işinde çalışmayı özel sektörde bile doğru dürüst iş bulamıyorum. Neden yazmadınız? Niçin sorgulamadınız? Çekinceniz neydi de bu kadar dillendirmediniz? Ya da o dönem neden sustunuz da şimdi kalemşorluk yapıyorsunuz? Benim size tavsiyem; birilerinin ‘adalet’ çarkı olacağınıza gelin hep birlikte daha adil bir zeminin oluşması bağlamında doğacak çocuklarımız için kimseyi incitmeden daha barışçıl bir şekilde hep beraber mücadele edelim..!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...