GAZET SOKAK – Karadeniz’in hırçınlığını sesinde barındırıp, ‘Şair Ceketli Çocuk’ olarak tanınan ve henüz 33 yaşındayken akciğer kanseri sebebiyle yaşamını yitiren müzisyen Kazım Koyuncu, “İşte Gidiyorum” diyeli 14 yıl oldu. Artvin Hopaspor’un taraftar grubu Denizin Asi Çocukları, ölüm yıldönümünde Koyuncu anısına bir etkinlik düzenleyecek.

Bugün 25 Haziran 2019. Yani kendine özgü müzik tarzıyla birlikte sahip olduğu düşünceleri ve bu düşüncelerinin omurgasını oluşturduğu duruşuyla gönüllere taht kuran Kazım Koyuncu’nun aramızdan erkenden ayrılışının yıldönümü. Onu aramızdan alan hastalığının adı kanserdi. Genç yaşta yakalandığu bu hastalığı yenemeyen Koyuncu, herkesin bildiği ama bir türkü inanmak istemediği bir anda, 2005 yılında henüz 33 yaşındayken sevenlerine ve hayata veda etti. Ardından yine kendisinin seslendirdiği “İşte Gidiyorum” şarkısıyla…

‘Şair Ceketli Çocuk’ ve ‘Karadeniz’in Hırçın Çocuğu’ gibi isimlerle tanınan hayata gözlerini 7 Kasım 1971’de Artvin’in Hopa ilçesine bağlı Yeşilköy’de açtı. Ancak geç kaydedildiğinden dolayı nüfus cüzdanıda resmi doğum tarihi olarak 10 Mayıs 1972 yazıldı.

İLK GRUPLARI: DİNMEYEN

Müziğe olan ilgisi henüz ortaokul yıllarında başlayıp, mandolin çalan Kazım, 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazandı. Siyaset okumasına rağmen müzik çalışmalarına bu yıllarda ağırlık verdi ve 1992’de 21 yaşında iken Ali Enver’le birlikte “Dinmeyen” isimli müzik grubunu kurdu. Ali Enver, yıllar sonra grubun isminin nerden çıktığını şöyle anlatacaktı: “Bostancı Gösteri Merkezi’ndeki bir sendika gecesinde ilk kez sahneye çıkacakken kulise gelen görevli gurubun ismi neydi diye sorduğunda çıkmıştı bu ad.”

‘HEP BİZDEN BİR ADIM ÖNDEYDİ’

Sadece bir aylık bir çalışmayla, binlerce insanın önüne hangi cesaretle çıktıklarına da Elver yine “Bütün bunların sebebi hep Kazım’dı. Kazım bizi hep bir yerlere ittiriyordu. Hep bizden bir adım öndeydi” diyecekti. Ancak bir dönem barlarda müzik yapmak zorunda kaldılar. Sonra Kazım bunun kendisini körelttiğini, bir daha çalmayacağını söyledi. Çok uzun dönem parasız kaldı ama bu kararından dönmedi.?

Öyle ki yolunu notalarla çizme sevdasıyla 1993 yılında üniversiteyi de bıraktı. Aldığı bu kararın nedenini “Zor dönemler, o okulu bitirip kaymakam falan olacaksın ya da kendi istediğin işi yapacaksın ama hep soru işaretleri olacak, sonu nereye varacak? Bu tercihlerden soru işaretli olanını tercih ettim” diyerek açıklayan Koyuncu, ağırlık verdiği çalışmalarıyla Karadeniz müziğini rock müzikle birleştirip, kendi tarzını oluşturdu.

DENİZİN ÇOCUKLARINDAN DAĞLARIN ÇOCUKLARINA SELAM GÖTÜRDÜ

Aynı dönemde “Dinmeyen”in ardından 1993’te Mehmedali Barış Beşli ile Lazca müzik yapmak amacıyla “Şku Zuğaşi Berepe”ye (Denizin Çocukları) dönüşen grup, 1995’te “Va Mişkunan” (Bilmiyoruz) albümüyle Lazca rockın ilk örneğini verdi. Kazım Koyuncu’nun bu topraklara ve bu topraklarda yaşayan halklar arasında barışın yerleşmesi konusunda taşıdığı düşünce ve sorumluluklarla grubun ilk konser durağı ise Diyarbakır oldu. Nitekim Koyuncu hala unutulmayan “Denizin çocuklarından dağların çocuklarına selam getirdim” sözlerini işte bu konserinden dillendirecekti.

‘BİZİM DİLİMİZ UNUTULMAKLA YÜZ YÜZE’

Başta Amed halkı olmak üzere Kürt halkı da bu sözleri sonrası Koyuncu’ya daha bir bağrına basacaktı. Birkaç yıl sonra yeniden geldiği Amed’de verdiği konser sırasında izleyicilerin bu kez kendisinden Kürtçe bir parça istediği Koyuncu, “Daha önce bir tane biliyordum. Şu an hatırlamıyorum. Kürtçe söyleyen çok sanatçı var. Bizim dilimiz unutulmakla yüz yüze. Bundan dolayı Lazca söyleyeceğim” diyecekti.

Öyle ki seslendirdiği Lazca şarkılara yöreye has ‘Şexani’, ‘Bablekan’ ve ‘Şerizdin’ oyunları bile uyarlandı.

İLK KİŞİSEL ALBÜMÜNÜ ‘VİYA!’ OLDU

“Dinmeyen” grubu 1996’da “Sisler Duvarı” albümünü çıkarmasının hemen ardından dağılırken, “Zuğaşi Berepe” grubu ise ikinci albümleri “İgzas”tan sonra 1999’da dağıldı. Koyuncu, “Viya!” adlı ilk kişisel albümünü ise 2001’de çıkardı. Yaptığı müzikler günden güne kendisine has bir hayran kitlesi oluşturan Koyuncu, 2002’de yayınlanan “Gülbeyaz” isimli televizyon dizisinin müziklerini yapmasıyla ertık herkes tarafından tanınıp, sevildi. Üretimi sürdüren Koyuncu, 2004’te ikinci solo albümü “Hayde”yi çıkardı. Ancak aynı yılın sonunda kansere yakalandığını öğrendi. Hastalığına rağmen konserler vermeye, barışı ve kardeşliği yayarak halkları buluşturmaya devam eden Koyuncu, 4 Şubat 2005’te Taksim’deki Yeni Melek Gösteri Merkezi’nde verdiği son konserinde ardından 25 Haziran 2005’te, henüz 33 yaşındayken yaşama gözlerini yumdu ve doğduğu köyde toprağa verildi.

‘HER ŞEYE RAĞMEN BU YERYÜZÜNDE ŞARKILAR SÖYLEDİK. TEŞEKKÜRLER DÜNYA”

Hayata bakışını ve duruşunu tanımlamaktan, dillendirmekten çekinmeyen Koyuncu’nun ölümünün üzerinden 14 yıl geçse de, bir röportajında sarf ettiği şu sözleri hala akıllarda: “Ben bir müzisyenim, ondan sonra biraz Karadenizliyim ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim ve gerçekten doğru bildiğim bir şeyi en azından çok zorlanırsam ortaya koymaktan çekinmem. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya.”

ETKİNLİKLE ANILACAK

Ölümünün üzerinden geçen 14 yılın sevenlerinin ona duyduğu özlemi dindiremediği Kazım Koyuncu’nın anısına Artvin Hopaspor’un taraftar grubu olan Denizin Asi Çocukları tarafından iki gün sürecek bir etkinlik düzenleyecek.

Hopa’da bugün başlayıp, yarın devam edecek etkinmlikler kapsamında Murat Meriç söyleşisi dinlenebilecek, ayrıca şiir dinletileri ve atölyeler yapılacak. Anma töreni 26 Haziran’da Grup Smokin, Irmak Kaya, Onurcan Çelik-Ufuk Yılmaz, Koray Çelik ve Haluk Levent’in konserleriyle sona erecek. MA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...