GAZETE SOKAK – İnsan kaçakçılarının, Türkiye üzerinden Avrupa’ya göç etmek zorunda kalan Suriyeli mültecileri denizden geçirmek için özellikle dalgalı günleri seçtiğini belirten WAHA Başkanı Muhammed Salih Ali, “Böyle olunca ölümler çok fazla oluyor” dedi.

İzmir ve Muğla’da başta olmak üzere son günlerde artan mülteci ölümleri, gözleri tekrar Türkiye’de çeşitli nedenlerle ölümü göze alarak Avrupa’ya göç etmek zorunda bırakılan mültecilere çevirdi.

İzmir’de özellikle kadın ve çocuklara yönelik faaliyet gösteren Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği (WAHA) Başkanı Muhammed Salih Ali, günde en az 100 mültecinin derneklerine çeşitli sorunlarla geldiğini kaydetti. Mültecilerin yeni bir yaşam umuduyla Avrupa’ya gitmeye çalıştıklarını söyleyen Ali, denizde yaşanan toplu ölümlerin kaza değil, cinayet olduğuna vurgu yaptı. Bu durumdan tek bir ülkenin sorumlu olmadığını kaydeden Ali, Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere devletlerin mültecilerin temel sorunlarına çözümleyici olarak yaklaşmadığının altını çizdi.

‘RÜZGARLI VE YAĞMURLU HAVALAR SEÇİLİYOR’

Suriye’de yaşanan savaşı durdurmanın birincil ihtiyaç olduğunu söyleyen Ali, yaşanan göçlerin tercih değil, zorunluluktan kaynaklandığı vurgusunda bulundu. Resmi kayıtlara göre; 4 milyon Suriyelinin Türkiye’ye gelmek zorunda bırakıldığını belirten Ali, sadece İzmir’de, 4 ay önceki verilere göre Göç İdaresi’ne 150 bin kayıtlı Suriyelinin olduğunun bilgisini paylaştı. Ekim ayı dahil olmak üzere İzmir’de bu rakamın 200 binin üzerine çıktığını tahmin ettiklerini söyleyen Ali, kayıt dışıların da olduğunu belirtti. Ali, “İzmir, mültecilerin bir Avrupa ülkesine geçmek için geldikleri şehirlerin başında geliyor. Acı bir gerçeğe vurgu yapmak gerekirse; bu insanları götüren kaçakçılar özellikle rüzgarlı ve yağmurlu havaları seçiyor” dedi.

‘BİR ÜMİTLE GİDİYORLAR’

Gitmek için kaçakçıların eline düşen mültecilerin zor durumda kaldığını belirten Ali, “Rüzgarlı ve dalgalı günlerde denizde çok fazla kontrol yapılmıyor. O günleri fırsat olarak gören kaçakçılar mültecileri gönderiyor. Böyle olunca ölümler çok fazla oluyor. Deniz dalgalı, hava kötü; ama bu insanlar bunu bile bile gidiyor. İnsan kaçakçıları bu durumu kullanırken, gidenler de bu gerçeği bilerek gidiyor. Görüştüğüm aileler, ‘Biz zaten ölüyoruz, gitsek en azından bir şansımız olur’ deyip gittiklerini anlattı. Bu, çok kötü bir fikir biliyoruz. Önceden, Makedonya’dan Sırbistan’a kadar sınırlar açıktı. Şu an gidenlerin hepsi adalarda kalıyor ve adalardaki yaşam şartları da kötüdür. Orada kötü bir yaşam olduğunu da biliyorlar; ama yine de bir ümitle gidiyorlar” diye konuştu.

‘SURİYELİLERE KARŞI NEFRET VAR’

Mültecilerin ölüme gitmesinin birçok nedeni olduğunu; ancak en önemli nedeninin savaş olduğunu dile getiren Ali, “Türkiye’de seçim döneminde siyasetçilerin çeşitli söylemleri oldu, kimisi seçimi kazanması halinde tüm Suriyelileri ülkelerine geri göndereceğini bile söyledi. Halk, bunları en baştaki siyasetçilerden duyduktan sonra ne yapmasın ki? Şu an yine Suriyelilere karşı nefret yaratan bir propaganda var. ‘Yok Suriyeliler maaş alıyor, yok telefonu bedava, hastanesi bedava her şeyleri bedava’ şeklinde söylemleri var. Kesinlikle böyle bir şey yok. Suriyeliler, sadece hastaneye bedava gidebiliyor” dedi.

‘MÜLTECİLERİN YÜK OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM’

AB desteğiyle Suriyeli mülteciler içinde sadece 1 milyon kişinin aylık 120 TL aldığını dile getiren Ali, bu mültecileri bankamatikte para çekerken görenlerin dahi tepki verdiğini belirtti. Toplumda yaratılan nefretin sonuçlarının, mültecilerin hayatlarının her alanında yaşadıklarını vurgulayan Ali, şöyle devam etti: “Bütün bunlar, onların gitmesi için birer teşvik oluyor. Gelen mühendisler, doktorlar avukatlar var. Bu eğitimli insanlar sadece diplomalarını savaşta bıraktıkları için bile kendi işlerini yapamıyor. Öbür taraftan bakıyorsunuz Halep’in tüm sermayesi Türkiye’ye geldi. Şu an Antep’te açılan yüzlerce fabrika var. Bu yük değil, ekonomiye de katkıdır. Suriyeli genç nüfus ucuz iş gücü olarak kullanılıyor. Kaç tane iş sahibi var Suriyeliler geldiğinden bu yana çok kazanıyoruz diyorlar. Kiranın mültecilerden dolayı arttığını söylüyorlar. Arttıysa da bütün sonuçlarını mülteciler ödüyor. Siz bir tane ev arıyorsanız, onların hepsi ev arıyor hepsi kiracı. Neden kimse işin bu tarafından bakmıyor? Savaştan kaçan insanlar, kimse keyfinden başka ülkeye gitmez” ifadelerini kullandı.

‘SAVAŞIN BİTECEĞİ GÜNÜ BEKLİYORLAR’

Ali, mültecilere dil, eğitim başta olmak üzere birçok konuda dayanışma kurmak amacıyla çalışan grupların olduğunu dile getirdi. Kendi derneklerinde gönüllü çalışan birçok kişinin olduğunu belirten Ali, “Kadınların ve çocukların yaşamları daha zordur. Çoğu, eşini babasını kaybetmiş. Bize gelenlerin yüzde 90’ı zaten kadınlar ve çocuklar oluyor. İzmir’de yaşayanlar buraya alıştı mı derseniz kısmen alıştılar. Burayı da evleri gibi görüyorlar. Resmi kurumların dışında burada daha rahat Arapça konuşuyorlar. 7 yıldır İzmir’de yaşayıp hala Türkçe bilmeyen birçok Suriyeli var. Çünkü onlar kendilerini misafir olarak görüyorlar. Bir kısmı, çocuklarını Türk okullarına göndermiyor. Savaşın biteceği günü bekliyorlar. Yani bugün bitse büyük çoğunluğu yarın o yıkılmış ülkelerine koşacaktır. Suriye halkının yüzde 80’i çiftçilikle uğraşıyor. Toprağa bu kadar bağlı halkı getirip metropollere alıştırmak çok zordur. O yüzden onlar zorunluluktan buradalar. Kendi ülkelerinde bir savaş var. Ege denizini ve Avrupa’yı bir kurtuluş olarak görmeleri de bundan kaynaklıdır” ifadelerini kullandı (Kaynak: MA / Ayşe Sürme – Nimet Ölmez)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...