DTK soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Jin News editörü ve yazar Roza Metina’ya, KHK ile kapatılan Kürt Yazarlar Derneği’ne üye olup olmadığı soruldu.

GAZETE SOKAK – Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı Demokratik Toplum Kongresi (DTK) soruşturması kapsamında gözaltına alınıp adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Jin News Kürtçe haber editörü ve Kürt Pen Üyesi Roza Metina, gözaltı ve operasyona ilişkin konuştu.

‘VAHŞİ YAKLAŞIM’

Polislerin sabah 07.30’da evine geldiğini kaydeden Metina, gözaltı anını şu şekilde anlattı: “Eve geldiklerinde ne iş yaptığımı sordular, gazeteci olduğumu, gazetecilik üstüne yazarlık da yaptığımı dile getirdim. Vahşi bir yaklaşımla yaklaşıyor ve mesafe kurallarına uymamız gerektiğini söylüyorlardı. Pandemi gerekçesiyle tedbir almaya çalışıyorlar, sokağa çıkma yasakları koyuyorlar ama bir yandan da yüzlerce insanı gözaltına alıp cezaevlerine koyuyorlar. İktidarın yürüttüğü siyaset içerisinde bir eksiklik var. Yine nezarete soktuklarında üçer dörder kişilik odalardı sonra bize diyorlardı mesafeyi koruyun. O zaman neden bu kadar insanı gözaltına alıyorsunuz?”

‘KÜRT KURUMLARI İLLEGALİZE EDİLDİ’

İfadesi alınmaya başladığında ise sorulan soruların DTK çerçevesinde olduğunu belirten Metina, “DTK çalışmalarında yer alıp almadığımız soruldu. Bu sorularla DTK’nin çalışmaları illegalize edilmişti. Bu alanlardan biri de edebiyat alanı. KHK ile kapatılan Kürt Yazarlar Derneğini bile önüme bir soru olarak bıraktılar. Derneğin üyesi olup olmadığımızı, çalışmalarına katılıp katılmadığımızı, ne gibi çalışmalar yürüttüklerini sordular. Aslında Kürt kurumları çatısı altında yürütülen çalışmaların illegalize edildiği görülüyordu. Jineoloji kitaplarının toplatıldığı yasaklandığı dolayısıyla suç olduğu söylendi. Kadın çalışmaları da hedef alınıyor. Bu operasyonların amacı kadın kurumlarının çalışmalarını bastırmak” ifadelerini kullandı.

‘HAKARET ETTİLER’

Sağlık ekiplerinin bir darp olup olmadığına ilişkin gelip kontrol ettiklerindeyse “daha vahşi bir yaklaşımla” karşı karşıya kaldıklarını aktaran Metina, “Psikolojik baskı çoğu zaman darptan daha fazla etkili olabiliyor. Yaklaşımları zihniyetlerini gösteriyor. Dört gün gözaltına olmak kendi başına bir sıkıntı ve zorluk. Arkadaşlarımız, sağlık sorunları olan arkadaşlarımız için kapıya vurduklarında gelip hakaret ediyorlardı. 70-80 yaşlarında bir kadın sağlık sorunlarının olduğu ve nezarette kalamayacağını, nefesinin kesildiği dile getirmesine rağmen nezarette dört gün boyunca tutuldu ve bir defasında yere yığıldı” dedi.

‘KADINLAR VE KÜRTLER HEDEFTE’

Metina, bu tarz operasyonların altında yatan nedenin “halkı alanlardan uzaklaştırmak” olarak tanımlayarak, “İnsan hakları avukatlarını gözaltına almaları insan haklarını hedeflediklerini, gazetecilerin alınması gerçek ve doğru haberlerin yayınlanmasını karşı olduklarından, doktorların gözaltına alınması sağlığı kendilerine hedeflediklerinden birde kadın kurumlarını hedeflendi, bulunduğumuz yerde 30’a yakın kadın gözaltındaydı. Burada iki şey ön plana çıkıyor. Birincisi kadının kurumsallaşmasının engellenmesi ikincisi ise Kürtlerin hedef alınması” şeklinde konuştu.

‘VAZGEÇMEMELİYİZ’

Metina, ekledi: “Ben de bir gazeteci olarak tekçi sistemin, baskının, imha ve inkar ile Kürt halkını yok etmek isteyen sistemin karşısındayım ve hiçbir zaman boyun eğmeyeceğim. Bu operasyon aynı zamanda yıllardır Kürt halkının üzerinde sürdürülen özel savaş politikasının bir sonucudur. Dolayısıyla gözaltı, tutuklama, baskı, zor ve psikolojik savaşa karşı mücadelemizde hiçbir zaman vazgeçmemeli, özel savaş politikalarının amacına ulaşmasına izin vermemeliyiz.” MA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...