GAZETE SOKAK – Geçtiğimiz günlerde davası zaman aşımından düşürülen Diyarbakır Cezaevi Katliamı’nın mağdurlarından Ramazan Yavuz, akciğer kanseri tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 1996 yılında 10 tutuklunun dövülerek katledilmesi ve 24 tutuklunun yaralanmasıyla ilgili asker, polis, cezaevi müdürü ve gardiyanların da yargılandığı dava zaman aşımından düşürülürken, katliamda yaralanan Ramazan Yavuz, akciğer kanseri tedavisi gördüğü Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Servisi Yoğun Bakım Ünitesinde hayata gözlerini yumdu.

Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencisiyken “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanan, yargılandığı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesince aynı iddiadan hapse mahkum olan Ramazan Yavuz, tutuklandığı 1994 yılında Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ne konuldu. Yavuz, katliamın yapıldığı 24 Eylül 1996’da yaralananlar arasında yer aldı. Katliam sonrası darp edilen ve baygın bir şekilde Gaziantep Cezaevi’ne sevk edilen Yavuz, diğer tutuklular gibi ne Diyarbakır’da ne de sevk edildiği Gaziantep Cezaevi’nde tedavisi yapıldı.

Hem gözaltında gördüğü ağır işkenceler hem de katliam sonrası tedavisi yapılmayan Yavuz, daha sonra akciğer kanserine yakalandı. 10 yıl cezaevinde kaldıktan sonra 2004 yılında tahliye edilen Yavuz’a 3 yıl önce akciğer teşhisi konuldu. Evli ve bir çocuk babası olan Yavuz, erken teşhis konulmadığı için müdahalede geç kalınan kanser nedeniyle kaldırıldığı Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Servisinde hayatını kaybetti.

Cenazesi ailesi tarafından alınan Yavuz, Mardinkapı Mezarlığı’na defnedildi.

DAVANIN GEÇMİŞİ

Diyarbakır Cezaevi’nde 1996 yılından gardiyan ve askerlerin tutuklulara saldırıp feci biçimde darp etmesi sonucu 10 tutuklu hayatını kaybetmiş, 24 tutuklu ise yaralanmıştı. Tutukluların çoğu görüş sırasında, görüş kabini içerisinde ailelerinin gözü önünde darp edildi.

Katliam ile ilgili açılan davada aralarında asker, polis, gardiyan, cezaevi doktoru ve cezaevi müdürünün de bulunduğu 72 sanık yargılandı. 27 Şubat 2006’da sonuçlanan davada 62 sanık “kastın aşılması suretiyle birden fazla kişiyi öldürmek”, “görevi kötüye kullanmak” suçlarından 5’er yıl hapis ve 3’er yıl kamu hizmetinden men cezasına çarptırıldı. Mahkeme 3 sanığın beraatına karar verirken, 7 sanık açısından ise dosyanın zaman aşımına uğradığına hükmetmişti.

Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle kararı bozarak, dosyayı yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye göndermişti. 2012 yılının Aralık ayında esas hakkındaki görüşünü açıklayan mahkeme savcısı, 62 sanığın “Öldürme kastı olmaksızın ölüme sebebiyet vermek”ten ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiş ancak zaman aşımı süresinin dolduğunu belirterek, kamu davasının zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasını istemişti.

Öte yandan dava, makul sürede sonuçlanmadığı için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı. AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) yaşam hakkını güvence altına alan 2’nci ve işkence ile kötü muameleyi yasaklayan 3’üncü maddesini ihlal edildiğine karar vererek, 2010 yılında Türkiye’yi 798 Bin Euro tazminata mahkûm etmişti.

Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinde 23 Mayıs 2019’da görülen duruşmada, Diyarbakır Cezaevi katliamı davası zaman aşımı nedeniyle düşürüldü. MA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...