GAZETE SOKAK – Kadına yönelik sistematik şiddeti ve kadın katliamını değerlendiren Sosyolog Neslihan Şedal, toplumsal rollerin ve ekonomik krizin bu durumdaki payına dikkati çekerek, “Güç kavramını baskı ve kontrol aracı olarak kullanılıyor” dedi.

Kadın kırımının gün geçtikçe derinleştiği ve olağanlaştığı Türkiye’de, her gün onlarca kadın evde, sokakta, işte, okulda baskı ve şiddette maruz bırakılıyor, tehdit ediliyor, tacize uğruyor, intihara zorlanıyor veya katlediliyor. Kadın yönelik sistematik şiddeti ve kadın katliamını değerlendiren Van’da Özalp Belediyesi Kadın Politikaları Müdürü Sosyolog Neslihan Şedal, toplumsal rollerin ve ekonomik krizin bu durumdaki payına dikkati çekti.

‘İNTİHARLAR GEREKÇELENDİRİLİYOR’

Ülkenin her gün bir kadın cinayetine tanıklık ettiğini hatırlatan Şedal, toplumsal rollerin sonuçlarına vurgu yaparak, “Toplumun kadın ve erkeğe biçtiği rol; gücün erkek tarafından kullanıldığını, kadının ise erkek tarafından korunması gereken bir konumda olduğunu roldür. Güç kavramını baskı ve kontrol aracı olarak kullanılıyor. Dolayısıyla kadının ev ve ev uzantılı konumlarda olması, erkeğin ise daha çok yüceltildiği bir zihniyet yürütüyor. Böyle olunca kadın intiharları ve cinayetler çok fazla yaşanıyor” dedi.

‘EKONOMİK KRİZ ŞİDDETİ ARTTIRIYOR’

Kadına yönelik şiddeti “politik bir saldırı” olarak değerlendiren Şedal, ekonomik krizin şiddeti arttırmadaki payına işaret etti. Şedal, “Ekonomik krizden dolayı kadın cinayetlerinin ve katliamlarının arttığını görebiliyoruz. Böyle durumlarda en çok yoksul ve şiddete maruz bırakılan kesim yine kadınlar olabiliyor. Kadının istihdamdan ve ekonomiden koparıldığı ve erkeğe ekonomiyi bağımlı hale getirildiği bir rol biçilmiştir. Sistem ekonomi mağduru olarak kadını hedef alıyor, erkek şiddet uyguluyor, cinayetler işleniyor. Kadın cinayetlerinin yoğunlaştığı bu süreçleri araştırdığımızda erkek ‘eve ekmek getiremedim, faturayı ödeyemediğim için eşimi vurdum’ gibi gerekçeler söylüyor” diye konuştu.

‘İNTİHARLARIN ÜSTÜ ÖRTÜLÜYOR’

Kadın katliamları ve intiharlarının tamamının basına yansımadığına işaret eden Şedal, “Kadını intihara sürükleyen sebeplere baktığımızda çok farklı şekillerde gerekçelendiriliyor. Fakat sistem tarafından bunun önünü açılan bir hakikatle karşı karşıya kalabiliyoruz. İntihar vakasının yaşandığı ailelerle yaptığımız görüşmelerde aile içi şiddet, erken yaşta evlilik, istismar, taciz, tecavüz, ensest ilişki, evlenen kadının eşinin dışarıda çalışması, kadının nüfusu kalabalık ailelerle yaşayıp birçok sorunla karşı karşıya kalması gibi durumlar var. Bu intiharlar gerekçelendirilirken ‘psikolojik sorunları vardı, sağlık problemleri vardı, sağlığı bozuktu’ diye durumun üstü örtülmeye veya normalleştirilmeye çalışılıyor. Kişiyi depresyona iten sebeplerin üzerinde durulmasından çok intiharın üzeri örtülerek, erkeği koruyan tavırla karşı karşıya kalabiliyoruz. Bunu farklı kişilerle görüştüğümüz zaman anlayabiliyoruz. Yaşanan sorun o gün farklı bir şekilde anlatılabiliyor. Otopsi raporları göreceli, erkeği koruyan bir şekilde ortaya çıkıyor” ifadesinde bulundu.

‘ÖRGÜTLÜ MÜCADELE GEREKİYOR’

Kadın katliamları, intihar ve şiddetinin önüne geçebilmek için kurumların organize ve örgütlü bir şekilde çalışması gerektiğini dile getiren Şedal, kadınların güvenle başvurabilecekleri bir kurumların olmayışını hatırlattı. Kadınların kendilerini rahat ifade edebilecekleri, sığınabilecekleri, hukuki, adli ve psikolojik destek alabilecekleri alanların kısıtlı olduğunu belirten Şedal, şöyle devam etti: “Kadınlar mevcut yerlere güvenmedikleri için şiddet gördüğü yere geri dönüyor. Güvenerek başvurduğu yerler kapatıldığı için destek alamıyor. Böyle olunca ya intihar sürükleniyor ya da cinayete kurban gidiyor. Şiddete maruz kalan kadınlar bizlere başvuru yaptıklarında köy ve mahallerde üç farklı boyutla destek sunabiliyoruz. Kadın ekonomisini güçlendirmeye yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Eğitim ve araştırmalar, çeşitli konular hakkında eğitsel atölyeler yapıyoruz. Kadın haklarına dönük toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddetle mücadele, aile içi olumlu iletişim ve birçok konuda eğitsel faaliyetler yürütüyoruz. Kadına şiddetle mücadele birimi olarak sorun yaşayan kadınlarla görüşmeler alıyoruz. Bu süreç işlerken kadınlarla dayanışma içinde oluyoruz. Hukuki süreç gerekiyorsa avukat, psikolojik destek istiyorsa sunuyoruz. Bu çalışmaları alanda kadınlarla iç içe olma tarzıyla yürütüyoruz. Kadınlar rahatça kurumlara gelip yaşadıklarını anlatamıyor. Hem toplumsal hem de aile baskısından kaynaklanıyor. Bizlerde kadınların rahat edebileceği, bir arada, birlikte üretim yapabileceğimiz, eğitimler görebileceğimiz tarzda şiddetle mücadele etmeyi daha uygun buluyoruz.” MA – Ayşe Sürme

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...