GAZETE SOKAK – Doksan yaşında hayata gözlerini yuman duayen foto muhabiri Ara Güler’i son yolculuğuna uğurlayan dostları onunla ilgili anılarını Artı Gerçek’e anlattı.

Artı Gerçekte Rıfat Doğan’ın haberine göre; tedavi gördüğü Florance Nightingale Hastanesi’nde, 90 yaşında hayata gözlerini yuman duayen foto muhabiri Ara Güler için önce Taksim Galatasaray Meydanı’nda ardından Beyoğlu Üç Horan Ermeni Kilisesi’nde bir tören düzenlendi. Güler daha sonra Şişli’de bulunan Ermeni Mezarlığına defnedildi.

Çok sayıda insanın katıldığı cenaze töreninde dostları da Güler’i son yolculuğunda yalnız bırakmadı. Onlardan biri olan ve bir dönem onunla birlikte çalışan Hasan Şenyüksel “Ben fotoğraf evinin yöneticisiydim. 15 yıl boyunca her gün görüştük. Galatasaray’da oturuyorduk. Bizim İz Dergisi’nin yöneticisi editörüydü. Olumsuz anlamda konuşmuyorum ama “efsaneyle tanışmayacaksın” diye bir atasözü var. Bir efsaneydi bana göre” sözleriyle Ara Güler’i anlattı.

“İSTANBUL’UN GÖSTERGE BİLİMİNİ İNCELEMİŞ BİRİYDİ”

“Diğer bütün fotoğrafçılardan Ara Güler’i ayıran şey, Güler’in İstanbul’un gösterge bilimini incelemiş olmasıydı” diyen Şenyüksel Güler için şu ifadeleri kullandı:

“Cartier Bresson ile başlayan bir ekol, gösterge bilimiyle neyi göstereceğini çok iyi biliyordu. İstanbul’u göstermek aynı zamanda sosyal hayatı göstermek şeklinde fotoğrafı çekiyordu, kişisel hümanizmi ve insana yaklaşımı çok başka ve romantikti. Dolayısıyla bence Ara Güler’i Ara Güler yapan buydu.”

Fotoğrafçı Çerkez Karadağ da Güler’i “Ara bey 1920’lerden 1990’lara kadar egemen olan fotojurnalizm anlayışının yaşayan en önemli temsilcilerinden biriydi. Bu kuşağın son temsilcisiydi” sözleriyle tanımladı.

“ARA GÜLER’İ ANLAYAMADIK, DAHA ÇOK MAGAZİNSEL YÖNÜ ELE ALINDI”

Güler’in çok anlaşılamadığının altını çizen Karadağ, sözlerine şöyle devam etti:

“O kuşağın bütün görüntüleri neredeyse 20. Yüzyılın bütün tarihini yazarı gibiydi. Ne yazık ki Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bu kuşağın çalıştığı önemli ajanslarının hepsi Amerikan sermaye gruplarına satıldı. Bu kuşağın dergileri gazeteleri, ajansları vardı, hepsi bitti. Dolayısıyla Ara Güler’in bu dönemin simgesi gibiydi. Bizde bu boyutu çok anlaşılmadı. Daha çok magazinsel yönüne eğildi insanlar ve onun ünlüleri çektiği fotoğraflar konuşuldu. Ancak Güler’in bunun ötesinde bir fotoğraf dahisiydi. Bu anlamda Güler önümüzdeki dönem çok daha farklı ve boyutlarıyla anlaşılacaktır.”

“O ANADOLU’YU DÜNYAYA SEVDİRDİ”

Ara Güler’in uzun yıllardır dostu olan gazeteci Musa Ağacık da Güler için “Ara Güler Türkiye’dir. Neden Türkiye? Türkiye topraklarında doğan Türkiye’nin tarihini, sanatını kültürünü iliklerinde hisseden bir dostumuz, insanımız bir dünyalıydı” ifadelerini kullandı.

Güler’in Anadolu’yu tüm dünyaya sevdiren bir fotoğrafçı olduğunu dile getiren Ağacık, “Türkiye’den dünyaya açılan ulusal değerlerden evrenselliğe uzanan büyük bir sanatçı büyük bir insan büyük bir fotoğrafçıydı. Hepimizin iliklerinde Anadolu sevgisini o yaşadı ve fotoğrafladı ve salt ülkemizin insanlarına değil dünya insanlarına ülkemizi sevdirdi. Dolayısıyla o hepimizin DNA’sında iliklerinde akan kandan biridir. Aynı zamanda evrensel nitelikli Anadoluludur. Onu sevgi ve saygıyla uğurlarken, anısı önünde saygıyla eğiliyorum” dedi.

“GAZETECİ ZALİMİN DE MAZLUMUN DA FOTOĞRAFINI ÇEKER”

Güler’in tartışılan Cumhurbaşkanı Erdoğan fotoğraflarını kendisine sorduğunu belirten Ağacık, Güler ile aralarında geçen o sohbeti şu sözlerle anlattı:

“Ara baba ile 40 yıllık dostluğumuz vardı. Ara babaya en son Tayyip ile ilgili ‘Kitap okumayı sevmeyi bilmeyen bir adamı çekmek nasıl bir duygudur?’ diye bir soru sordum. Kendisiyle bunu on gün önce konuştuk. ‘Evladım ben gazeteciyim. O anı belgelemem lazım. Şimdi diyorlar ki ‘niye zalimin fotoğrafını çekti?’ Gazeteci zalimin de fotoğrafını çeker, mazlumun da fotoğrafını çeker. Gazeteci belgeleyendir. Dolayısıyla niye zalimin fotoğrafını çekti diye eleştirilemez. Gazetecinin görevi fotoğraflamak ve belgelemektir. Görevimi yapıyorum. İnsanları anlamak gerçekten zor’ demişti.”

“GÜLER HEP DİK DURDU”

Güler’in kimseye yağcılık yapmadığını dile getiren Ağacık, Güler’in hep dik durduğunu söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Herkes kendi penceresinden baktığında eleştirebilir ama Ara Güler mesleğini yaptı. Söylediği şey ben belgeciyim. Bitti. “Erdoğan’ın kitabı tuttuğu fotoğrafta onun kitap tutuş biçiminden bile kitap okumayı sevmediği belli oluyor. Ben de onu belgeledim” ifadelerini kullanmıştı. Ara babaya selam olsun.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...