GAZETE SOKAK – Yargı ve ülkenin içinde bulunduğu durumdan kaynaklı yeni adli yılı buruk ve kaygıyla karşıladıklarını belirten Diyarbakır Baro Başkanı Ahmet Özmen, “Kürt meselesine nihai bir çözüm getirilemediği sürece ülkenin diğer sorunlarının çözülmesi mümkün değildir” dedi.

Diyarbakır Barosu, adli yıl açılışı dolayısıyla Diyarbakır Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Çok sayıda avukatın cüppeleriyle katıldığı basın açıklamasında konuşan Baro Başkanı Ahmet Özmen, Sur’da öldürülen başkanları Tahir Elçi ve adalet uğruna mücadele ederken yaşamını yitirenleri andı. Geçen adli yılda ülkede ve bölgede birçok hukuksuz uygulamaların yaşandığını hatırlatan Özmen, 15 Temmuz darbe girişimi ardından ilan edilen olağanüstü hal ile birlikte birçok temel hak ve özgürlüklerin birçoğu askıya alınarak kullanılamaz hale getirildiği, bu ihlallerinin birçoğunun yargı denetimi dışında bırakıldığı, birçok alanda da yargı işlevsiz bırakıldığına dikkat çekti.

‘OHAL DÖNEMİNDEKİ HAKSIZ UYGULAMALAR SONLANMADI’

Yargı üzerinden yapılan tahribatın toplum barışını ve huzurunu bozacak düzeyde olduğunu ifade eden Özmen, “Özellikle OHAL dönemindeki uygulamaların, bu dönem sonrasında dahi devam ettiği ve OHAL döneminde gerçekleştirilen haksız ve hukuka aykırı işlemlerin sonlandırılmadığı ve bu konularda umut verici hiçbir gelişmenin de olmadığı gerçekliği tüm kesimlerce gözlenmekte ve dile getirilmektedir. Yeni umutlarla yeni bir adli yıla girmek isterken, maalesef bu konuda yeterli bir siyasi iradenin oluşmadığını görmekteyiz. Her ne kadar Temmuz 2018 tarihinde OHAL kaldırılmış olsa da olağanüstü hal rejimi ülke genelinde varlığını devam ettirmektedir. Özellikle OHAL kaldırıldıktan sonra çıkarılan Kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile fiilen OHAL uygulamaları ve kuralları işletilmektedir. Cumartesi Anneleri’nin 700 hafta gibi uzun bir süre kesintisiz yapmış oldukları barışçıl etkinliğin bile yasaklanmış olması bu durumun en son somut örneğini teşkil etmektedir” dedi.

‘YENİ ADLİ YILI BURUK OLARAK KARŞILIYORUZ’

Böylesi bir atmosferde, insan hak ve özgürlüklerini koruyup geliştirmekle yükümlü olan baroların bile faaliyet alanlarının kısıtlanmaya çalışıldığını vurgulayan Özmen, “Her geçen gün adalete ve hukuk devletine aykırı olan uygulamalar artarak devam etmektedir. İnsan hak ve özgürlüklerini hatta yaşam hakkını bile hiçe sayan uygulamaların, keyfiliklerin sürdüğü ve toplumsal barışın bozulmasına sebebiyet veren uygulamaların olduğu bir süreçte, yeni adli yılı buruk ve kaygılı bir şekilde karşılıyoruz. Ancak Diyarbakır Barosu olarak insan hakları, demokrasi, adalet ve hukuk mücadelemizi hiçbir yılgınlığa ve karamsarlığa kapılmadan sürdüreceğimizi buradan bir kez daha dile getiriyoruz” ifadesini kullandı.

‘KÜRT MESELESİ ÇÖZÜLMEDİĞİ SÜRECE…’

Ülkemizin birçok sorunu olmakla beraber en temel sorununun Kürt sorunu olduğunu vurgulayan Özmen, şöyle devam etti: “Demokratikleşme, toplumsal barış ve refah başta olmak üzere birçok sorunun merkezinde yine Kürt meselesi yatmaktadır. Kürt meselesine nihai bir çözüm getirilemediği sürece ülkenin diğer sorunlarının çözülmesi de mümkün değildir. Toplumda ciddi bir beklenti ve umut yaratan, destek gören çözüm sürecinden sonra daha önce denenmiş ve sorunu daha da derinleştiren güvenlikçi politikalara geri dönülmüş, çatışmalı süreç yeniden başlamış ve Kürt meselesi yeniden şiddet sarmalına itilmiştir. Geçmiş tecrübelerle de sabit olduğu üzere güvenlikçi politikaların ve çatışmalı ortamın bir çözüm getirmeyeceği açıkça ortadadır. Kürt meselesini kalıcı bir çözüme kavuşturmanın yegâne yolu barıştır, demokrasidir, diyalogdur.”
Özmen, toplumsal barış ve hukuk devleti içinde birlikte yaşamaya engel teşkil eden her türlü uygulamalara bir an önce son verilerek, demokratik yol ve yöntemlerin önünün açılması gerektiğini dile getirdi.

TAHİR ELÇİ SORUŞTURMASI

Başkanları Tahir Elçi’nin kameralar önünde öldürülmesi üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen, soruşturma dosyasında her hangi bir olumlu ve umut verici ilerlemenin sağlanamadığını hatırlatan Özmen, şunları söyledi: “Elçi cinayeti için etkin bir soruşturma yürütülmesi ve faillerin ortaya çıkarılması, toplumsal barışa çok büyük fayda sağlayacağı gibi, yargıya olan güvenin artmasını sağlayacak. Bu bağlamda yetkililere sorumluluklarını hatırlatarak yetkilileri bir kez daha göreve davet ediyoruz.”

‘SİYASETÇİLER VE MUHALİFLER SUSTURULMAK İSTENİYOR’

Geçmişten günümüze siyasi iktidarların yargıyı taraflı konuma getirmek için yargıya baskı yaptığını anımsatan Özmen, “Maalesef yargı üzerindeki bu baskı ve uygulamalar son dönemde artarak devam etmektedir. Siyasetçiler, milletvekilleri, gazeteciler, akademisyenler başta olmak tüm muhalif kesimler yargı eliyle susturulmak istenmektedir. Yürütme ve diğer tüm erk ve gruplardan bağımsız ideolojik ve politik olmayan bir yargının derhal bugünden inşası elzem hale gelmiştir” diye belirtti.

AVUKATLARIN MESLEKİ SORUNLARI 

Yargının ana aktörlerinden biri olan avukatların mesleki çalışma alanı her geçen gün biraz daha daraltıldığını ifade eden Özmen, sözlerini şöyle tamamladı: “Meslektaşlarımızın mesleki, sosyal ve ekonomik sorunları her geçen gün ağırlaşmaktadır. CMK ve Adli Yardım servislerimiz uyarınca hukuki yardım sunmak üzere görevlendirilen avukatların ücret ve diğer ödeme sorunları hala iyileştirilip, çözülememiştir. Meslektaşlarımızın kollukta, cezaevlerinde, adliyelerde ve bir bütün olarak mesleklerini icra ettikleri her alanda yaşamış oldukları mesleki sorunlar ile bu birimlerdeki keyfi ve yasaya aykırı tutumlara son verilmelidir. Yetkililerden, hak arama özgürlüğünün teminatı olan avukatların hiçbir baskı altında kalmadan mesleklerini etkili bir şekilde icra edebilecekleri özgür bir zemin oluşturulması ile avukatların ekonomik ve mesleki sorunlarına bu yeni adli yılda kesin bir çözüm getirilmesini beklemekteyiz.” (MA)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...