GAZETE SOKAK – Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi kayyumunun 1 ton 600 kilogram fıstıklı kadayıf yemesine tepki gösteren CHP’li Gürsel Tekin, “Diyarbakır kayyumu mesainin her saatinde 220 gram kadayıf yemiş. El hak iyi yemiş. Seçilmiş ile atanmış farkı herhalde bu” dedi.

Yerine kayyum atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, geçtiğimiz günlerde önceki kayyumun belediye bütçesinden 1 ton 600 kilogram fıstıklı kadayıf yediğini açıklamıştı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulunarak, bu duruma tepki gösterdi.

‘SEÇİLMİŞLE ATANMIŞ ARASINDAKİ FARK’

Tekin, Twitter hesabından şu açıklamayı yaptı: “Diyarbakır kayyumu 2 yılda 1.6 ton fıstıklı kadayıf yemiş. Yılda 800 kilo, ayda 66 kilo, günde 2,2 kilo. Hiç sıkılmamış, içi bayılmamış, mesainin her saatinde 220 gram kadayıf yemiş. El hak iyi yemiş. Kimse bu kadar kadayıf yiyemez. Seçilmiş ile atanmış farkı herhalde bu. Seçilmişler halka ve halkın denge denetim mekanizmalarına hesap verir. Yargı, basın, sivil toplum denetimi vardır. Bu denetim kaynakların etkin ve verimli kullanılmasını sağlar. Demokrasinin bereketi budur. Atanmışların vesayet düzeninde, partizanlık, dalkavukluk vardır. Liyakat ve hesap verebilirlik yerini yandaşlık ve baskıya bırakır. Denge denetleme mekanizmaları kaybolursa milletin çocuğundan, kendinden arttırıp verdiği kaynaklar kişisel çıkarlar için kullanılır, israf olur. Kayyum her mesai saatinde 1 porsiyon kadayıf yerken bir kaynak kullanıyor. O kadayıf kamu kaynaklarından ödeniyor. Peki devlet bu parayı nereden buluyor? Devlet üretmez, tüketir. Üreten, artı değer yaratan millettir. Devlet milletin, 82 milyonun ürettiğinden vergi alır. Yani bu ülkenin insanı yaratıcı gücüyle, emeğiyle çalışıyor. Çocuğuna, sevdiğine, ailesine, keyfine ayıracağı zamanda bir emek veriyor, ter döküyor, bir mal veya hizmet üretiyor. Bunun karşılığında ortaya bir değer çıkıyor. Devlet, ter ve emekle üretilen bu değerden pay alıyor.”

‘VALİ YEMEYE DOYMUYOR’

Tekin açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Yetmiyor. Millet diyor ki ‘sana sadece emeğimle, ömrümden harcadığım zamanla ürettiğim değeri vermiyorum, bu değeri toplumun tamamının iyiliği ve huzuru için harcama yetkisi de veriyorum.’ Şu asil milletin yaptığı bunca fedakarlık karşısında kayyum ne yapıyor? Kadayıf yiyor. Yani kayyum o kadayıfı yerken esasında ailesi için asgari ücretle çalışan bir işçinin 70-80 senelik ömrümde bir daha geri gelmeyecek dakikalarını, nefesini yiyor. Bir annenin çocuğu için kullanacağı yerde devlete emanet ettiği harçlığı yiyor. İşsiz bir gencin umudunu yiyor. Kayyum bir emeklinin bayramda yüzünü güldürecek vakti yiyor, sabah saat 5te kalkıp işine giderken elektriği açıp 5 çeşit ödediği vergiyi yiyor, bir üniversite öğrencisinin kantin tabldotunu götürüyor. Şair diyor ya ‘masa da masaymış’ ‘Vali de valiymiş’ derdim yemeye doymuyor.” MA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...