“Dost dost diye nicesine sarıldım, benim sadık yârim kara topraktır” diyor büyük halk ozan Aşık Veysel.

Civan DEĞER

GAZETE SOKAK (ÖZEL) – Aşık Veysel’in bu sözünden de yola çıkarak toprağın hayatımızdaki yerinin ne kadar kadim olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda toprağın; başta insanlar olmak üzere yeryüzünde yaşamını sürdüren bütün canlılar için vazgeçilmez can damarı olduğu iyi bilinmelidir.

Her ne kadar son yıllarda insanlar kendi doğasından, doğal köy yaşamından hızla kopup kentlere akın ederek, bir anlamda betona yenik düşse de; bazı kentliler bu anlayışa bir anlamda meydan okuyarak bir karış toprağı bile cennete dönüştürmek için çabalıyor…

Bunlardan biri de geçmişi yüce Torosların bağrına dayanan, uzun yıllardan beri İzmir’in Karabağlar ilçesinde modern hayatın tam ortasında yaşamını sürdüren Hasan Cansız’dır. Cansız, evinin bahçesinde bulunan 100 metre karelik toprak alanda yetiştirdiği onlarca çiçek türü, ektiği meyve – sebze çeşidi ve geri dönüşümden bir araya getirip duvarlara astığı sanatsal objelerle adeta bir cennet oluşturmuş durumda.

‘ÖZÜMÜZ TOPRAKTAN GELMEDİR’

Kökeninin Antalya Yörüklerine dayandığını, uzun yıllar önce dedesinin İzmir’e yerleştiğini belirten Hasan Cansız, gerçek yaşamın toprakta saklı olduğuna dikkati çekerek, “İnsanın ve diğer bütün canlıların özü topraktan gelmedir. Aslımız Antalya Yörüklerine dayanmaktadır, toprağa bağlılığımız Toroslarla bağlantılıdır sanırım. Ama doğma büyüme İzmirliyim, Egeliyim. Yöremiz Bayındır çiçeği ile ünlüdür, geçmişten beri meşhurdur bizim orada. Gençliğimiz toprak ile uğraşmakla geçti. Askere gidene kadar toprakla haşır neşirdik, topraktan başka bir şey bilmiyorduk. Ekip, diktiklerimizi yetiştirip İzmir pazarlarına getirip satıyorduk” dedi.

‘BANA İLAÇ GİBİ GELİYOR’

Gençlik yıllarını Bayındır’da geçiren Hasan Cansız daha sonra İzmir merkeze taşındığını ve burada geri kalan yaşamını mücadele ederek devam ettiğini ifade etti. Yaşamı boyunca doğa, sanat ve çevreye olan duyarlılığından ödün vermediğinin altını çizen Hasan Cansız, “Bütün imkânsızlıklara rağmen durmadan hep hayat mücadelesi verdik. Emek ve üretim bizim için hep kutsal oldu. O dönem İzmir Gıda Çarşısında nakliyecilik sektörüne başladım. Sonra Allah nasip etti buradan bahçeli bir daire aldık. Bahçe özlemimiz memlekette kaldı, toprak aşığı insanlarız biz. İllaki küçük bir saksıda da olsa çiçek ekmeyi çok seviyoruz, kültürümüz böyle. Topraktan geldiğimiz için, toprakla haşır neşir olduğumuz için ekip biçmeyi severiz. İşte burada bir bahçe imkanı var, burası inşaattan kalma atıl, molozlarla dolu, bahçe denmeyecek kadar kötü bir durumdaydı. Ben burayı kendi ellerimle temizleyerek ehlileştirdim. Bayındır’dan toprak ve gübre getirdim. Toprak özlemimizi burada şehrin merkezinde, adeta beton binalar arasında Bozyaka’da, bahçemizde gidermeye çalışıyoruz. Özellikle pandemi döneminde burası bize ilaç gibi geliyor. Mahalledeki bütün komşular gelip burada nefes alıyor, bir avuç yeşillik bize hayat veriyor. Ben de mutlu oluyorum, açan her çiçek ayrı bir mutluluk veriyor, benim için gurur kaynağı oluyor. İşte burada mevsimine göre sebze ekmeye çalışıyoruz. Nanemiz var burada, soğan dikiyoruz. Her türlü çiçeği, her türden, her renkten ekmeye meraklıyım. Başka türleri gördüğüm zaman illaki getirip bahçemize ekiyoruz” diye konuştu.

GERİ DÖNÜŞÜMDEN TABLOLAR

Nakliyecilik yaparken çöpten ve geri dönüşümden topladığı atık malzemeler ve çeşitli görselleri tablo haline getirerek bahçenin duvarlarına uygulayan Hasan Cansız, mutluluğun ve huzurun insanın kendi ruhunda sır gibi gizli kaldığını, önemli olan bu cevheri keşfedip pozitif enerjiye dönüştürmek olduğunu hatırlatarak, “Ben nakliye işi yaptığım için bu tabloları, yük taşırken arabama yüklenen molozların arasından çıkardım ve atmaya kıyamadım. Buraya getirerek bahçenin duvara dekor olarak astım. Değişik bir hava verdi buraya. Burada bulunan bütün objeleri sağdan soldan topladım” diye ifade etti.

‘GENÇLERE ÖNERİM; HİÇ BİR ZAMAN ÜRETİMDEN VAZGEÇMESİNLER’

Son yıllarda ülke olarak üretimden uzaklaştığımızın altını çizen Cansız, gençlere önerilerde bulunarak, hiçbir zaman çalışmaktan ve üretmekten vaz geçmemeleri gerektiğini aktararak, “Gençlere önerim çalışmaktan, üretmekten hiçbir zaman vaz geçmesinler. Her koşulda çalışıp üretmeye gayret etsinler. Bu ülkenin kalkınması yine üretimle olacak. Tüketim toplumu olduk son yıllarda. Aslında en büyük tehlike de bu. Herkes birey olarak bir şeyleri üretmesi lazım; ama bir çiçek ama bir domates, bir soğan… Herkes bir şeyler üretirse, inanıyorum ki ülkemiz daha kolayca düzlüğe çıkar. Ne kadar da olumsuzluklar olsa bu ülkede çalışkan insanlar var. Onlara güveniyorum ben, inşallah daha iyi olacak” şeklinde konuştu.

One thought on “Cansız’ın imrenilen yaşam öyküsü: Geri dönüşümden ‘sanat bahçesi’”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...