GAZETE SOKAK – İdlib’de asker kayıplarının ardından mültecilerin hükümet kararıyla Avrupa sınırına taşınmasını “insan kaçakçılığı suçu” olarak tarif eden Avukat Duygu İnegöllü, “Toplu ölümlerin sorumlusu ülke olarak biz olacağız” dedi.

Suriye’nin İdlib kentinde süren savaştan kaynaklı mültecilerin Avrupa’ya gidişlerin serbest bırakılması ve sınır kentlerinde ortaya çıkan hak ihlallerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan mülteci hakları alanında deneyimli Avukat Duygu İnegöllü, Türkiye’nin ihlal ettiği uluslararası anlaşmalara dikkati çekti.

‘BİZE GERİ GÖNDERİLECEKLER’

Yasal olmayan yöntemlerle ülkeden çıkmaya çalışan herkesin durdurma yükümlülüğünün olduğunun altını çizen İnegöllü, “Ülke olarak, biz bu yükümlülüğümüzü şuan yerine getirmiyoruz. Biz kapıları açsak dahi karşıdaki ülke bu kapıları açmamış. Şöyle bir durum var; bir kişinin gideceği yerde mülteci olarak kabul edilebilmesi için, güvenli olmayan ülkeden geliyor olması gerekiyor. Türkiye güvenli bir ülke olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla bu kişiler Avrupa’ya ulaştıklarında da güvenli bir ülkeden geldikleri için yüksek bir ihtimalle bize geri gönderileceklerdir” dedi.

‘TEHLİKE GÖRÜYORUM’

İnsanların hayatlarının politik bir koz olarak kullanılması ve süren savaştan sorumlu kılınmasının yanlışlıklarına vurgu yapan İnegöllü, “İnsanlarda Suriye’de yaşanan kayıplar ile mültecilerin bir alakası varmış gibi algı oluşturulmasına neden olunuyor. Bunun toplumda mültecilere yönelik nefret geliştireceğinden korkuyorum. Sonrasında da ülke içinde çok büyük bir tehlike görüyorum” diye belirtti.

‘KORUMA YÜKÜMLÜLÜĞÜMÜZ VAR’

Karayoluyla sınırdan geçemeyen insanların denizlere yönlendirildiğini ve bunun uluslararası alanda ortaya çıkacak sonuçlarına işaret eden İnegöllü, “Bizim taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalar var. Yaşanacak her türlü can kaybını engellemekle yükümlüyüz. Sadece devlet olarak değil, orada özel olarak bulunan her hangi sivil bir teknenin bile can kaybına yönelik bir tehlike gördüğünde o kişiyi kurtarma yükümlülüğü var. Biz devlet olarak insanların botlara binip denize açılmasını seyrediyoruz. Bu doğrudan anlaşmalara aykırı olacak. Denizde Arama Kurtarma ve Uluslararası Sözleşmesi’ne aykırı olacak. Sizin topraklarınızdan gitmeye çalışan bir yabancıyı koruma yükümlülüğünüz var. Toplu olarak ortaya çıkacak bir ölümün sorumlusu ülke olarak biz olacağız. Bunca insanın yaşayacağı her türlü insan hakkı ihlali bizim sorumluluğumuzda olacak. Bu konuda çok sayıda dava açılacaktır” diye konuştu.

‘MÜLTECİLERİ KULLANMAMIZ DOĞRU DEĞİL’

Kayıtlı mültecilerin var olan statülerini dile getiren İnegöllü, Geri Kabul Anlaşması kapsamında yasadışı olarak Avrupa Birliği ülkelerine geçmeyi başarsalar dahi, Türkiye’ye geri gönderilmelerinin mümkün olduğunu, aksi halde bu sözleşmenin de ihlal edilmiş olacağını söyledi.

Türkiye’nin üzerindeki mülteci yükünün ağır ve anlaşılır olduğu, Avrupa’nın bu konuda üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediğini de hatırlatan İnegöllü, şöyle devam etti: “Başka ülkelerin bu konudaki sorumluluğunu yerine getirmesini talep etme hakkımız elbette var. Bu kadar insanın sığınma hakkının koruma yükümlülüğü tek başına Türkiye’nin üzerine tabii ki bırakılmamalı. Herkes sorumluğunu yerine getirmeli. Ama AB sözünü yerine getirmedi diye bizim hukukken bir süreç yürütmeniz gerekirken, yaşadığınız en ufak bir sıkıntıda üstelik de alakasız bir sıkıntıdan mültecileri kullanmanız politik olarak da insani olarak da kabul edilemez.”

‘İNSAN KAÇAKÇILIĞI SUÇU İŞLENİYOR’

Hükümetin açıklaması doğrultusunda vali, kaymakamlık, belediyeler ve kimi dernekler ile özel şirketlerin personel servis araçlarıyla mültecileri sınır kentlerine taşımasının doğrudan insan kaçakçılığı suçu olduğunu kaydeden Avukat İnegöllü, geçmişte yaşanan yargısal süreçleri örnek verdi: “Bakın İzmir’den Çeşme’ye mültecileri götürdükleri için birçok taksici sorgulandı ve yargılandı. Şehirlerarası birçok yolcu taşıyan şirket, yol izni olmayan yabancıları aldıkları taşıdıkları için insan kaçakçılığından yargılandılar. İdari para cezalarıyla karşılaştılar. Kişi ve şirketlere yasal işlemler yapıldı. Şimdi siz zamanında yasakladığınız ve bu sebeplerle yargıladığınız insanların karşısına çıkıp diyorsunuz ki, ‘biz, sizi yargıladık ancak şimdi bunu kendimiz yapıyoruz, suç olmadığına karar verdik’ bu hiç doğru bir tavır değil.”

‘YUNANİSTAN’IN DA SORUMLULUKLARI VAR’

Türkiye kadar Avrupa Birliği ülkelerinin ve komşu ülke Yunanistan’ın yaptıklarının da yanlış olduğunu sözlerine ekleyen İnegöllü, şunları söyledi: “Taraf oldukları uluslararası anlaşmalara aykırı davranıyorlar. Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı. Nitekim gelen bir mülteciyi kabul etmeme hakkınız yoktur. Hamilelik, hastalık ve hassas durumda olan kişilere hızlı bir şekilde yardımcı olma yükümlülüğü var. Geri Kabul Anlaşması’nda bile sözleşme hükümlerinin kişilerin uluslararası koruma hakkına helal getirmemek koşuluyla uygulanacağını düzenlemiştir. Türkiye’yi sorumluluklarını yerine getirmeye yaptığımız daveti Yunanistan’a da yapmamız gerekiyor.”

MA / Sedat Yılmaz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...