GAZETE SOKAK – Kolombiya’daki barış sürecinde kadınların nasıl bir rol aldığını inceleyip, raporlaştıran isimlerden biri olan Nisan Alıcı, en fazla göze çarpan şeyin “İnsanların barış meselesini birincil mesele haline getirmiş olması” olduğunu ifade etti. Alıcı, Kolombiyalı kadınların Türkiye’yi ise, çoğunlukla Kürt kadınları üzerinden bildiğini belirtti.

Kolombiya’da 50 yıldan fazla süren iç çatışmanın ardından Hükümet ile Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) arasında 24 Kasım 2016’da tarihi bir barış anlaşması imzalandı. 260 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği, 6 milyondan fazla kişinin göç etmek zorunda kaldığı iç savaş, atılan imzalarla sona erdi. Sonrasındaki barış sürecini toplumsal cinsiyet boyutu üzerinden gözlemlemek üzere Demokrasi Barış ve Alternatif Politikalar Araştırma Merkezi (DEMOS) adına Kolombiya’ya gidip, incelemelerde bulunan Güneş Daşlı, Nisan Alıcı ve Julia Poch Figueras, hazırladıkları “Barış ve Toplumsal Cinsiyet: Kolombiya Barış Süreci” adlı raporu ise geçtiğimiz 17 Temmuz’da yayınladı.

Rapor, pek çok kurum ve kişiyle yapılan görüşmelerin sonucunda hazırlandı. Kolombiya pratiğinden yola çıkarak hazırlanan raporun amacı ise çatışmalı ülkelerde yaşananların toplumsal cinsiyetten bağımsız irdelenmemesi gerektiğine dair tartışmaların yürütülmesi ve bu pratiğin çatışmalı ülkelere ilham kaynağı olması.

‘AMACIMIZ İLHAM VEREBİLECEK DENEYİMLER TOPLAMAKTI’

Raporun hazırlanış hikayesi ile barış ve toplumsal cinsiyet arasındaki bağı raporun yazarlarından Nisan Alıcı ile konuştuk. Daha önce saha çalışması yaptıkları Sırbistan, Kosova, Suriye ve Srilanka’da kadınların verdiği barış mücadelesini inceleyen bir kitap hazırladıklarını hatırlatan Alıcı, amaçlarının barış için mücadele eden kadın aktivistlere ilham verebilecek deneyimleri toplamak olduğunu ifade etti.

Türkiye’de de zor zamanlardan geçilse de, aslında pek çok ülkede benzer şeyler yaşandığını, fakat kadınlar ve LGBTİ’lerin bir yolunu bulup çok güçlü bir şekilde o süreçlere müdahil olabildiğini belirten Alıcı, bu deneyimlere bakmanın kendileri için de çok güçlendirici olduğunu dile getirdi. Bu konuda İstanbul’da düzenledikleri konferans ve çalıştaya Sırbistan ve Kosova’dan gelip katılan kadınların kendi deneyimlerini anlattığını aktaran Alıcı, ülkenin farklı şehirlerinden bir araya gelen kadınların ise, o deneyimler ışığında ‘Türkiye’de ne yapılabilir?’ üzerine tartışmalar yürüttüğünü kaydetti.

‘TÜRKİYE’DEKİ SÜREÇ NE YAZIK Kİ ÇÖKTÜ’

Bu süre zarfında Kolombiya’da barış metninin imzalandığı bir sürece girildiğini ifade eden Alıcı, Kolombiya’ya neden gitme kararları aldıklarını ise şöyle dile getirdi: “Biz biliyorduk ki orada toplumsal cinsiyet meselesi daha önce hiçbir süreçte olmadığı şekilde barış anlaşmasına dahil edilmiş. Kadınlar ve LGBTİ’ler örgütlü olarak bu süreçlere katılabilmiş. Çok ilerici bir nokta bu. Dolayısıyla bizim çok dikkatimizi çekmişti Kolombiya süreci. Bunun diğer bir sebebi de Türkiye’de benzer zamanlarda barış sürecinin başlamış olması. Türkiye’deki süreç ne yazık ki çöktü. Kolombiya’daki bir şekilde tamamlandı ve çok iyi bir anlaşmayla sonuçlandı. O yüzden biz de madem bu deneyimlere toplumsal cinsiyet açısından bakmak önemli, gidip orayı inceleyelim dedik. Türkiye’den baktığımızda ne görebilir ve nasıl bir katkısı olabilir, bunu öğrenmek istedik aslında. Gitmekteki temel çıkış noktamız buydu.”

‘PEK ÇOK AKTİVİST VE UZMANLA GÖRÜŞME ŞANSIMIZ OLDU’

Kolombiya’da bir aylık saha çalışması sırasında 3 farklı şehre gittiklerini kaydeden Alıcı, çoğunlukta pek çok kadın ve LGBTİ örgütünün merkezi olan başkent Bogota’da çalışma yürüttüklerini söyledi. Alıcı, “Bunların hepsinin özellikleri farklı. Örneğin bir örgütle görüşmek bize yerli kadınların mücadelesine dair bir fikir veriyordu. Başka bir şehirdeki örgüt ise, Afro-Kolombiyalı kadınların yaşadıkları sorunlara veya kırsaldaki LGBTİ’lerin mağduriyetlerine dair bilgi veriyordu. Toplam 20 mülakatımız oldu. Bunun dışında pek çok aktivist ve uzmanla görüşme şansımız oldu” diye belirtti.

‘BAŞTA HEYETLERİN HİÇBİRİNDE KADIN YOKTU’

Türkiye açısından ise, çok önemli buldukları şeyin kadın ve LGBTİ örgütlerinin bir şekilde barış sürecine dahiliyeti olduğunu belirten Alıcı, bu süreçte bir araya gelen örgütlerin aynı zamanda taleplerini de ortaklaştırabildiğini söyledi. Alıcı, Kolombiya’daki barış görüşmelerinin ilk başlarında heyetlerin hiçbirinde kadın temsilcinin olmadığı bilgisini de verdi.

Bu durumdan rahatsızlık duyan kadın ve LGBTİ örgütlerin büyük bir zirve toplayarak ortak gündem belirlediklerini anlatan Alıcı, “Bütün sürece kadınlar ve LGBTİ’ler dahil olacak ve bizim gündemlerimiz anlaşmada yer alacak diyorlar. Böylelikle çok hızlı bir şekilde ortak bir tepki koyabiliyorlar. Bunu sağlayan başka bir şey de, uluslararası kurumların destek vermesini sağlamak. BM’den destek alabiliyorlar ama esas barış mücadelesi gelenekleri de mevcut. Zirveden çıkarttıkları ortak talepler çerçevesinde pek çok kadın, hem hükümet hem FARC tarafından heyetlere tam yetkili temsilci olarak çok hızlı bir şekilde dahil edildi” dedi.

‘BENZER OLAN ÇATIŞMA VE CİNSEL ŞİDDET ARASINDAKİ BAĞ’

Farklı özellikteki çatışmalı süreçlerin hem Kürt kentlerinde hem de Ortadoğu coğrafyasında yaşandığına da işaret eden Alıcı, tüm ülkelerde benzer olan tek durumun çatışma ve cinsel şiddet arasındaki bağ olduğunun altını çizdi. Alıcı, önemli bir diğer şeyin ise kadın, LGBTİ ve çocuklara yönelik cinsel şiddet olarak karşılarını çıktığını söyledi.

Alıcı, “Bir barış sürecinde ya da çatışma sürecinde ‘Kadınlara, LGBTİ’lere ne oldu, ne yapacağız?’ diye bakıldığında, çok derin bir analiz yapmak gerekiyor. Biz bu yüzden diyoruz ki; bir çözüm süreci başladığında toplumsal cinsiyet analizi önce yapılmalı ki hangi katmanlarda neler yaşandı, hangi gruplar bundan nasıl etkilendi hepsini ortaya çıkarabilsin ve ona göre onarım sağlanabilsin” diye belirtti.

‘EN ÇOK KÜRT KADINLARINI BİLİYORLARDI’

Alıcı Kolombiya ile Türkiye’deki kadın mücadelesinin farklılıklarının yanı sıra ortaklaştıkları çok fazla şey olduğu görüşünde. Bu görüşünü de edindiği deneyimler üzerinden aktaran Alıcı, şunları söyledi: “Kadınların bir kısmı bizim Türkiye’den gidiyor olmamıza çok şaşırıyordu. Onlara bizim de çok uzun bir çatışma geçmişimiz ve özellikle Kürt kadınlarının çok önemli rol oynadığı bir kadın hareketi geleneğimiz var diyorduk. Türkiye’yi bilenler, Kürt kadınlarını biliyordu daha çok. Bize hep, ‘Peki Rojava’daki kadınlar ne yapıyor, Türkiye’de Kürt kadınları ne yapıyor?’ sorularını yöneltip, yine ‘Bizimle iletişime geçirin, buraya gelsinler. Biz de onlardan öğrenelim’ diyorlardı. Çok farklı coğrafyalar ve çatışmanın dinamikleri birbirinden çok farklı. Fakat yaşanılan deneyimler yine de birbirine çok benziyor. Bu yüzden birbirinden öğrenilecek çok şey var.”

‘KAFAMIZDA HEP BURASI VARDI ÇÜNKÜ…’

Alıcı, Kolombiya’ya dair hazırladıkları raporda yer verdiklerini geçiş dönemi adalet mekanizmaları olarak “Hakikat Komisyonu” ve “Özel Barış Mahkemeleri”ne de değindi. Bu pratiklerin Kürt sorunu üzerinden de dillendirildiğini hatırlatan Alıcı “Kolombiya’ya ilk gittiğimizde kafamızda hep bu pratik vardı. Türkiye’de, Kürdistan’da ne yapılabilir, biz ne yaşadık, onlar ne yaşadı gibi… Birincisi birebir kıyaslama yapmamak lazım. Çünkü bu iki süreç ve toplum birbirinden çok farklı. Ama bir yandan da şu var. Bizim için biraz daha iç rahatlatıcı olabilir. Kolombiya 50 yıldır savaşan bir ülke ve defalarca barış denemesi olmuş. Bir anda barış masasına oturuyor ve her şey çok rahat bir şekilde çözülmüyor. Bu süreçler başka ülkelerde de böyle olmuş. Hep inişli çıkışlı yılların birikimi sonucunda şimdi bir anlaşma imzalandı ve uygulamaya çalışıyorlar. Bu arada kusursuz değil. Orada da birçok risk ve eleştiri var. Bizim de böyle bir deneyimimiz var. Bunu da akılda tutmak lazım. Çok eksiği olmasına rağmen, bir barış denemesi oldu. Bunlar sanki şuan etrafta hiçbir şey kalmamış gibi görünse de, buharlaşıp uçmuyor. Tekrar bir şey başladığında bunlar gündeme gelebilir” dedi.

‘BARIŞ MÜCADELESİ ORTAKLAŞMALI’

Alıcı, Kolombiya’da hem insan hakları, hem aktivistler, hem de toplumsal cinsiyet alanında çalışan çok sayıda örgüt olduğunu ve tüm bu örgütlerin barış meselesini kendi ana gündemleri yaptıkları üzerinde de durdu. Türkiye’de de özelde kadınlar tarafından savunulan barış mücadelesinin ortaklaşması gerektiği düşüncesindeki Alıcı, bu gerekliliği ise şu sözlerle dile getirdi:

“Orada resmi barış süreci olsa da, olmasa da o ülke bir çatışma ülkesi. Tıpkı Türkiye gibi… Çatışma Kolombiya’nın da her yerinde yaşanmıyor. Dolayısıyla bütün coğrafya olarak etkilenmesine de gerek yok ama pek çok örgüt, çatışma çözümü için çalışıyordu. Kadın örgütleri çatışmadan etkilenen kadınlar için çalışıyordu. Mesela onlarca geçiş dönemi adaleti uzmanları var. Burada hala yeni yeni tartıştıralım dediğimiz şeyler bunlar. Bu alanda yapılabilecek çok şey var. Bununla ilgili eğitim almak da bir şey, barış mücadelesi yürütmek de bir şey. Bence Kolombiya’da en fazla göze çarpan da bu. İnsanların barış meselesini birincil mesele haline getirmiş olması. Hukuki olarak da hazırlıklılar var. Geçiş dönemi adaleti mekanizmaları nelerdir, biz bunu toplumsal cinsiyette nasıl birleştirebiliriz üzerinden deneyimleri mevcut. Bu sonuca ulaşan bir birikimleri ve mobilize olma halleri var. Bu illa bir barış mitingi yapmak değildir. Sokağa çıkamıyor olabilirsin ama pek çok araç var. Belki de Türkiye’de bunu akılda tutmak ve buna yönelmek herkes için daha güçlendirici olabilir.”

MA / Necla Demir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...