Pts. Tem 22nd, 2019

VAZİFE VAZİFEDİR İŞTE O KADAR

SAFİYE ÖZŞENER

Sevgili Aziz Nesin’i saygıyla yad ediyorum.

Siyasetten, politikadan anladığım pek söylenemez. Hele söz konusu ekonomi ise neredeyse hiç..

Severim ben..

Doğayı, içinde yaşayan canlıları, sokakların kedisini, köpeğini, ağaçların dalını, yemişini, çınarlara sığınan serçeleri..

Bir tek sevmeyi bilirim..

İnsanı, yaşamı..

El etek öpmeden, boyun dirsek bükmeden, eğilip bükülmeden dimdik özgür yaşamı..

Birde kıssadan hisse..

Gün döndü dolaştı yine bir seçim kapısına dayandı.

Seçilmek isteyenler de parti genel merkezlerine..

Yerel seçimler parlamento seçimlerinden farklıdır.

Zira; yerel yönetimler, aynı zamanda temsili sistemin idealizine karşı ciddi bir karşı duruşta teşkil edebilecek (tabi ki kısıtları olan) deneyimlerdir.

Yerel inisiyatiflerin, yereldeki toplumsal mücadele ve direniş deneyimlerinin aday belirleme sürecine dâhil edilmediği süreçler, “Halkçı” yerel yönetim iddiasına tezat oluşturur.

Bu pratiklerle yola çıkmadan, önermesi olmadan belirlenen adaylıklar, halkların kendi kendini yönetmesi önermesiyle ters düşer.

Bu bağlamda, Yerel insiyatiflerin aday belirleme süreçleri anlamlı olduğu kadarda halkların kendilerini yönetebilmesi bakımından stratejik önem taşımaktadır.

Özcesi; yerelde kentler, kendi adayını kent halkı ile belirlemelidir.

Bir çok il ve ilçe de 2019 yerel seçimleri için renkli kişilik arayışları, güce dayalı aday profilleri, parti destekli aday örnekleri, elitizm komplikasyonu altında ne kadar donanımlı aday çıkarırsam önermeleri adeta havada uçuşuyor..

Hatta bazı kentlerin Büyükşehir adaylarının geçmiş dönem üstelik bedel ödediği siyasi kimlikten uzak partilerin adayları olarak kent halkının karşısına çıktığını görüyor, duyuyoruz.

Üzücü..

Oysa; mesleki başarılar siyasetler üstüdür.

Yerel yönetimler içinde siyasi ideoloji barındırır. Kent ve içinde yaşayan halkının kimliği önemlidir. Halkın kente yapılacak ticari, ekonomik yatırım, hizmet ve gelişmişlik kadar sosyal ve eğitsel beklentileri de önemlidir. Bu noktada içinde kent kimliği ile beraber halkın ideolojik yapısına uygunluk mesleki başarıdan daha fazla gereklidir.

Bir kentin A kişisinin, X bir kurumsalda başarılı olması onu yerel yönetimde başarıya ulaştıracak anlamına gelmediği gibi, seçimlerde ki tercihi ile kendi ve kentinin özkültürüne ters düşen birisinin, yerelde kendisini yönetebilme imkanı olan halka ne kadar anlamlı ve çözümcü olacağı da tartışılır.

Evet, kussadan hisseyi severim.

Sevgili Nesin’ in

“Deliler Boşaldı” kitabında okuyanlar bilir, birbirinden güzel hikayeler vardır. O hikayelerden birinden küçük bir alıntı.

Gazeteci yeni tımarhane müdürüne soruyordu:

-Siz daha dün, delileri kaçırmamak için çalışanlar arasında değil miydiniz?

Müdür bu soruya, Evet, diye karşılık veriyordu.

-İçeri kapatılanların akıllı olduklarını bilmiyor musunuz?

-Biliyorum.

-Sizi buraya kim müdür yaptı?

-Deliler.

-Öyleyse, nasıl oluyor da akıllı olduğunuz halde içerideki akıllı arkadaşlarınızı dışarı bırakmıyorsunuz?

Müdür, bu soruya çok kısa ve kesin şu cevabı vermişti:

-Arkadaş, vazife vazifedir. İşte o kadar.

Yine düne kadar akıllı olan hastanenin müdür yardımcısı, gazetenin bu sorusuna, Beyanat vermeye yetkili değilim, diye cevap vermişti.

İçinde hisse barındıran bir öyküdür bu.

Herkes kendince işler, pişirir, kendi hikayesine kaynaştırır. Sizce anlamlı olmayan bu kaynaştırma benim için bu durum için tamda olanı anlatan budur dedirtir.

Nihayeti bir öyküdür.

Edebiyat biraz da bu değil midir?

Biraz yazanın öngörüsü?, farklı olasılıkları ve olabilecekleri görüşü, varsayımı..

Duydum ki, bazı kentlerde, bazı adaylar evvelden A noktasında iken, A noktasındakilere birlikte, B noktasındakilere karşı el ele, göz göze, dişe diş mücadele ederken,

Seçimler kapıya dayanınca birden A’dan, B noktasına sıçramış. Bırakın A noktasındaki arkadaşlarını, kendi geçmiş dönem mücadelesini çoktan geride bırakmış, karşı noktada yelken açmak için sulara açılmış..

Bende görüpte, duyduklarıma öngörümle gidişata bir kaç satır yazayım dedim.

Hepsi bu..

Unutmayın..

Sonuçta cümleleri yazana ait bir küçük öykü..

Çokta kafaya takmadan

Okunupta bilinsin istedik..

Dün olanla bugün görünsün istedik..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler