GAZETE SOKAK – Partisinin “Kayyım Raporu” toplantısında konuşan Ahmet Türk, kayyumların Kürtlere dönük sindirme politikalarının devamı olduğunu belirterek, “31 Mart’ta sandıklarda halkın iradesi ortaya çıkacaktır” dedi.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkan Adayı Ahmet Türk, partisinin “Kayyım Raporu”nu açıkladığı toplantıda konuştu. İlk anayasa olan 1921 Teşkilat-ı Esasiye’ye dikkat çeken Türk, “1921 kanunu halkları kucaklayan yasa olarak çıkarıldı. 1924’ten sonra milliyetçiliğin güçlendiği bir süreç yaşandı. O dönemde Kürtler çok örgütlü olmasa da tepkilerini yer yer göstermeye başladı. 1938’lere varan süreçlere kadar tepkilerini ortaya koydu. Yürütülen siyasetin Kürtlerin aleyhine olan ve sindirmeye çalıştığı siyaset olduğunu fark ettiler” dedi.

DOLMABAHÇE MUTABAKATI

PKK Lideri Abdullah Öcalan ile devlet arasında yürütülen diyalog sürecinin resmi belgesi olan Dolmabahçe Mutabakatı’nın açıklandığı 28 Şubat 2015’in yıl dönümü olduğunu ifade eden Türk, “Bugüne geldiğimizde Dolmabahçe Mutabakatı ve 7 Haziran seçimlerinden sonra barış görüşmelerinin AKP’nin lehine değil, Kürt halkının kazanımları olduğu için farklı bir formül ortaya koyuldu. Kürtlerin Ortadoğu’da önemli bir aktör olmasını gören devlet, Kürtleri sindirmeye çalışan bir mantıkla yaklaştı” diye konuştu.

‘KÜRT KÜLTÜRÜNÜ YOK ETME ANLAYIŞI’

Hükümetin kayyum politikalarını DBP’li belediyelerde inceleme için görevlendirilen müfettişlerin devamı olarak değerlendiren Türk, şöyle devam etti: “Kürt kültürünü ve değerlerini yok etme anlayışı ile yaklaşıldı. Kayyum olayını farklı bir şekilde belirtmek gerekiyor. Ortadoğu’daki gelişmeler, Kürtlerin önemli bir aktör olarak görülmesi, halkımız tarafından desteklenmesi, devleti Kürtleri sindirmeye yönelik politikalarını görüyoruz. Rojava’dan Başur’a kadar saldırı ne ise mantık aynıdır. Bu politikaların nedeni nedir; bunu iyi aktarmak gerekiyor.”

‘BÜTÜN ÇİRKİNLİKLERİ ORTAYA ÇIKARACAĞIZ’

HDP’nin açıkladığı kayyum raporunun yetersiz olduğunu, belediyeleri geri aldıktan sonra kayyumların icraatlarını kamuoyuyla belgeleriyle paylaşacaklarını aktaran Türk, “Yarın oraları devraldığımız zaman bütün çirkinlikleri ortaya çıkaracağız, halkımızla paylaşacağız. Arkadaşlarımızın açıkladıkları herkes tarafından bilinen şeyler ama belgelemenin zamanı gelecektir” diye belirtti.

‘SADECE TECRİT İÇİN DEĞİL, KÜRT HALKININ GELECEĞİ İÇİN’

Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 113 gündür açlık grevi eylemini sürdüren Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven ve cezaevlerinde açlık grevi eylemini sürdüren tutukluları selamlayarak devam eden Türk, şöyle konuştu: “Sizlere hitap etmek, gönlümüzde büyük yer tutmuş Leyla Güven ve bedenlerini ölüme yatırmış arkadaşlarımızı selamlama fırsatı için mutluyum. Sadece tecrit için değil, Kürt halkının geleceği, özgürlükler için bedenini ölüme yatıran bütün arkadaşlarımızı selamlamak, benim için çok önemli.”

‘KAYYUM GELDİĞİNDE 94 MİLYON PARAMIZ MEVCUTTU’

Türk, eşbaşkanı olduğu ve yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin de şunları söyledi: “Kayyumla ilgili yapılan araştırmalarda Mardin’le ilgili, Mardin Büyükşehir olduğu zaman 4 memurun yönettiği bir belediyeden devasa bir belediyeye dönüştürüldü. İşe başladığımızda bütçe 250 milyon iken 350 milyona çıktı. Bir açığımız olmadı. Kayyum geldiği gün 94 milyon lira paramız mevcuttu. Asfalt, yaşam evleri yaptık. Çok yeterli değildi, bir yılımızı teşkilatlanma ile geçirdik. Bugün ise köy yolları ihalesi 370 milyon. Bu sadece altyapı için. Asfalt bedeli ayrıca belediye tarafından ödenecek. Bir ilin bütçesini aşan bir harcama. Bunları hangi kırımlar verdiklerini biliyoruz. İşte bir şirket var. Hayatında altyapı ile ilgisi yok. Valimizin ilişkisi olanlar. Bunların hepsi çıkacak.

‘HALK MÜCADELESİNE SAHİP ÇIKACAKTIR’

Biz; 50 bin lira alım yaptığımız için bugün yargılanıyoruz. 20 milyonluk doğrudan alımlar yapıldığı zaman, Sayıştay’dan hiç ses çıkmıyor. Burada yürütülen siyaset; Kürtler artık bir aktör, demokrasi ve özgürlük mücadelenin içinde, burada yürütülen politika sindirme, susturma politikasıdır. Halkımızın bu bilinçle 31 Mart seçimlerine yaklaşması gerekiyor. Bizim amacımız onuru kırılmak istenen bir halkı ayağa kaldırmaktır. Sizin belediyeniz işgal edilmişse, halktan ayırmışsa, altın dökse de bizi ilgilendirmez. Geleceğimiz yok edildi, yarınlarımızı karanlığa gömmek isteyenlere karşı seçime sahip çıkmamız gerekiyor. 31 Mart’ta aldığımız belediyelerin altına düştüğümüz zaman mücadelemiz için büyük bir eksikliktir. İnanıyorum bir suskunluk varsa, baskıdan dolayıdır. 31 Mart’ta sandıklarda halkın iradesi ortaya çıkacak. Halkımızın çok kararlı olduğunu görüyoruz. Bu halk suskunda olsa mücadelesine sahip çıkacaktır.” MA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...