GAZETE SOKAK – “İktidar İslamcılığı ve Takva” çalıştayının kapanış konuşmasını yapan HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, tarihin her döneminde hakikati savunmanın ağır bir bedeli olduğunu belirterek, DİK üyelerinin Ortadoğu’nun kanayan yarasına, barış bulma, çözüm üretme görevlerinin olduğunu söyledi.

Demokratik İslam Kongresi’nin (DİK), Ankara Plaza Otel’de “İktidar İslamcılığı ve Takva” başlığıyla düzenlediği çalıştayı sona erdi. Katılımcıların yaptığı öneriler ardından kapanış konuşmasını yapan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, İslam’daki hukuk felsefesine dikkat çekti.

Hem çalıştaylarda hem de çalışmalarda dile getirdikleri makasidü’ş-şeria (Hukuk felsefesi) konusunun önemli bir konu olduğunu söyleyen Bilgen, “İslam dünyasında sorunların çözümünde belki de anahtar rolü oynayabilecek ama geleneksel birikimin içerisindeki şifrelerden, kodlardan birisi olan makadisü’ş-şeria dogmatikleştirmeden dondurmadan bir dönemin koşullarına hapsetmeden, mahkum etmeden aslında bütün insanlığın kurtuluşu, mutluluğuyla, İslam hukukun özgürlüğünü buluşturmadır” dedi. Bütün ideolojilerin, inançların, dinlerin üstlendikleri sorumluluk ya da talip oldukları ağır görevinde insanlığın kurtuluşu olduğunu vurgulayan Bilgen, “Dolayısıyla hayata böyle bakıldığında din kamplaştırmadan çıkar. Din sadece devletlerin kavga araçlarından, batı ile doğu arasındaki savaşın aracı olmaktan çıkar” diye belirtti.

‘PEYGAMBERİN VARMAYA ÇALIŞTIĞI NOKTAYI ÖNEMSEMELİYİZ’

“Hz. Peygamber dönemine dini hapseder ve orada durursak, onun ilerlemeye dönük girişimleri, 23 yılda aldığı mesafeye haksızlık etmiş oluruz” diyen Bilgen, “Bir toplumu biranda değiştirmek, bütün değer yargılarını alt üst etmek, yeniden sıfırdan sanki beyaz bir tuvale bir insan tipi, toplum tipi çiziyormuş gibi davranma ihtimalimiz yok. Hiçbir toplumsal gerçeklik buna izin vermez. Dolayısıyla kadının bulunduğu durum, kölelik tartışmasını insanlığın varmaya çalıştığı nokta üzerinden konuşmamız gerekiyor. O gün diri diri gömülen kız çocuklarına miras hakkı ile bir yere getirilmeye çalışılıyor. Başladığı nokta 23 yıl önce ile son nefesinde verdiğinde geldiği nokta arasındaki aldığı mesafeyi, varmaya çalıştığı yeri önemsemeliyiz. Dünyayı okumak, kainatı okumak bizim aklımızla ilerlemeye açık olmakla alakalı” ifadelerinde bulundu.

‘AHLAKİ VE DÜŞÜNSEL ÜSTÜNLÜĞÜMÜZÜ MERKEZE KOYMALIYIZ’

DİK’in kuruluşu üzerinden 5 yıl geçtiğini belirten Bilgen, çalışmalara katıldığı için hakkında dava açılan, meslekten ihraç edilen, cezaevine konan onlarca arkadaşları olduğunu söyleyerek şöyle devam etti: “Tarihin her döneminde hakikati savunmanın ağır bir bedeli vardır. Talip olduğumuz iddia, yük ve sorumluluk ile ödediğimiz bedel arasında makas olmaması gerekiyor. O yüzden dönüp, hepimizin bu işe ne kadar zaman ayırıyoruz. Bu muhasebeyi iyi yapmalıyız. Başarının bizim dünyamızda iki şartı vardır. Biri ahlaki yani bu topluma öncülük etmek, çürümeye, yozlaşmaya bir reçete üretmek iddiası, Ortadoğu’nun kanayan yarasına, barış bulma, çözüm üretecek insanlar olmalıyız. Önce bunu kendimize sormalıyız. İkincisi de başarının somut koşullarıdır. Onların elinde onlarca televizyon var her gün yalan yanlış din anlatıyorlar. Elinde onlarca gazete var Yemen’de onlarca çocuğun ölümünü saklıyorlar. Onların yalana inandırabileceği on binleri var. Bu güç karşısında biz elbette ahlaki, düşünsel ve paradigmasal üstünlüğümüzü merkeze koymak zorundayız. ”

‘DİK YERELLİK VE KÜRESELLİK ARASINDA ÇALIŞMALARINI ÖRGÜTLEMELİ’

DİK’in yaşanan dünyada uluslararası camiada yaşanan sorunlara dair bir sözü olması gerektiğini vurgulayan Bilgen, uluslararası bir çalışma sahasının da oluşması gerektiğini söyledi. Bilgen, Demokratik İslam Kongresi’nin yerellik ile küresellik arasında bir dengede çalışmalarına devam etmesinin önemine dikkat çekti. (MA)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...