“Önce Ermeniler gitsin,
İstanbul’u İstanbul yapan değerleriyle;
Dolmabahçe Sarayı’nı,
Çırağan’ı,
Kuleli’yi,
Selimiye Kışlası’nı,
Malta Köşkü’nü,
Beyazıt Kulesi’ni,
Dünyanın hayranlıkla bakakaldığı mimarilerini de alıp gitsinler.
Giderken Ermeniler,
Güllü Agop’u,
Ara Güler’i,
Mıgırdıç Magrosyan’ı,
Onno Tunç’u,
Garo Mafyan’ı,
Adile Naşit’i,
Cem Karaca’yı da unutmasınlar.
İpek puşularını,
Potinlerini,
Nacarlarını,
Vodistlerini,
Çilingirlerini,
Çömleklerini,
Bakırlarını da alsınlar yanlarına Ermeniler.
Topiği,
Kuzu kapamayı,
Çılbırı,
Ciğer bohçasını da alsınlar…

Kürtler de gitsin
Kilimlerini, keçelerini,
İlmek ilmek dokudukları halılarını denk edip gitsinler.
Yaşar Kemal’i,
Ahmet Kaya’yı,
Yılmaz Güney’i,
Ahmed Arif’i,
Aynur Doğan’ı sakın unutmasınlar.
Cigerxun’u,
Ahmede Xani’yi,
Mem u Zin’i,
Balıklı Gölü,
Aynzeliha’yı,
Surları, burçları
Deliloyu,
Halayı,
Çaçanayı,
Şemameyi de yanlarına alsınlar.
Zazalar da gitsin
“Homa zanu kafır kamu” diyerek.

Süryaniler de terk etsinler bu toprakları
Telkariyi,
Basmayı,
Nahit ustalarını,
Dokumalarını,
Dayr-ul Zaferan’ı da alsınlar yanlarına.
Ha, Coşkun Sabah’ı da unutmasınlar!

Rumlar da gitsin
Giderken cumbalı ahşap evlerini,
Arnavut kaldırımlarını,
Ve Selanik türkülerini,
O güzelim Rum meyhanelerini,
Rakılarını, mezelerini de alıp gitsinler Rumlar.

Bulgarlar da gitsin
Şarkılarını, türkülerini
“Ayletme Beni”yi,
“Arda Boyları”nı,
Akıtmalarını,
Börek, çörek, bozalarını,
Komik aksanlarını,
Naim Süleymanoğlu’nu,
Sabahattin Ali’yi unutmasınlar.

Çerkesler de terk etmeli bu toprakları
Ama terk ederken
Türkan Şoray’ı,
Nazım Hikmet’i,
İsterlerse Çerkes Etem’i de götürsünler.

Lazlar;
Fıkralarını,
Takalarını,
Horonu,
Hamsiyi,
Muhlamayı,
Hatta Kazım Koyuncu’yu da götürsünler.

Romanlar toplasınlar sazlarını, darbukalarını, çadırlarını
Alıp gitsinler Neşet Ertaş’ı, Adnan Şenses’i
Engin hoşgörülerini,
Hamam sefalarını…
O mozaiğin bütün renkleri gitsin
Kalsın siyah-beyaz.
O aşure kazanının bütün çeşitleri yok olsun
Kaynasın o bulamaç.

Kalın bir başınıza
Bir dağ kadar sessiz
Bir çöl kadar ıssız
Bir bulut kadar ağlamaklı
Bozkırın ortasında tek başına açan bir çiçek,
Yapayalnız bir ağaç gibi…
Irkınız,
Diliniz,
Dininizle bir tek siz kalın.
Sonra birbirinizin yüzüne bakarak uzunn uzunnn…

“O iyi insanlar, o güzel atlara binip gittiler.”
“O Kürdü, o Ermeni’yi dövmeyecektik” diyerek”

                       Servet Günay

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...