Sal. Ara 18th, 2018

“NEMRUD’UN TANRILARI”

Ali GÜRBÜZ (Öykü)

Yağmura gebe taşkın bulutlar Nemrud’un tanrılarını güneşten mahrum bırakıyordu. Tanrılardan uzak ve onların soluğunu kaybetmiş şehrin beton yığınlarının ardında, Cami’lerinden Abdullah beyin selası yankılanıyordu. Rivayet baykuşları üçer kez ötüyordu. Aydınlığa kavuşamayan puslu karanlık Kemal’in gözyaşlarında çırpındığı okyanusundan hantal ve soluksuz çıkarıyordu. Bu gün yıllar yılı tanyerleri ışımadan babasından önce uyanıp kahvaltı hazırladığı, günlük giyeceği takım elbisesini, kravatını ve rugan kunduralarını yitmeyen heyecan ile boyadığı ve bir gün onları giyeceği düşüncelerini tazelediği düşüncelerinden yoksun ilk sabahıydı. İki kulağının arasında yankılanan İmamın yanık sesi Kemali bilinçsiz, tekdüzeliğin verdiği hareketlerle kahvaltı hazırlayıp ütü yaptırmıştı. Fakat bu gün hazırladığı kahvaltıyı yapacak, ütülediği takım elbiseleri giyecek ve boyadığı rugan ayakkabıları giyecek bir babası yoktu. Kemal’in köz olmuş zihninde yitik bir kıvılcım belirdi. Kaybetmediği bilinçsizliğiyle yaptığı ütü şakaklarından akan iri üzüm taneleriyle bir hayli ıslattığı gömleği, babasının özel görüşmelerinde giydiği ceketi, topuklarının altında büzülen pantolonu ve ayağından bağımsız rugan kunduraları odasındaki nerdeyse tuzla buz olmuş parça parça gözüktüğü aynada kendi üstünde buldu. Doğum sancısıyla boşalan ve gürleyen gökyüzünden hışım gibi yağan yağmur camlarındaydı. Bir ölünün ağzını andıran kapının aralığından yeryüzüne döven mütemadi yağmur tanelerinin sesine her seferinde ayağından çıkan babasının kunduralarıyla eşlik etti. Şehir bir karınca yuvası telaşındaydı. Kemal ne kadar yürüdüğünün farkında olmadan puslu ve şehvetsiz havanın ardında karınca yuvasının merkezi Adıyaman hükümet konağının önünde buldu kendini. Usul adımlarla babasının odasına bakan yağmuru yediren odun banka oturdu ve saatleri ardı ardına babasının odasını seyre koyuldu. Ağır ağır nerde olduğunun ne yaptığının farkındalığı fakat bilinçsizliğiyle düşünceler yeşeriyordu zihninde. Kemal babasının ölümünü değil yaşamını düşünüyordu. Odasındaki çalışmalarını soluksuz verdiği öğütleri, geceleri Kemal’e mütalaa ettiği şiir vakitleri canlanıyordu zihinde. Babasına büyük gıpta ile bakardı. O Adıyaman’ın gavur mahallesinde tek okuyan ve bu kadar işinde yükselen tek kişiydi. Babası Kemal’in hem öğretmeni hem de yüksek sadakatli bir ağabeyi, kardeşi, dostuydu. Kemal’de babasının hiç tanıyamadığı annesinin yerini tutmaya çalışan annesinin evdeki işlerini gören kutsal kadının emek işçiliğini üstlenmiş gibiydi.

Ortadoğu telaşındaydı Kemal’in zihni.

Nemrut’un doruğuna ulaşan güneş öğlen paydosunu müjdeliyordu. Alelacele telaşla konaktan çıkan memurlar Kemal’i düşüncelerinden uyandırmıştı. Yemeğe giden takım elbiseli pranga kravatlı memurlar Kemal’e aç olduğunu hatırlatmıştı. En son yemeği dün kuşluk vakti babasıyla yemişti. Pusu kıran güneşin vurduğu beton yığınlarının gölgesinin altından telaşsız ve şehvetsiz babasının düzenli olarak yemek yediği ,kasveti besleyen ve yanık karanfil kokan lokantanın yolunu tuttu. Babasına ayrılmış olduğunun bilincinde köşe başındaki masaya oturdu . Bu saatte Abdullah Bey’in geleceğini bilen garson şefi garip görünüşlü, bıyıkları yeni terlemiş Kemal’in yanına ilişip;

⦁ Kusura bakmayın oturmadan isterseniz başka yere geçin. Burası rezerve sayılır.

Kemal garsonunun babasından bahsettiğini anlamıştı. itidalle garsonu süzüp kulak asmazlığıyla oturup;
⦁ Rezerve dediğin kişinin yediğinden getir. O bu gün gelmeyecek !

Kısa bir süre sonra yemeği gelen Kemal babasının yemekten aldığı hazzını düşünerek ağır ağır yemeğini bitirip ve tekrar telaşlı adımlarla hükümet konağındaki yerine geçip akşam mesaisini tamamladı.
—–
Günler , saatler ve mesailer ardı adına sıralanıyordu. Kemal hükümet konağında yabancı bir yüz olmaktan çıkmış ve olabildiğince dikkat çeker duruma gelmişti. Özellikle Abdullah Bey’in meslektaşı Saim beyin dikkatini çekiyordu. Saim bey her mesai sonrası önünde yürüyen Kemal’i tutup ne yaptığını kim olduğunu soramamak için büyük bir çaba sarf ediyordu . Bazen içinden akli dengesi yerinde olmadığını düşünüp savuşturuyordu. Fakat Kemal’i görmeye devam ederse bu savuşturmaların boşa çıkacağının da farkındaydı. Kemal tekdüzeliğini bozmadan insanın yarı uyanık yarı uykulu beyninin içindeki boşluğunun düşünceleri ya da düşüncesizliğiyle her sabah kahvaltı hazırlayıp ve kıyafetleri ütüleyip babasının içindeki boşluğunu, kıyafetlerinin içini doldurarak geçiriyordu.

Saim bey karınca yuvasına gittiği bir vakit zihninin köşesinde yer edinmiş Kemal’i düşünüyordu bu gün de Kemali görürse artık konuşacağına karar vermişti. Bu düşünce ile adımlarını sıklaştırıp hükümet konağının avlusuna vardı fakat bu gün Kemal yoktu. Buna sevinmişti fakat içten içe merakı onu hırpalıyordu. Saim bey soluksuz telaş ile rutin işlerini bitirip sigara yakmak için Kemal’in oturduğu yere bakan pencere pervazına ilişti. Sigarasını yakamadan Kemal’i haftalardır gördüğü vaziyette buldu ve hışımla konağın merdivenlerinden inip Kemal’in yanına vardı. Kemal Saim beye aldırış etmeden gözlerini babasının odasına dikmişti. Saim bey usulca Kemal’in yanına oturdu Abdullah Bey’in odasına Kemal ile seyre koyuldu.

⦁ Ne var odada? Yada ne var burada ne yapıyorsun oğlum sen burada. Bu üstündekiler nedir?
Kemal tepkisizdi.
⦁ Cevap versene !
⦁ Ulan sen beni delirtecek misin ! Ne var orda hadi söyle bana kimsin sen?
Kemal içli bir soluk alıp gözlerini odanın pervazından ayırmadan boğuk ve duyulmaz bir sesle;
⦁ O hep buraya gelirdi. Bu kıyafetleri yıllardır ütülerim. Bende gelecektim buralara ama böyle değil. Onun gibi olarak gelecektim. Kıyafetlerini giyip onun gibi olarak değil , benimde bir odam olacaktı burada. Çok anlatırdı bana burayı. Sabahları uyanınca o yok, kıyafetleri var ona hazırladığım yemekler var; ama o yok. Artık kimse bana şiir okumuyor. Ben de okumuyorum. Artık bu kıyafetlerin içinde o yok ben varım; ama yokum sanki büyükler bana.
Saim beyin dili mühürlenmişti. Şakaklarında ondan bağımsız yaşlar akmaya başlamıştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler

php destek forumu php dersleri web tasarim dersleri seo dersleri seo nasıl yapılır webmaster araclari seo analiz araci site analiz araci webmaster forumu webmaster forum google forum adsense forum adwords forum web tasarım tasarım dersleri optimizasyon web forumu web forumları
Kentsel Dönüşümün sisli kentsel donusum sisli dekorasyon istanbul kentsel dönüşüm istanbul dekorasyon kaya insaat
istanbul evden eve nakliyat istanbul evden eve Taşımacılık evden eve nakliyat evden eve Taşımacılık Ankara Evden Eve Nakliyat İstanbul Beşiktaş evden eve nakliyat Bayrampaşa Evden Eve Nakliyat Şile Evden Eve Nakliyat Kartal Evden Eve Nakliyat Sultanbeyli Evden Eve Nakliyat İçerenköy Evden Eve Nakliyat Tuzla Evden Eve Nakliyat Bostancı Evden Eve Nakliyat Ümraniye Evden Eve Nakliyat Ataşehir Evden Eve Nakliyat - İstanbul Ataşehir Nakliyat YARIMCA Evden Eve Nakliyat Bayrampaşa Evden Eve Nakliyat Beykoz Evden Eve Nakliyat İçerenköy Evden Eve Nakliyat Tuzla Evden Eve Nakliyat Bostancı Evden Eve Nakliyat Ümraniye Evden Eve Nakliyat Ataşehir Evden Eve Nakliyat - İstanbul Ataşehir Nakliyat YARIMCA Evden Eve Nakliyat Pendik Nakliyat Bostancı Evden eve nakliyat Erenköy Nakliyat Kozyatağı Nakliyat Mecidiyeköy Nakliyat Sarıyer Evden Eve Nakliyat Tuzla Aydınlı Nakliyat Sultanbeyli Adil Mahallesi Nakliyat Maltepe Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat Ofis Taşıma Ev Eşyası Depolama Şehirler Arası Nakliyat İstanbul Nakliyat Fiyatları Evden Eve Nakliyat Şirketi İstanbul Nakliyat İstanbul Nakliyat Firmaları Dudullu Evden Eve Nakliyat Beylikdüzü Evden Eve Nakliyat