GAZETE SOKAK – Cinsiyet eşitsizliğine ve şiddete karşı, 40 erkek 1 kadın bir araya gelerek Yanındayız Derneği’ni kurdu. Sorun erkeklerde olduğu için değişime de oradan başlayacaklar.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, kadınların erkeklerle eşit ücret alması, kadınların eğitime katılımı, eşit temsiliyet, fırsat eşitliği ve şirketlerin yönetim kurumlarında kadınlara daha fazla yer verilmesi şiyarıyla yola çıkan iş insanları, gazeteciler, akademisyenler “Yanındayız” diyerek dernek kurdu.

Derneğin tek kadın kurucusu ve Başkanı Nur Ger’e göre Yanındayız’ın hedef kitlesi erkekler. Kural koyucu ve yasa uygulayıcılar erkekler olduğundan, değişim erkeklerde başlayacak. Demokrasi ve hukukun üstünlüğünün varlığı için toplumsal eşitliğin gerekliliğine dikkat çeken Yanındayız Derneği Başkanı Nur Ger ile derneğin amacı ve kadının toplumdaki konumunun güçlendirilmesi için atılması gereken adımları konuştuk.

Cumhuriet’ten Şehriban Kıraç’ın Nur Ger ile yaptığı röportaj şöyel:

Önce insan

– Yanındayız Derneği’nin kuruluş amacı nedir?

Yanındayız, toplumsal cinsiyet eşitliği savunusu yapmak üzere yola çıkan ve çoğunluğu erkeklerden oluşan dünyadaki sayılı, Türkiye’deki ilk sivil toplum kuruluşu. Hedef kitlesi erkekler. Derneğin temel amacı, özellikle erkeklerde zihniyet ve davranış değişimini yaratmak. Dernek üyeleri olarak; istisnasız bütün kadın ve erkeklerin, eşit hak ve fırsatlara sahip olduğu bir ülkede ve toplumda yan yana yaşamak ve bunu başarmak için mücadele etmek istiyoruz.

Önce insan diyeceksin. Önce insanı eğiteceksin. Düşünce özgürlüğü, hukukun üstünlüğü bu bağlamda çok çeşitlilik, çokseslilik zemin de bir iklim yaratılırsa ülke çok daha farklı yere gelecek. Yıllardır süregelen tam eşitlik mücadelesine erkeği dahil etmezsek toplumsal cinsiyet eşitliğinin mümkün olmadığını fark ettiğim için bu girişimi başlattım. İlk toplantımızı Mart 2017’de 12 kişiyle yaptık. Mayıs 2018’de resmi olarak Yanındayız Derneği, 41 üye ile kuruldu.
Ağırlık erkeklerde

-Neden 40 erkek 1 kadın?

Derneğimiz 1 kadın ve 40 erkek kurucu üyeden oluşuyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin tarihi bir sorun olduğuna ve temelinde erkek egemen toplum yapısı ve onun üzerine inşa edilmiş devlet yapısı olduğuna inanıyoruz. Ailede, ekonomide ve toplumda karar vericilerin, yasa koyucuların ağırlıklı erkekler olmasından dolayı değişimin erkeklerden başlaması gerektiğini düşünüyoruz. Tam eşitliğe ancak, meseleyi yaratan erkekleri de dahil ederek ulaşabiliriz. Bu eşitliği sağlamak sadece kadınların meselesi değildir. Toplumun diğer yarısını oluşturan erkeklerin de meselesi olmalı ve erkekler de kadınlarla toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için mücadele etmeli. Ağırlıklı olarak erkeklerden oluşan ve erkeklerin üye olmasını teşvik ettiğimiz derneğimizin kadınlardan oluşan bir Danışma Kurulu bulunuyor.

8.5 milyon kadın işe gitmeli

-Başta eğitim sistemi olmak üzere iş hayatında ve toplumun diğer alanında kadının yerini güçlendirmek için devletin attığı adımları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Devletin tüm yöneticilerinin her kademede bir evrim geçirmesini beklemiyoruz. Esas sorunu değiştirecek olan yanlızca yasalar değil o yasaların uygulanmasıyla ilgili davranış ve kolaylıkları getirmektir. Kadının iş hayatındaki konumunu güçlendirmek için ev ve iş yaşamını uyumlu hale getirmek gerekiyor. Gelir Vergisi Kanunu’nda kreş ve gündüz bakımevi istisnasına ilişkin bir düzenleme yapıldı. Ancak, istisna sadece kadınlara yönelik uygulanıyor. Erkekler için de aynı istisnanın uygulanmasını istedik; çünkü ev, iş ve aile sadece kadının değil, kadın ve erkeğin ortak sorumluluğudur. Uzaktan çalışmanın işverenler tarafından benimsenmesi ve yaygınlaştırılması, kadın istihdamını da artıracaktır. Doğum izninin her iki eşi kapsayacak şekilde ebeveyn izni olarak düzenlenmesi gerekiyor. Bugün Türkiye’de kadın istihdamı yüzde 29, kadının işgücüne katılım oranı ise yüzde 33.8. Kadının işgücüne katılım oranının OECD’ye üye ülkelerin genel ortalaması olan yüzde 63 seviyesine ulaşması için 8.5 milyon kadının daha işgücüne katılması gerekiyor. Bunun başarılabilmesi; karar vericilerin, sivil toplumun, özel sektörün, akademik dünyanın birlikte çalışması ile olabilir.

Cam tavan engeli

-Türkiye’de iş hayatında kadının yeri konusunda neler söyleyeceksiniz. Bu alanda birçok ülkenin gerisindeyiz?

Türkiye’de kadınların iş hayatına katılmalarının önünde iç içe geçmiş, çok çeşitli engeller var. İşe alım, ücretlendirme ve işe yerleştirmede yaşanan ayrımcılığa ek olarak esnek olmayan çalışma koşulları, aile sorumluluklarının adaletsiz paylaşımı, çocuk, yaşlı ve engelli bakım hizmetlerinin kadının görevi olarak görülmesi kadınların istihdama katılımlarını zorlaştırıyor. Kadınlar, düşük statülü işlerde düşük ücretle ve sosyal güvencesiz çalıştırılmak isteniyor.

Ücret eşitsizlikleri ve kayıt dışı istihdamın yaygınlığı, kadınların iş hayatına katılmalarında caydırıcı olabiliyor. Evli ve küçük çocuklu kadınlara aynı iş için erkeklerden daha az ücret ödenebiliyor ve kadınların üst düzey yönetim kademelerinde yer almaları zorlaşıyor. Başarılı olmalarına rağmen kadınlar, kariyerlerinde cam tavan adı verilen engelle karşılaşabiliyorlar. Bir evde hem kadının hem de erkeğin iş hayatında yer almasına rağmen, erkekler eşlerine iş-yaşam dengesini kurmalarında yardımcı olmuyorlar. Geleneksel tutum ve davranışlarını değiştirmede zorluk yaşıyorlar. Kadınların işgücüne katılımı ve istihdam oranlarının artırılması ve kadının annelik ve sonraki dönemde iş hayatından kopmaması için destek olmak gerekiyor.

Güvencesiz çalıştırılıyor

-Ekonomik kriz hem ev hayatında hem iş hayatında en çok kadınları vuruyor, bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Türkiye ekonomisi için büyük bir güç olmalarına rağmen kadınlar, ne yazık ki ekonomik krizden doğrudan etkileniyorlar. İşten ilk çıkarılanlar, sosyal güvencesiz çalışmaya zorlananlar öncelikle kadınlar oluyor. Kadınların büyük bir bölümü kriz dönemlerinde, kocalarının işlerini kaybetmeleri sebebiyle yaşadıkları gelir kaybını telafi etme için sosyal güvencesiz işlerde çalışmaya başlıyorlar.
Dolayısıyla kriz dönemlerin kadın istihdamındaki düşüşleri ve yükselişleri bu noktaları da göz önünde bulundurarak değerlendirmemiz gerekir.

Kreş şart

-Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için ne tür adımlar atacaksınız?

Kadına yönelik şiddet başta olmak üzere, kadınların ekonomik, sosyal ve siyasi hayatta eşit haklara sahip olabilmeleri için projeler üretiyor, farklı paydaşlarla iş birlikleri yapmak üzere görüşüyoruz. Yasalar ve devlet politikalarının toplumsal cinsiyet eşitliği doğrultusunda geliştirilmesi için kampanyalar hazırlayarak daha geniş kitlelere ulaşacağız. İki farklı endeks çalışması yapmak üzere çalışmalarımıza başladık. Türkiye’nin ilçe düzeyinde toplumsal cinsiyet karnesini çıkararak durumu ortaya koymak istiyoruz. İkinci endeks çalışmamız da şirketleri kapsayacak düzeyde olacak.

-İş hayatında kadın dostu politikalar geliştirilmesi için neler öneriyorsunuz?

Eşitlik her zaman kazandırır. Devletin vatandaşın refahını artırma görevi gibi şirketlerin de çalışanların refahını artırma görevi vardır. İşe girişten terfiye, izinlerden şirket içi eğitimlere kadar sistemi yazılı kurallarla şeffaf hale getirmek tüm çalışanlar ve özellikle kadın çalışanlar için çok önemli. Şirketlerin, kadınlar için ev ve iş yaşamı arasında tercih yapmalarını gerektirecek sistemlerini değiştirmeleri gerekiyor. İş dünyasının tam eşitlik meselesini iyi anlayıp, iş yapma biçimlerine ve şirket kültürlerine yerleştirmesi gerekiyor. Kamu, özel sektör ve sivil toplumun el ele vererek, bütüncül politikalar benimseyerek ancak bu gelişimin sağlanabileceğine inanıyorum.

Özellikle kreşler ve çocuk bakım hizmetinin önemi burada öne çıkıyor. Her bölgede çalışmak isteyen kadınların çocuklarını gönül rahatlığı içinde teslim edebileceği kreşler olması gerekiyor. AVM’lere yeni yapılan konut projelerine kreş zorunluluğu konmalı.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...