Cum. Oca 24th, 2020

GAZETECİ CANDEMİR’DEN AKP ADAYI NECDET TAKVA’YA MEKTUP

Oktay CANDEMİR

Nasılsın?… Zalim Necdet,

Satırlarıma başlamadan önce evvela selam eder, gözlerinden öperim. Nasılsın iyi misin? Sağlığın sıhhatin yerinde mi? İnşallah iyisindir, iyi olmanı Cenab-ı Allah’tan temenni niyaz ederim.Sen de bizleri soracak olursan Allah’a çok şükür iyiyiz.Yaramaz bir havadis var mı? Havalar nasıl? Burada ki havayı soracak olursan, Mart’ın sonu bahar geldi. 31 Mart akşamından bu yana baya iyi bir havamız var.

Sen ‘İstikbalı parlak’ bir belediye başkan adayıydın ve ömrün boyunca hep istikbali parlak siyasetçi olarak kalacaksın. Şimdi ne haldesin bilmiyorum ama muhtemelen çok yalnız kaldığını tahmin edebiliyorum. Bu mektubu sana, eğer ileri de bir daha siyasete girmeyi düşünürsen belki bir faydam olur diye yazdım.

Ben iyi günün değil, zor günün gazetecisi olduğum için destek ve dayanışma amacıyla ile sık sık böyle mektuplar yazıyorum. Mektup yazdığım siyasetçilerin çoğu zaten gitmiş oluyor.

Seni başından beri uyardım oysa… ‘Yapma Necdet’ dedim. Demedim mi sana!

‘Sen ki bir umut yolcusuydun, rakı sofralarına meze oldun, şimdi de bir reislik için kepaze oldun. Demedim mi Necdet, bu siyaset yutar adamı ‘

Halbuki ne güzel işin-aşın vardı ve üstüne iyi bir itibarında vardı… Gıpta edilen bir adam iken, şimdi madara oldun ya en çok ta buna üzülüyorum.

Ha bu arada fazla da kafana takma, ‘Sıxinti tunne’ (!) Yarın bugün belki milletvekili bile olursun? Mehmet Metiner’i ara ve ‘Yolun yolumuzdur’ diyerek kendine bir yol haritası belirle. Az şey mi bunlar! Kıymetini bil (!!!)

HDP’ye karşı kaybeden Osman Nuri Gülaçar ile dertleş ve onun yenilgi deneyimi ve sonrasından biraz feyz almaya bak. Bu durumda olan yalnız sen değilsin. Senin gibi HDP’ye kaybetmiş onlarca AKP’li siyasetçi var. Bu sonu yaşayan ne ilk ne de son AKP’li olacaksın. Ama Burhan Yenigün’ü arama boşver, o sana sıkıntı verir. Artık Van Kaybedenler Kulübüne sende üye olabilirsin. Osman Nuri Hocamıza selamlarımı söyle, o beni çok sever (!) Senin üye kaydını yapsınlar.

Bir daha siyasete girdiğinde, seçim çalışması sırasında evine gittiğin ve sana çay ikram eden herkesi sana oy verecek sanma! Bizim insanımız misafirperverdir, kimseye kapısını kapatmaz, sonuna kadar açar ama oyunu da her zaman bir partiye verir. Senin gibi bir orada, bir burada olmadıkları için onlara kızma! Onları sadece anlamaya çalış.

Ticari hayatında başaramadın belki ama, siyasette mutlaka mütevazı olmayı dene, inan hiçbir şey kaybetmezsin.

Genel siyaset ile yerel siyaset arasında ki farkı da öğren. Bir partinin genel başkanı olursan yapabilirsin ama yerel seçim kampanyanda asla öyle iddialı ‘Kazandım, iş bitmiş’ gibi cümleler kurma, lakin çok itici oluyorsun.

Kimseye de ‘Ceket gibi aday’ şeklinde yakışıksız ifadelerde bulunma??? Seni ‘Ceket’ yaparlar haberin olmaz (!)

Ayrıca her zaman kendin olmayı dene… Bu kimlik bunalımından kurtul artık. Siyasetçiysen kendine has bir tarzın ve yanlış anlama sakın, siyasi bir kimliğin olsun. Karşısında mücadele ettiğin partiyi ve siyasetçileri asla taklit etme acemiliğine bir daha düşme. İnsanlar demezler mi ‘Madem bu kadar kötü şeyler, niye onları taklit ediyorsun’ diye… Orijinali var iken kimse çakmasına oy vermez Zalım!

Van’ın bir kısım Susam Sokağı Medyasına da sakın inanma bi daha! Vala bak adamı hemen yarı yolda bırakıyorlar. Onlar senin kazanmayacağını biliyorlardı zaten; ama, ‘seçim zamanı ne koparırsak kârdır’ diye düşündükleri için muhtemelen sana, ‘Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez’ muamelesi çektiler ve sende buna inandın. Hani sende Tavuk satıyorsun ya… Ona binaen bunu demiş olabilirler (!)

Sen sen ol, yalan söylerken biraz daha mantıklı yalanlar at. Kör göze parmak yalanların çok sırıtıyor haberin olsun.

Başkan olacakmış iki gözümün çiçeği… Başkan olamadın gittin be Necdet!

Şimdi kaybettiğin için sakın ‘Kader, kısmet’ gibi mistik olgulara sığınma… Kendi beceriksizliğine böylesi gerekçeler yaratma.

‘Ben nerde hata yaptım?’ şeklinde paranoyalar içine de girme… Ne bileyim hani, ‘hep şu Zahir Kantaşoğlu’nun, Türkmenoğlu’nun ve de Soğanda mıydı neydi… onun yüzünden’ gibi düşüncelere girme. Onların ilacı olsa önce kendi başlarına sürerlerdi. Malum üçü de kel olduğu için sana ne bir yararları ne de bir zararları olabilir. Durduk yerde adamların günahını alma şimdi. Bu arada benden duymuş olma aramızda kalsın, aralarından biri peruk kullanıyor.

Senin suçun değil ki, sen değil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gelse, Van’da kazanmasının mümkünü yoktu.

Ah Necdet sana söylemiştim oysa… Siyasetçi olma; sanatçı ol, anlamazlar, üzerler seni diye!

Van gibi yerde HDP’ye karşı aday olmanı geçtim, senin en büyük yanılgın Van’da HDP’den oy alarak ‘Başkan’ olacağını düşünmen oldu.

Bundan sonra ki siyasi hayatın için bu önerileri yaptım ama bence sen bir daha aday falan olma. Bu saatten sonra Muhtar adayı olsan kazanamazsın… Git güzel güzel ticaretini yap, tavuklarını sat; ne işin var siyasette falan! Bir daha sakın olaylara karışma…

‘Traştan traşa yüzüne bak, unut seçimleri, koru kendini bitten, bir de bahar akşamlarından; Bir de ekmeği son lokmasına dek yemeği, bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman.’

O seçim bürosunun önünde nasıl halaylar çekiyordun öyle zalım!!! Bak burada hakkını vereyim… İdris Naim Şahin yanlış kişiye ‘Takla at’ demiş…

Sen bu kadar başarılı (!) biriyken millet senin arkandan neler konuşuyor neler!!! Hala da konuşuyorlar, diyorlar ki : ‘Necdet’in amacı belediye değildi, o da zaten kazanmayacağını biliyordu. Bir sonra ki dönem milletvekili olmak için aday oldu’ Hakikaten bir daha ki seçimde aday olmayı düşünüyorsan bana söyleyebilirsin. Sonuçta beceriksiz bir siyasetçi olduğun için benim işime gelir. Senin AKP milletvekili adayı olman için söz veriyorum sana en büyük desteği ben vereceğim (!)

Şimdi bu millet senle alay falan da ediyor, arkandan gülüyorlar ya… Sen şimdi çıkıp bir açıklama yap. ‘Ben isteyerek AKP’den aday olmadım. Cumhurbaşkanı önüme bir kağıt koyunca okumadan imzalamışım’ de, bitsin gitsin bu iş… İlla her şeyi ben mi söyliyim sana.

Sana da yazık, itibarınla oynadılar. Sırf, Ayhan Yazlık’ın ‘Necdet seçimleri kesin kazandı’ şeklinde ki yazılarına inanıp, yemedin içmedin koşa koşa Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yetiştirerek, ‘Başkanım Van tamamdır’ demeni esefle karşıladım. Bak bende gazeteciyim ve aylardır senin kazanamayacağını söylüyorum. Halbuki Cumhurbaşkanına ‘Başkanım, Oktay Candemir kazanamayacağımızı söylüyor’ deseydin, bugün; Cumhurbaşkanının gözünde itibarlı bir adam olmuştun. En azından itibarını kurtarmış olurduk. Ê sende hata, bana inanmıyorsun, gidip Ayhan Yazlık’a inanıyorsun. En çokta buna üzüldüm, kalbim kırıldı haberin olsun.

Mektubumu sana Mahsuni’den dizelerle bitiriyorum. Başkan olamadın gittin Necdet, Beni bilemedin gitti Necdet. Yürü be yürü be yürü be Başkan değilsin. Kendini bilmeyen canım halkı, halkı, halkı ne bilsin.

Burada satırlarıma son verirken, seni yeniden en kalbi duygularımla selamlıyor, başarılarının devamını diliyorum (!)

Güle güle Necdet. Gidişin olsun da dönüşün olmasın inşallah!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler