SAFİYE ÖZŞENER

                                                Annemin Anısına..

Nar bir meyve olmaktan öte, bir çok Medeniyette onlarca alan da yaşam bulan sembolik bir meyvedir.

Epistemolojik olarak açılımını incelediğimiz zaman  narın; incir ve üzüm gibi tek köke bağlı, çok taneli bitkilerin bereket anlamını destekler niteliğini görürüz.

Farsça’ da ateş anlamına gelerek aşkın tecelli bulduğu yer olan kalbe dokunduğunu, tasavvufi manalara yol aldığını görürken, Anadolu`da bereketi, doğumu, çoğalmayı da temsil eder.

Antik Yunan`dan tutunda bir çok toplumsal kültlerde narı öğretisi ve sembolize ettiği alanlarda, rüya tabirlerinden, bilmecelere kadar konu olarak yaşam bulduğunu görmek mümkündür.

Hatta, günümüz verilerinin de desteklediği kalbe güç veren, antioksidan özelliğiyle cildi besleyen ve bağışıklık sistemini güçlendiren yanlarıyla sağlıkta da kendisine özel bir yaşam alanı bulduğu bilinmektedir.

Bir değil, bin değil, yüzlerce şey yazılabilir Nar için zira; geçmiş tarih ve içinde yer bulan Medeniyetler bir çok meyve gibi Nar’ı da sembolize ederek, anlam ve manalar denizine yol aldırmışlardır.

Bir de Annemin Nar tarifi vardır ki benim vazgeçilmezim paha biçilmezimdir.

Bir sene önce yitirdiğim Annemi Nar Mevsimine girdiğimiz şu günlerin vesilesiyle yad etmek istedim.

Vefatından önceki sonbahar da yine böyle bir Nar Mevsimiydi.
-“Kızım dedi. Herşeyi yazıyorsun birgün de beni yazar mısın.”

-“Senin deyiminle,  bende dokunabiliyorum doğacak baharların sancısına, güzün hazanına, umudun mavisine..
Yeşertebilmek için tohuma duran ekinleri, umutlu bekleyişi…
Ve yakalayabilmek için özgürlüğü…
Yara almasını da bilirim, aldığım yaraları onarmasını da..”

-“Biz de genç olduk. Yaşadık elbette Yılmaz Güney’i..
Ne derdi sevgili Güney; “Sevgi benim en kabadayı yanımdır..”
-Dokunmak değil midir kızım mesele..”
-“Sevmeyi de biliriz, severek yitirmeyi de..
Acılarımıza kendi ellerimizle dokunup iyileştirmesini de.. “

-“İnsan sallanır bazen kızım bir saat gibi. Ölüm olurda ağlayamaz bazen..
Yiten öyle canlardır ki, ağlarsa ölüm utanır..
Zulmün, acıların toprağında doğmuşuz. Ağlamaktan önce direnmeyi öğrenmişiz.”

-“yaşadığın yere çiçek ekmeyi bilirsen bahar olur, orası senin cennetin olur..”

-“Çocukta oldum elbet.. at bindim..yaylalarda koyun sağdım.  Sarı Kirazların en tepesine tırmanıp, yaşamı seyre daldım. “

-“Yaşam yolunda önümüze atılan üç beş çakıl taşından korkmadan, her gün haksızlıklara karşı güneşi doğurmak için uyandık..”

-“Okutulmamışım. Mektep bilmem, usul bilmem. Amma; bir yaşadıklarımı bir duygularımı bilirim. “

-“Bir yazı da benim anlattıklarımdan yaz..” demişti, Annem; ve Mevsim Güz, Nar Zamanıydı..
Yazmıştım. Ve o gün anlattığı herşeyi belleğime de yazdığım gibi..

O anlatmış, ben biraz bezeyerek yazmıştım..

Anısına..

“Bizim oralar da bir gelenek vardı. Kışın, Analarımız Nar mevsiminin açılmasıyla, ellerine aldıkları koca bir narı, eşikten içeriye doğru sert ve hızlıca yere atar, dağılmasını beklerler, sonra da, dağılan narları temizlerler di. Nar;bolluktu, bereketti, tek vücut içinde ama tekliğe karşı, yüzler olmak demekti, dayanışma demekti ve ne kadar çok dağılırsa o kadar çok çoğalmak demekti. Nar; içimiz de ki; sevgi, yüreğimiz de ki ateşti…
Büyüklerimiz, bereketin bol olsun, olsun ki; daha çok paylaşabileceğin olsun, paylaşın, paylaşın ki; sevginiz çoğalsın…
Çünkü; yüreğin de sevgiyi üretenler, kötü olmazlar derdi. Biz; Nar gibi kırılmasını da bildik, kırılıp dağılmasını da, dağılıp, çoğalmasını da bildik, çoğalıp sevmesini de, yüreklerimize önce sevgi üretmesini öğrettik…Hiç yüreği sevgi üretenler kötü olabilir mi?
Kötü olan bizler değiliz, sadece kötü zamanlardan geçiyoruz… 
Gelin, bu kış hep birlikte, birer nar kıralım,kırılıp dağılalım, dağılıp çoğalalım, çoğaldıkça yüreklerimiz de sevgiyi üretelim, ürettikçe yürekler de sevgiyi, dayanışmayı yükseltelim, yükseldikçe dayanışma, birlik olalım…olalım ve hüküm süren  zamanlardan kurtulalım..
direnerek, sevgi dolu yüreklerle el ele, iyi zamanlara yol alalım..
Unutmayalım…!!! 
Sevginin gücü dünyayı yerinden oynatır…
Bilginin gücü aydınlık yarınlara götürür…”

Tıpkı Annemin dediği gibi. Sevgiyi, iyiliği, güzelliği, bilgiyi çoğaltabilmek için

Ne dersiniz ? 
Bu kış hepimiz birer Nar kıralım mı ?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...