Muhittin BOTAN

Yeni eğitim öğretim yılının start alırken, uzaktan eğitim sistemi tekrardan tartışmaların odağı oldu. Uzaktan eğitimin alt yapı yetersizliğinden kaynaklı başarı oranının düşük olduğunu söyleyen deneyimli rehber – eğitimci Lokman Tekin, doğu illerinde başarı oranının yüzde 20, batı illerinde ise bu oranın yüzde 60 olduğunu söyledi.

GAZETE SOKAK (ÖZEL HABER)Belli bir sisteme sahip olunamadığından, durmadan sistemleri değiştirerek eğitimde mesafe kat etmeye çalışan ender ülkelerden bir tanesidir Türkiye. Neredeyse her Milli Eğitim Bakanı kendisi ile birlikte yeni bir eğitim sistemi oluşturması, kendi sisteminin en iyi sistem olduğunu iddia ederek bunu esas alması, kendisinden önceki eğitim sistemini verimsiz kabul etmesi, ülkedeki eğitim ‘sistemsizliğinin’ belki de en temel sebeplerindendir. Eğitim sistemi hazırlanırken, işin erbabı, eğitim camiasının içinden gelenleri merkeze almadan hazırlanması, oluşturulan eğitim sistemlerinin başarısız olmasının da temel nedenidir.

Eğitim sistemlerinin verimsizliği, deneyimli eğitimcilerin sayısının az olması, fiziki olarak binaların yetersiz olması, velilerin çocuklarının daha iyi bir eğitim alma talebinin ağırlık kazanması ve daha birçok sebep Özel Eğitim Kurumlarını (ÖEK) zorunlu kılıyor. Parası olanların ÖEK’e gitmesi, daha iyi okullara yerleşmesi, parası olmayanların dezavantajlı pozisyonda kalması kimi ciddi tepkileri de beraberinde getiriyor. Bu tepkiler hükumet yetkililerini ÖEK’e yönelik kimi düzenlemeleri getirmeye sevk ediyor. Ancak düşünülen düzenlemeler ne olursa olsun eğitimdeki sıkıntılar giderilmediğinden her seferinde ÖEK bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor. Özel Eğitim Kurumlarına yönelik talebin yüksek olmasının bir yana, bir takım eleştirilere de muhatap olmaktalar. Öğrencilere “Yarış Atı” muamelesinin yapılması ve “Eğitimin merkezine paranın oturtulması” eleştirilerin temelini oluşturmaktadır. Pandemi sürecinde kapalı olan ÖEK’ler ciddi sorunlar ile karşı karşıya kalmalarına rağmen pes etmeden, farklı bir planlama ile yeni eğitim ve öğretim döneminin startını verdi.

Van’da uzun zamandır çeşitli ÖEK kurumlarında rehberlik öğretmenliği yapan lokman Tekin ile ÖEK’yi konuştuk.

‘TİCARİ KAYGILARLA YAKLAŞILMAMALI’

Mevcut eğitim sisteminin yetersizliğinden dolayı Özel Eğitim Kurumlarının zorunlu hale geldiğini de ifade eden Tekin, özel eğitimin tamamlayıcı rol oynadığını belirtti. Özel Eğitim Kurumlarına yönelik iki tane temel özeleştiri konusu olduğunu da kaydeden Tekin, “Eğitime ticari kaygılar ile yaklaşılmamalı ve öğrencilere yarış atı muamelesi yapılmamalı” dedi.

‘KEŞKE ÖZEL EĞİTİM KURUMLARINA İHTİYAÇ OLMASA..’

Özeli Eğitim Kurumlarının paralı kurumlar olduğunu hatırlatan Lokman Tekin, “Keşke Özel Eğitim Kurumlarına ihtiyaç olmasaydı, keşke çocuklar devlet okullarında eğitimlerini tamamlayabilselerdi. Ama maalesef çeşitli sebeplerden dolayı veliler Özel Eğitim Kurumlarına başvurmak durumunda kalıyorlar” diye ifade etti.

Özel Eğitim Kurumlarının gerekli olduğunun da altını çizen Tekin, “Özel Eğitim Kurumları tamamlayıcı eğitim kurumlardır. Salt kimi bilgilerin öğrencilere aktarılması ile eğitim sorunu hal olmuyor. Maalesef öğrencilerin yüzde 90’nı okuduğunu anlamıyor. Bundan dolayı son zamanlarda öğrencilerin okumaya sevk edilmesi ağırlık kazandı. Sorular da artık okuduğunu anlama ile alakalı çıkmaya başladı” diye konuştu.

‘ÖĞRENCİLERİ ÜÇ AŞAMADA ELE ALIYORUZ’

Eğitim sistemine, gelenekselleşmiş klasik eğitim sisteminin dışına çıkarak yaklaştıklarını, bu anlamda öğrencileri üç aşamada ele aldıklarını kaydeden Tekin, “İlkin öğrenciyi tanımaya çalışıyoruz. Çünkü öğrencinizi tanımadan onu eğitemez, başarılı olmasını sağlayamazsınız. Bunun için de çocuğu çok yönlü ele alıyor ve değerlendiriyoruz. Çocuğun geldiği sosyo ekonomik, kültürel durumundan tutalım da aile içi ilişkilerine, sosyal çevresine kadar çok yönlü ele alıyor, diyalog kuruyor ve tanımaya çalışıyoruz. Çocuğun ilgi alanlarını tespit etmeye çalışıyoruz. Çocuğu tanıma süreci tamamlandıktan sonra, ikinci aşamada, test çözme tekniğini işliyoruz. Salt test çözme tekniği değil, zamanı da doğru kullanması, kendini ayarlaması konularını ele alıyoruz. Son aşamada ise, kendilerini rahat hissetmelerini sağlıyoruz. Özellikle rehberliği çok önemsiyoruz. Son zamanlarda rehberlik başlı başına bir alan olarak gelişmeye başladı” diye belirtti.

Rehberlik dersleri ile çocukları sosyal ve psikolojik olarak anlamaya çalıştıklarını söyleyen Tekin, bu alanda elde ettikleri başarının çocuğun başarı grafiğini yükselttiğine dikkati çekti.

‘İKİ KONUDA ÖZELEŞTİRİ YAPMAK DURUMUNDAYIZ’

Deneyimli eğitimci Lokman Tekin Özel Eğitim Kurumlarına yönelik eleştirilere de cevap vererek, iki konuda öz eleştiri yapacağını belirterek şöyle dedi:

“Her şeyden evvel eğitime ticari kaygılar ile yaklaşılmamalı. Eğer ticari kaygılar ile yaklaşılırsa eğitim arka planda kalır ve sadece bir ticarethane olarak ön plana çıkmış oluruz. Bu da eğitimde hedeflediğimiz başarıyı asla yakalamayacağımız anlamına gelir. İkinci öz eleştiri konumuz ise, gereken konuda gerektiği kadar öğrencilere destek sunarak öz güven sahibi olmaları sağlanmalıdır. Öğrenciler salt sınavlara hazırlanmamalı, tabiri caizse bir yarış atı gibi ele alınmamalıdır. Eğitimcileri öğrencilere liderlik etmeli, onların özgüven kazanmalarına yardımcı olmaları, kendi potansiyellerini açığa çıkarmalarına vesile olmaları gerekiyor. Bunlar yapıldıktan sonra çocuk zaten başarılı olur.”

‘PANDEMİ SÜRECİNDEN EN FAZLA ETKİLENENLERDENİZ’

Pandemi sürecinin kendilerini oldukça olumsuz etkilediğini hatırlatan Tekin, “Bu süre zarfında devletten herhangi bir destek almadık. Okulların tatil edildiği 20 Mart tarihinden itibaren velilerden herhangi bir ücret almadık. Ücretlerini yatıranların da ücretlerini iade ettik. Öğretmelerimizi mağdur etmeden ücretlerini ödedik. SGK giderleri vs. herhangi bir kesintiye gitmedik” diye kaydetti.

Okulların kapanmak zorunda kalması ile eğitime ara vermediklerini söyleyen Tekin, “Öğrencilerimiz ile sürekli iletişim halinde olduk. Whatsapp hattı oluşturarak birebir diyalog kurmaya çalıştık. Bir de iki online sistemi oluşturarak gerek videolarla gerekse canlı anlatımlarla eğitimi kesintisiz sürdürmeye çalıştık, konu anlattık, test çözdük, öğrencilerimizi hazırlama gayretine girdik. Bunları yaparken de herhangi bir ücret karşılığında yapmadık” dedi.

‘SALT ÖĞRENCİLERLE DEĞİL, VELİLERLE DE İLETİŞİM HALİNDE KALDIK’

Öğrencilerin yanı sıra velilerle de iletişim halinde kaldıklarını aktaran Tekin, “Sadece öğrencilere destek sunmak yetmiyor, bir de velileri de kimi konularda hazırlamak gerekiyordu. Bundan hareketle velilere yönelik de bir whatsapp hattı oluşturduk böylelikle hem onların sorularını cevaplıyor, hem de onlara yönelik aktarımlar yapıyorduk. Ayrıca haftada bir gün tüm velileri arar, öğrencilerimiz hakkında bilgi alır, varsa sorun ve sıkıntılarını dinlerdik. Bunun dışında bir de ev ziyaretleri yapardık. İmkânlarımızın el verdiği ölçüde her fırsatı değerlendirerek öğrencilerimizin eğitimlerinin sekteye uğramaması için tüm koşullarımızı seferber ettik” şeklinde konuştu.

‘SINAVLARDA BAŞARI DÜZEYİ ARTTI’

Pandemiden dolayı sınavlarda öğrencilere pozitif ayırımcılığın uygulanması için kampanya başlatan öğretmenlerden bir tanesinin de kendisi olduğunu belirten Tekin, “Farklı bir süreç ile karşı karşıya idik ve bu süreç her kes gibi öğrencilerin de psikolojisini olumsuz etkilemişti. Bundan dolayı öğrencilere bir biçimiyle pozitif ayırımcılık uygulanması talebinde bulunduk ama bu talebimiz karşılanmadı ve sınav yapıldı. Yapılan sınavlarda öğrencilerin başarı düzeyinin arttığı görülmektedir. Bu zaman dilimini değerlendirebilenler ipi göğüsleyerek başarılı oldular” diye hatırlattı.

‘UZAKTAN EĞİTİMİ İZLEMEDE DOĞU İLLERİ GERİDE’

Pandemide tehlike çanlarının tekrardan çalmaya başladığı günümüzde Uzaktan Eğitimin tekrardan gündeme geldiğini vurgulayan Tekin, ülke genelinde uzaktan eğitimin alt yapısının yeteri düzeyde hazırlanmadığını, bu şekilde devam etmesi halinde başarılı olmasının zor olduğunu söyledi. Tekin, “batı illeri doğu illerine nazaran daha başarılı. Batıda bu sistem görece daha iyi oturmuş vaziyette. İstatistiklere bakıldığında batı illerinde başarı oranı yüzde 60, doğu illerinde ise başarı oranı sadece yüzde 20. Dolayısıyla altyapı çalışmalarının daha detaylıca ele alınması gerekiyor. Şunun altını özellikle çözmek gerekiyor: Uzaktan eğitim hiçbir şekilde yüz yüze eğitimin yerini tutamaz. Koşullardan kaynaklı böylesi bir uygulamaya gidilmesi ayrı tabi” ifadelerini kullandı.

‘ÇOCUKLARIN ARKADAŞA DEĞİL, İYİ BABAYA İHTİYACI VAR’

Tekin, özellikle babaların çocukları ile olan ilişkilerini yanlış ele aldıklarının altını çizerek, “Genelde babalar, çocukları ile arkadaş olduklarından bahsederler. Oysa çocukların yeteri düzeyde arkadaşları var, onların iyi bir babaya ihtiyaçları var. Bu anlamda baba, çocuğu ile arkadaş değil, iyi bir baba olma gayretine girmeli. Çocuğu sıkmadan, ölçüsünü ayarlayarak üzerinde belli düzeyde bir baba otoritesini oluşturmalı. Bu da çocuğun başarılı olmasında önemli bir yere sahip” diye ifade etti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...