GAZETE SOKAK – KCK ana davasında duruşma salonunu izinsiz terk etmek suretiyle “görevlerini kötüye kullanmak” suçlamasıyla Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın ile birlikte 41 avukat hakkında her biri için ayrı ayrı 6 ay ile 2 yıl arasında değişen hapis cezası istemiyle açılan davanın ilk duruşması Diyarbakır 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmaya tutuksuz avukatlar ve müdafileri katıldı. Batman ve Ankara borusuna kayıtlı avukatlar ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden bağlandı. Duruşmayı çeşitli barolardan avukatlar da yakından takip etti.

TERK EDİLEN SALON

Duruşma, avukatların terk etmeleri nedeniyle suçlamaya konu olan KCK ana davasının görülmesi için özel olarak yapılan duruşma salonunda görüldü. Yoğun katılım nedeniyle katılımcıların tamamı salona sığmadı. Sanık ve müdafilerinin yoklamasıyla başlayan duruşmada, zaman zaman mahkeme heyeti ve avukatlar arasında usul tartışması yaşandı.

‘SİCİL NUMARASINA GEREK VAR’

Duruşmaya tüm müdafi olarak sicil numarasını yazdırmak isteyen İstanbul Barosu’ndan bir avukata mahkeme başkanı, “Sicil numarasına gerek yok” dedi. Söz konusu avukat, “Gerek var, çünkü İstanbul’da duruşmada sahte avukat yakaladık. Sonra beraat ettirdiler” demesi gülüşmelere neden oldu. Mahkeme başkanının, “Diyarbakır Barosu’ndaki avukatlar bir birini tanıyor, sahte avukat varsa lütfen bildirin” demesi ikinci defa gülüşmelere neden oldu.

DERHAL BERAAT TALEBİ

Avukatlar müvekkillerinin derhal beraatına karar verilmesi gerektiğini belirterek, buna ilişkin ulusal, uluslararası hukuk ile Havana Kuralları’na atıfta bulundu. İddia makamı, derhal beraat kararının istisnai hallerde verilebileceğini belirterek, derhal beraat kararının reddine karar verilmesini talep etti.

Duruşmaya ara veren mahkeme heyeti, aldığı ara kararda derhal beraat talebinin reddine karar verdi.

Derhal beraat kararının reddinin ardından duruşmada yargılanan avukatlar ve avukatları savunma yaptı.

‘TARİH BOYUNCA AVUKATLARA BEDEL ÖDETİLMİŞ’

Duruşmada ilk olarak söz alan İstanbul Barosu üyesi avukat Ömer Tabili, meslektaşlarının üzerlerinde cübbe varken şu an cübbesiz oturduklarına dikkat çekti. Tabili, “Avukatlara tarih boyunca bedel ödetilmiş ve avukatlar bedel ödemiştir. Söylenmesi gereken şeylerden asla geri durmamışlardır. İddianameyi eğri bozuk hazırlayanlar, hukuka aykırı delilleri çuvallara doldurup tarihi bir görev üstlenmişlerdir. Gerçek anlamıyla bağımsızlık kelimesinin sadece avukatlara ait olduğunu göstermiştir. Müvekkillerin mantığa ve aykırılıklara karşı sözlerini dinlemeyen düşman ceza hukuku ile hareket eden yargı avukatları cezalandırmaya çalışıyor. O gün, o salonda yerinizde oturanlar kanunun kendilerine dokunmayacağını ve hesabının sorulmayacağı gafleti içindeydiler. İşte onları, bu hayalden kurtarmaya çalışan meslektaşlarım müvekkillerini kurtarmak amacıyla duruşmadaki hukuksuzluğu görmüş ve meşruluğunu yitiren yargılamaya itiraz hakkını kullanmak için bağımsız bir savunma geliştirmişlerdir. Elindeki kanunu okuyup anlamayan okuyup anlıyor gibi yapan ve ona rağmen böyle davranıyor ise vahim ve acınacak durumdadır. Bu yargılamayı yapanlar makam sureti ile yaptığı işe meşruluk kazandırmaya çalışmış. Müvekkillerin görevi kötüye kullanmaktan yargılandığı söyleniyor. Bunun için işlenen suçtan zarar oluşması gerekiyor ama ortada suç teşkil edecek bir durum yok. Beraat yönünde hüküm verilmesini talep ediyorum. Bu Artvin, Muğla, İzmir ve İstanbul’daki mahkemelere de örnek olsun diye beraat istiyorum” dedi.

‘İDDİA SAHİPLERİ İÇERDELER’

Davada yargılanan Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın ise savunmasında, “Öncelikle beraber bu salonda savunma yaptığımız Muhterem Süren, Önder Üngür ve Tahir Elçi’yi yad ediyorum. Olayın nasıl gerçekleştiğini anlatırsam; davaya dönüşen meselelerden biri o dönem müvekkillerimizin duruşma salonunda bulunması için gidip mahkeme ile resmen pazarlık yaptık. Toplu getirmesini söyledik ama mahkeme heyeti üçer dörder gruplar halinde getireceklerini söyledi. Biz kabul etmedik, bazı müvekkillerimizin hem savunması hem de kimlik tespiti yapılmamıştı. Mahkeme, ‘Sanıkların duruşma salonunu terk ederek duruşma düzenini bozduğunu’ iddia etti. Bunu iddia edenler devlet düzenini bozmaktan içerdeler. Hakkımızda ihbarda bulunan hakim savcıların çoğu cezaevindedir. Tam beş yıl oldu soruşturmanın başlaması. Mahkeme heyeti vefat eden avukat Emrullah Engin Akyürek hakkında da dosya hazırlamıştı, bakanlık düzeltti. Aynı savcı dosyada iki fezleke göndermiş. Fezleke numaraları farklı, niye böyle olmuş onu da anlamadım. Yine yazmış, yine yinelemiş anlamadım” diye konuştu.

‘ORTADA BİR SUÇ YOK’

Beraat kararı verilmesi gerektiğini belirten Aydın, “Yargılanmamıza neden olan duruşma tutanağının altında hiç bir katip ve başkanın imzası yok. Aslında olmayan bir tutanak var. Hiç bir hakimin, üyenin, imzası yok. İşte avukatlar hakkında dava açmak bu kadar kolaydır. Bu duruşma tutanağının sahte olma ihtimali de var. O dönemde çok zor koşullar altında görev yaptık. O dönem mahkeme heyeti hakkında iki defa şikayette bulunduk, incelemeye bile değer görülmedi. Avukatlar maalesef bir yük olarak görünüyor. Ortada bir suç yok. Olması gereken bir mesleki avukatlık var. Tüm meslektaşlarımız ile hukukun tecellisi için mübadele yürüttük, bu da mücadelenin bir parçasıdır. Bugün olsa yine yaparım.”

‘KARARI PEK DE ÖNEMSEMİYORUM’

Avukat Mustafa Özer de savunmasında, önce sanıkların mahkemeden çıkarıldığı sonra da kendilerinin çıktığını belirterek, “Bu mahkeme tarafından görevi kötüye kullandığımız söyleniyor. Stajımı da katarsanız, kırk yıldır avukatlık yapıyorum. Öylesine görevini kötüye kullanan kamu görevlisi gördüm ki adaletten herhangi bir beklentim kalmadı. Ağzı yüzü kan içinde olan sanıklar vardı. Sayın savcı, sayın mahkeme bir az önce yüzü düzgün olan insanın ağzı, yüzü kan içinde dedim. Bana, ‘bu mahkememizi ilgilendirmez’ dedi. Bu mu görevi kötüye kullanmaktır ya da bizim salondan çıkmamız mı görevi kötüye kullanmaktır. Bu ülkede adaletin, yargının toplumsal saygınlığı durmadan geriye gidiyor. Artık inanılması güç bir müessese haline geliyor. Vereceğiniz kararı pekte önemsemiyorum açıkçası, çünkü suç işlemedim” ifadelerini kullandı.

SAVCI BERAAT İSTEDİ

İddia makamı, suçta kasıt bulunmadığı ve suçun manevi unsurlarının oluşmadığı için duruşmaya katılan 39 sanık avukatın ayrı ayrı beraatlarına karar verilmesini istedi.

39 AVUKATA BERAAT

Savunmaların ardından mahkeme heyeti, suçun manevi unsurlarının oluşmaması ve suç kastı bulunmadığı gerekçesiyle savunması alınan 39 avukatın beraatına, savunması alınmayan 2 avukatın dosyasının ayrılmasına karar verdi. MA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...