GAZETE SOKAK – 20 aydır tutuklu DİHA muhabiri İdris Sayılğan, dosyasında suçlama konusu yapılan tüm deliller haber kaynaklarıyla yaptığı görüşmelerden ibaret olmasına rağmen tahliye edilmiyor. Sayılğan’ın ailesi, “İdris’in gazetecilik tercihi bilinçlidir” diye belirtti.

Trabzon E Tipi Cezaevi’nde 20 aydır tutuklu bulunan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan DİHA muhabiri İdris Sayılğan’a haber kaynaklarıyla yaptığı görüşmeler suç delili sayılarak, “Örgüt üyesi olmaktan” 15 yıla kadar hapis isteniyor. Sayılğan’ın Muş 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 3’üncü duruşması 5 Ekim 2018 tarihine ertelendi.

‘İDRİS’İN GAZETECİLİK TERCİHİ BİLİNÇLİ’

Gazeteciliği büyük bir hevesle tercih eden Sayılğan’ın maruz kaldığı hukuksuzlukları 90’lı yıllarda boşaltılan köylerinde hayvancılık yaparak geçimini sağlayan ailesi anlattı. Sayılğan ailesinin yaşadığı merkezden 70 kilometre uzaklıkta bulunan İnardi (Hetêng) köyü 1993-94 yılları arasında boşaltılmış. Batman, Diyarbakır, Bitlis, Muş’un kesiştiği noktada yer alan köy, 1915 Soykırımı’ndan önce Ermeni halkının canlı izlerini taşıyor. Sayılğan ailesi, köy boşaltmalarından sonra yaz aylarında yaylaya çıkarak hayvancılık yapan birkaç aileden biri. Tarihi Andok Dağı karşısında bulunan İnardi köyünde, yıllarca dayatılan koruculuğu reddederek elindeki kısıtlı imkanlarla hayvancılık yapan baba Ramazan Sayılğan, İdris’in zorluklar karşısında bilinçli olarak gazetecilik yaptığına dikkat çekiyor. Baba Sayılğan, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra önce küçük oğlu olan 22 yaşındaki Mehmet’in ardından İdris’in tutuklandığını ve son olarak büyük oğlu Matematik öğretmeni Ebubekir Sayılğan’ın da ihraç edildiğini dile getirdi. Ailedeki 9 kardeş arasındaki dayanışmaya sık sık vurgu yapan baba Sayılğan, İdris’in gözaltına alınan gecenin sabahında 8 yaşındaki oğlu Yunus Emre’nin bile başına silah dayatılarak yere yatırıldığını söyledi.

‘İDRİS TÜM KARDEŞLERİNİN GÖZLERİ ÖNÜNDE DARP EDİLDİ’

Haziran ayında geldikleri köylerinin kırsalında bulunan mezrada çadır kurup yaylacılık yaptıklarını dile getiren Sayılğan, “İdris benim en çalışkan çocuklarımdan biridir. Ama onu her düşündüğümde ‘cezaevinde çürüdü’ diyorum. Köyden bizi çıkardıklarında o daha 2 yaşındaydı. Evimizi toprağımızı bırakıp Muş’a yerleştikten sonrada hayvancılık yaparak yaşamımı sürdürmeye çalıştım. İdris bütün bunların içinde büyüdü, elbette yapacağı haberler kendi memleketini yansıtacaktı. İdris gözaltına alındığında bile onu tüm kardeşlerinin gözleri önünde darp ettiler. En küçük çocuğum olan Yunus’un bile kafasına silah dayadılar. Hepsi o şiddete tanık oldu. Ama İdris evde de cezaevinde ne yaptığından çok emin. Polis ‘bu haberleri yapmayı bırakırsan, biz de seni bırakırız’ demişti. Ama ben İdris’i tanırım, hep inandığı şeyleri yapar. O muameleyle gözaltına alınıp tutuklanan oğlum diplomalı bir gazetecidir. Ben bir baba olarak bu duruma çok üzülüyorum. Zaten Trabzon’da tutuklu olduğu süre içerisinde toplasanız birkaç kez görmeye gidebildik. Geçen telefonda konuştuğumuzda haberlerde izlemiş galiba Mehmet Altan’ın tahliye edildiğini tabi o da umutlanmış. Arkadaşlarına bu kararı hatırlatmamı istiyor” dedi.

ANNE SAYILĞAN: İDRİS’İN GAZETECİLİĞİ BİZİM İÇİN DEĞERLİDİR

Yıllardır berivanlık yapan anne Sabiha Sayılğan da, uzun uzun İdris’in çalışkanlığını ve güzel bir sesi olduğunu dile getiriyor. Anne Sayılğan, “İdris’in çok güzel bir sesi var, nerede bir türkü söylese hepimiz dönüp bakar, ‘Bu ses kesin İdris’in’ diyorduk. Çocuklarım arasında İdris bana en fazla düşkün olandır. Hep anneme şöyle yapacağım böyle yapacağım diye hayal kurar. Liseyi bitirdikten sonra birkaç değişik işte çalıştı. Hem çalıştı hem de para biriktirip dershaneye gitti. Sonra Mersin Üniversitesinde gazetecilik kazandı. Galiba İdris, abisini cezaevinde ziyaret ettiği sırada gazeteciliğe karar verdi. Hep iyisini yapmaya çalışmaya gayretli biridir. Bizler hep çok zorluk yaşadık, elbette İdris’in gazeteciliği bizim için değerlidir. Biz onun adına tedirgin olsak da onu hiç engellemedik. İçerde bile kitap okuyup dışarıya arkadaşlarına haber gönderen biridir. Ne zaman adı geçse buralarda herkes ‘haa o gazeteci mi’ diyorlar. Yıllardır cezaevinde, kaç duruşmasına gittik geldik. Hep aynı şeyler tekrar söyleniyor. Oğlum bir gazeteci onun içeride değil dışarıda özgür olması gerekiyor” diye konuştu. (MA/ Nimet Ölmez)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz