GAZETE SOKAK – HDP Sözcüsü Ebru Günay, 2020 yılı bütçesinin yeniden ele alınması gerektiğini belirterek, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin bir kısmıyla ihtiyaç sahiplerine elektrik, su, doğalgaz faturalarının ödenmesini ve işyeri kapatılan esnaflara doğrudan gelir desteği sağlanmasını önerdi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, HDP Yerel Yönetimler Merkezi’nde düzenlenen haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Günay, salgınla mücadele eden vatandaşların temel ihtiyaçlarını güvenceye almak için 2020 yılı bütçesinin yeniden ele alınması gerektiğini ifade ederek, buna ilişkin önerilerde bulundu.

‘KAYIPLARIN SORUMLUSU AKP-MHP’

Ölüm orucuna ara verdikten sonra yaşamını yitiren Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’i anarak konuşmasına başlayan Günay, vicdan sahibi herkesin Gökçek’i yaşatmak için harekete geçtiğini, Helin Bölek ve Mustafa Koçak’ın da bu uğurda hayatlarını kaybetmesine rağmen, AKP iktidarının bu taleplere kulaklarını tıkadığını belirtti. Yaşanan kayıpların tek sorumlusunun, ülkeyi konser yapılamaz, sanat yapılamaz hale getiren ve bu talepleri görmezden gelen AKP ve MHP iktidarı olduğunu söyleyen Günay, “Sanatın, konserin, kültürün, örgütlenmenin özgürleştiği bir ülkeyi yaratmak vicdan sahibi herkesin sorumluluğudur. Bizler de onların anısını ve mücadelesini yükselteceğimizi buradan bir kez daha ifade ediyoruz” dedi.

‘O’NLARIN İŞARET ETTİKLERİNİ, HDP HAYATA GEÇİRME MÜCADELESİNDE’

48 yıl önce demokratik bir ülke özlemi ile çalışan ve direnen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın darağacına gönderildiği 6 Mayıs tarihini geride bıraktıklarını ifade eden Günay, “Türkiye siyasi tarihinde bir cinayet işlendi. 3 devrimci fidanın adalet, özgürlük, eşitlik mücadelesindeki onurlu dik duruşları ve ‘Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği’ haykırışları unutulmadı. Onların öncü ruhunu, işaret ettikleri halkların demokratik mücadelesini HDP hayata geçirmenin mücadelesi içinde. Bizler açısından demokratik, adil, özgür bir Türkiye özleminden ve tüm halkların eşit koşullarda yaşama mücadelesinden vazgeçmemek; demokrasi, özgürlük ve eşitlik için yaşamını yitirenlerin anısına sahip çıkmanın en doğru yolu. HDP bu topraklardaki devrimci geleneğin her birini sahiplenen, onları ortak mücadele etrafında bir araya getiren çok bileşenli yapısıyla, aslında gelenekten geleceğe bir halklar köprüsü inşa etmenin iddiasında ve bu iddiasını da sürdürmeye devam ediyor” ifadesini kullandı.

MECLİS’İN KAPALI OLMASI

Salgının yayılmasına rağmen, hükümetin “pandemide normalleşme süreci” adı altında kararlar almaya başladığını ve bu doğrultuda alış-veriş merkezlerinin açılacağını kaydeden Günay, “Toplum sağlığını esas almayan, sermaye odaklı yürütülen bir pandemi ile mücadele süreci yaşıyoruz. Muhalefetin, toplumsal kesimlerin, bilim insanlarının önerileri dikkate alınmıyor. AVM’ler açılıyor ama Meclis kapalı. Meclis neden kapalı? Bunun bir izahı var mı? Demek ki aslında ortada bir normalleşme yok. Hiçbir şey normal değilken, açıklamalar böyle şaibeliyken, hiç kimse kendini güvende hissetmiyorken sırf ekonomi toparlansın diye para kazandıracak ama hayati önemi olmayan tüm sektörler insan hayatı hiçe sayılara açılıyor ama Meclis açılmıyor. Çok kez ifade ettik, buradan bir kez daha çağrımızı yineliyoruz. Böyle bir süreçte Meclis kapalı tutulmamalı. Meclis kapalı tutulduğu her gün hayatını kaybedenlerin vebali omuzlarımıza yüklenmektedir. Meclis bir an önce açılmalı, tek gündemi de salgın ve salgının olumsuz etkilerini azaltmak olmalıdır. Salgınla mücadele gündemiyle Meclis hemen toplanmalıdır” ifadesinde bulundu.

MUHALİF KURUMLARIN HEDEF ALINMASI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı bir konuşmada Türk Tabipler Birliği (TTB), barolar ve TMMOB gibi meslek örgütlerini hedef aldığını ve bu kurumların yapılarında değişikliğe gideceğine dair açıklamalar yapmasını hatırlatan Günay, “AKP’nin aslında uzun süredir planladığı, meslek örgütlerine yönelik müdahaleyi, pandemi süreciyle beraber yeniden gündemine aldı. Salgın sürecini kendisine nimet olarak gören iktidar baroların sesini kısmak, STK’leri ele geçirmek için bu değişiklikleri planlıyor. İktidarın, Türkiye demokratik muhalefetinin önemli bir parçası durumunda olan TMMOB ve barolar gibi kurumları hedef almasına şaşırmadık. Salgınla mücadele ederken onlarca üyesini yitiren TTB’nin hedef seçilmesi de tesadüf değil. Çünkü bu kurumlar hakikatleri söylüyor, çünkü bu kurumlar üretiyor, çünkü bu kurumlar muhalefet ediyor iktidara. Daha önemlisi halk sağlığı için salgınla mücadele ediyorlar. Bir kez daha gördük ki muhalif olan tüm kesimler iktidarın saldırısının hedefindedirler. Ve bu saldırıların dışında da kalmayacaklar. Bu saldırılara karşı sıranın bize gelmesini beklemeden, hemen dayanışma ve güç birliği geliştirmek durumundayız. Yarın çok geç olmadan dayanışma ve güç birliği için adım atmalıyız. Bunun için partimiz üzerine ne düşüyorsa yapmaya, demokratik güç birliği için adım atmaya hazır. Bu tür saldırılara karşı mücadele etmekten bugüne kadar geri durmadık, bundan sonra da geri durmayacağız” dedi.

‘DARBEYE KARŞI SAMİMİ MÜCADELE EDİLMELİ’

HDP olarak, tarih boyunca darbelere karşı durduklarını ve darbelerin sadece askeri değil yürütme erkiyle de gerçekleşebileceğini sözlerine ekleyen Günay, “Nitekim dünyada artık gücü eline alan iktidarın da hukuku askıya alarak gerçekleştirdiği politikaların da darbe olduğu tartışılıyor artık. Dolayısıyla bizler hem askeri hem de sivil darbelere karşıyız. Türkiye’de 15 Temmuz’u yaşadık. 16 Temmuz sabahı Meclis ortak bir irade koyarak darbe karşıtı bir bildiri yayımladı. O bildiride Binali Yıldırım, Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu ve Sevgili İdris Baluken’in imzası vardı. Peki sonra ne oldu? Darbe karşıtı tek vücut olmuş parlamentoya darbe yapıldı. Darbe karşıtı bildiriye ortak imza attığı için, darbe karşıtlığı sebebiyle tebrik edilen İdris Baluken 4 ay sonra 16 yıl 8 ay ceza alacak şekilde tutuklandı. İktidar veya bir parti darbeye karşı ise öncelikle samimi olacak. Otoriter politikalarını sürdürmek için kriz algısı yaratmaya ihtiyaç duyarak bir darbe söylentisi çıkarmayacak. Varsa bir darbe hazırlığı partimiz her zaman bu darbe mekaniğine karşı, demokrasiden ve demokratik değerlerden yana tavır almaya, darbecilerle mücadeleye hazırdır. Ama darbeye karşı samimi mücadele edilmelidir. Samimi mücadele Türkiye toplumuna ve halklarına karşı dürüst olmakla başlar” şeklinde konuştu.

‘İKTİDARIN MASKESİ DÜŞTÜ’

PM üyeleri Büşra Kuyun’un kaçırılıp tehdit edilmesine de değinen Günay, “Biz geçmiş dönemde de gençlerin bu tür saldırılara muhatap olduğunu biliyoruz. Büşra arkadaşımızın kaçırılıp tehdit edilmesi, iktidar blokunun kaybetme korkusuyla gençlere ve genç kadınlara düşmanca yaklaşımı ve yine Kürt düşmanlığı politikasından bağımsız değildir. Ulu orta kaçırmanın, gözdağı vermenin topluma neyi hatırlattığını, nelerin hatırlatılmak istendiğini bizler biliyoruz. Daha 2 gün önce dağlara yazılan ırkçı yazıları kaldırmakla övünenler bugün yeni yazılar yazıyorlar. Parti yöneticisi arkadaşlarımızı kaçırıyorlar. Demek iktidar buraya kadar rol yapabildi. İktidarın maskeleri düştü ve özlerine dönüş yaptılar. Buradan sormak istiyorum, hazır eliniz değmişken ‘asit kuyularını tekrar açalım, derin devleti ve beyaz Torosları tekrar getirelim’ diye mi düşünüyorsunuz?” diye sordu.

‘10 MİLYONDAN FAZLA İNSAN MAĞDUR EDİLDİ’

İktidarın sınav sistemi ile ilgili süreci yönetemediğini kaydeden Günay, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) 2 buçuk milyon öğrencinin katılacağını, sınav sisteminin ailelerle birlikte 10 milyondan fazla insanı ilgilendiren bir konu olduğunu dile getirdi. Gençlerin ve ailelerin mağdur edildiğini, Turizm Bakanının şirketlerinin kazanması için, ülkenin geleceğinin düşünmediğini belirten Günay, ülkenin geleceğini düşünmek yerine şirketlerin cirolarını düşünen bir iktidar pratiği ile karşı karşıya olduklarını ifade ederek, “ İktidarı yeniden ülkenin geleceğini düşünmeye davet ediyoruz” dedi.

BÜTÇENİN DÜZENLENMESİ İÇİN ÖNERİLER

Salgın süreci ile beraber parti olarak pek çok öneri sunduklarını, bunlardan en önemlisinin ise bütçenin yeniden düzenlenmesi olduğunu sözlerine ekleyen Günay, Türkiye’de ağır ekonomik tablonun yarattığı tahribatı onarmak için Meclis acilen adım atması gerektiğini söyledi.

2020 yılı bütçesi salgınla mücadele eden vatandaşların temel ihtiyaçlarını güvenceye almak için yeniden ele alınması gerektiğine dikkat çeken Günay, buna ilişkin önerileri şöyle sıraladı:

“*İçişleri Bakanlığı’na ayrılan bütçenin bir kısmının İşsizlik Fonu’na aktarılarak, başta geliri olmayan kadınlar olmak üzere aylık 2 bin 500 TL doğrudan gelir desteği sağlanması,

*Cumhurbaşkanlığı bütçesinin bir kısmı ile işyeri kapatılan esnaflara 6 ay boyunca ayda 2 bin 500 TL doğrudan gelir desteği sağlanması,

*Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin bir kısmı ile çiftçi borçları ve desteklerinin ödenmesi,

*Yandaş vakıflara ve derneklere ayrılan kaynakların tamamının gençlerin Kredi Yurtlar Kurumu (KYK)borçlarının silinmesi için harcanması,

*Yandaş şirketlere aktarılan transfer ödemelerinin durdurulması, elde edilen kaynakla elektrik, doğalgaz, su ve internetin ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz olması,

*Yandaş şirketlere yapılan garanti ödemelerin durdurularak elde edilen kaynağın bütün sağlık hizmetlerinin ücretsiz kılınması için harcanması,

*Kamuda lüks araç ve uçak saltanatına son verilip en düşük emekli maaşının 2 bin 500 TL yapılmasını öneriyoruz,

*Peki, nereden gelecek bu kaynak? Bütçedeki değişiklikler ile oluşacak 200 milyar TL tasarruf sağlanacak. Barış sürecinin devam ettiği 2004 yılında güvenlik bütçesi toplamı 50 milyar TL idi. 2020 yılında ise bu bütçe 200 milyar TL oldu. İçeride dışarıda barış yoluna devam etseydik 100 milyar lira ile güvenlik sağlanacaktı.

*İkincisi bütçeden 70 milyar TL yandaş şirketlere, köprü otoyol projelerine garanti ödemeleri ve transferler adı altında aktarılıyor. Bu ödemelerin bu olağanüstü dönemde durdurulmalı. Cumhurbaşkanlığı ve yan kuruluşlarına 40 milyar TL harcanıyor. Bunun 30 milyarının kesilmesini öneriyoruz. Bu bütçeler kesildiğinde vatandaşın mağduriyeti giderilecektir.” MA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...