Pts. Tem 22nd, 2019

HDP ADAYI DEMİR: ZIRHIMIZ HALKIMIZIN GÖNLÜ, ZIRHLI ARACI SATACAĞIZ

GAZETE SOKAK – Batman’da yayın yapan Radyo Yuksel’e konuk olan HDP Eşbaşkan Adayı Dr. Demir, kentin sorunları ve ‘kayyum belediyeciliğinin’ yarattığı tahribatlar ile ilgili soruları yanıtladı.

HDP Eşbaşkan Adayı canlı yayında hem Yüksel Çiftçi’nin hem de yurttaşların sorularına cevap verdi.

Radyo Yüksel’de Yüksel Çiftçi’nin sorularını cevaplayan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman Belediye Eşbaşkan Adayı Dr. Mehmet Demir; partisinin belediyeclik anlayışını anlatarak 31 Mart’tan sonra belediyeyi devr aldıklarından sonra fuzuli yapılan masrafların önünü kesmekle beraber halkın yarayına olan projeler ile hizmet edeceklerini söyledi.

Belediye başkanı için kullanılan zırhli aracı da kullanmayacaklarının altını çizen HDP Belediye Eşbaşkanı Dr. Mehmet Demir, en büyük zırhın halkın güvenini kazanmak olduğunu ifade etti.

Yükesel Çiftçi’nin HDP Belediye Eşbaşkanı Dr. Demir ile yaptığı röportaj şöyle:

Yerel seçim atmosferindeyiz, genel seçimler değil ama, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan HDP’yi terörist olarak görüyor ve her konuşmasında bunu ifade ediyor. Hatta diğer siyasi partiler HDY’ye yanaştığında, HDP’yle bir iletişimlerini gördüğünde onları da terörist olarak ifade ediyor. Bu yaklaşımı nasıl görüyorsunuz, değerlendirmeniz nedir?

Şimdi şunu söyleyeyim: Sayım Cumhurbaşkanının hangi özünü esas alalım? Sayın Cumhurbaşkanı 2005 yılında Diyarbakır’a geldi ve dedi ki: Kürt sorunu benim sorunumdur. Sayın Cumhurbaşkanı daha önce de ‘analar ağlamasın, gözyaşları dursun’ diyordu ama şu an da anaların gözyaşları sel gibi akıyor. Sayın Cumhurbaşkanı daha önce ‘biz yaradılanı yaratandan ötürü severiz’ de diyordu fakat şu an da ‘taş üstünde taş, kelle üstünde baş kalmasın’ diyor. Eğer Cumhurbaşkanının söylediği söz doğru ise, HDP’yi böyle bir suçla itham ediyorsa, nihayetinde HDP, Türk yargı sisteminin, hukuk sitemin kanunları çerçevesinde kurulmuş bir siyasi partidir. O zaman onu neden kapatmıyorlar?

Sayın Selahattin Demirtaş için de aynı şeyi diyordu. Sayın Demirtaş’a karşı meydanlarda kendini savunamadığından dolayı bir hukuk cinayeti işleyerek onu cezaevine aldılar. Programın başında da ifade ettiğim gibi AİHM’nin kararına rağmen jet bir hızla, kendisinin de ifade ettiği gibi ‘onların planı varsa bizim de planımız var’ dedi ve istinaf mahkemesinden jet bir karar çıkartıp tekrar cezaevinde tuttular. Eğer bu söylem doğru ise HDP milletvekillerine neden maaş veriyor?

Biraz önce de ifade ettiğim gibi görevden alınmış belediye başkanlarına dair eğer yargısal bir karar varsa, somut bir suç varsa neden onlara maaş veriliyor? Halen de ödeniyor. Bence bu, Türkiye’ye yapılacak en büyük hakarettir. Bir Cumhurbaşkanının görevi; toplumu daha çok kaynaştırabilecek, daha çok bir araya getirebilecek, ortak bir proje ve perspektif doğrultusunda geleceği kurgulayacak bir anlayış içerisinde olmalıydı. Siyasi partileri demokratik hukuk düzeni içerisinde bir araya getiren, koordine eden kişi olmalıydı. Ne yazık ki şu an da öyle bir durumda değil. Sayın Cumhurbaşkanı şu an da kendi kitlesine bile, AKP’nin kitlesine bile hitap etmiyor artık. Hitap ettiği kitle, MHP’nin kitlesidir. Fiiliyatta var olan durum, hem dindara ihanet edilmiştir hem AKP’nin tabanına ihanet edilmiştir hem de Kürtlerin 2011 yılına kadar kendisine bağlamış olduğu o umutlara ihanet etmiştir, Türk liberallerine ihanet etmiştir. Ne yazık ki, bütün bu yanlışlarında, ısrarla devam ediyor. Daha iki gün önce diyor ki: Kim Kürt olduğunu iddia ediyorsa defolsun gitsin. Bir Cumhurbaşkanının söylemi bu olabilir mi?! Olmamalıydı.

Bütün vatandaşı kucaklayan, bir araya getiren ve sevgiyle bir arada tutan bir güç olması gerekirdi ama ne yazık ki Türkiye’ye o şans kaybettirildi. Türkiye’de var olan güçler ayrılığı sistemini ortadan kaldırarak, her şeyi kendine bağlayarak, kendini esas alarak, Türkiye’nin var olan bütün şanslarını kaybettirdi. Dikkat ederseniz şu an da Avrupa Birliğinden dışlanan bir Türkiye var, dikkat ederseniz şu an da Rusya’yla Amerika arasında yalpalayan bir Türkiye var. Peki, Türkiye bu durumu hakkediyor muydu? Hak etmiyordu. Türkiye’nin şu an ki dış borcu, 475 milyar dolar. Peki, bu durum nasıl ortaya çıktı? Var olan bu siyaset ve söylemden dolayı bu duruma geldi çünkü bir ülkede hukuk yoksa, istikrar yoksa, güven yoksa o ülke de yatırım da olmaz. Şu an itibariyle büyük bir işsizlik söz konusu, büyük bir sermaye kaçışı söz konusu ve bir belirsizlik söz konusu.

Benim naçizane bir vatandaş olarak Sayın Cumhurbaşkanından ricam, bu söylemini, bu siyasetini değiştirmesidir. Yani unun için bugün erken değil, fakat yarın çok geç olabilir. Bu siyasette ısrarcı olması Türkiye’ye çok şey kaybettirebileceğini söyleyebilirim.

Yüksel Çiftçi: Kayyumla ilgili soruları bitirmek istiyorum aslında fakat bir kaç soru geldi, onları da soralım ve artık sizin projelerinize geçelim.

Ben bedensel engelliyim, tekerlekli sandalyem yok, AKP’liyim. Rica ediyorum, AKP veya HDP hangisi gelirse gelsin halk arasında ayrımcılık yapmasınlar. Ben bir insanım ve gezmek en tabi hakkım. Akıllı sandalyem yok.

Evet, o da bir ihtiyacını ifade etmiş, dile getirmiş. İnşallah en kısa zamanda temin edilir. Belediyenin yönetimini dev adlığımızda daha önce olduğu gibi bundan sonra da herhangi bir fikir ayrılığı yapmadan engelli yurttaşlarımızın bütün sorunları ile yakından ilgileneceğiz.

Bu da bir gerçek ki, daha önceleri belediyeye İş-kur’dan personel verilmiyordu ama kayyumla beraber İş-kur’dan işçiler belediyeye sürekli işçi verildi. Bunun da altını çizmek gerekir. Bu sebepten dolayı mevcut personelin iki katına çıkmasına neden oldular. Bu sebeple her yerde personele rastlamak mümkün.

Ben de bununla ilgili bir soru sormuştum. Her tarafta artık görünüyor diye. Tabii bu da etkin ama önceki personellerin hizmetlerini, görevlerini tam yapmadıkları da belirgin bir şekilde görülebiliyordu.

İyi akşamlar! Ben, Rıdvan Akdoğan. Koyu bir HDP seçmeniyim. Sayın eş başkan adayımıza sorum olacak. İluh Deresiyle ilgili bir projeleri var mı?

Diğer bir soru, kayyum zamanında alınan işçilerle ilgili bir soru sorabilir misiniz? İşten çıkarma yapacaklar mı? Ben bu soruyu şöyle düzeltmek istiyorum: HDP zamanında işe alınan işçilerin büyük bir kısmı işten uzaklaştırıldı ve başka insanlar işe alındı. Siz tekrar yönetime geldiğinizde işe alınanlarla ilgili bir icraatınız olacak mı? Ya da işten haksız yere çıkarılan birileri varsa, HDP döneminde alınıp, uzaklaştırılanlarla ilgili bir çalışmanız olacak mı?

Bunlardan önce ilk soruya cevap olarak şunu söylemek isterim: Bütün vatandaşlarımız, bütün Batman halkı bu konuda müsterih olsunlar, rahat olsunlar. Bizim açımızdan temel prensip adalettir. Hani derler ya; Adalet mülkün temelidir, adalet devletin temelidir. Yani şu an da Batman Belediyesi de bir devlettir. Batman Belediyesinde adalet olmazsa belediyenin iktidarı da olmaz. Bizim açımızdan bir HDP’li ile bir AKP’li ile bir Saadet Partiliyle, bir MHP’li ile bir İşçi Partili arasında zerre kadar fark olmayacak ve herkes bundan emin olsun. Belki HDP tabanı tarafından veya halis mulis dindarlar tarafından belki de Saadet Partili dindarlar tarafından seçileceğiz. Belki MHP tabanı bizi desteklemeyecek ama bundan emin olsunlar; diğer partililere diğer vatandaşlara giden hizmet neyse aynı şekilde o hizmet onlara da gidecektir. Belediyeye işi düştüğü zaman o vatandaşın; partisi, inancı, kimliği sorulmayacaktır.

Engelli vatandaşımızın sorusuna gelince bizim dönemimizde, mesela ticaret odasından söz ettim, temel prensibimiz şu olacak: Sivil toplum örgütleriyle çok yakın bir işbirliği içerisinde olacağız. Bütün sivil toplum örgütleri ve dernekler bizim uzmanlık kurumlarımız gibi çalışacak. Eğer kendileri çalışırlarsa, kendilerinin talepleri neyse aynı şekilde karşılık vermeye çalışacağız. Engelsiz bir vatandaşın rahatlık şartları neyse aynısını engelli vatandaşlarımız için de, bu derneklerin ortak çalışmasıyla beraber, br çalışmamız, planlamamız ve bir hedefimiz olacaktır.

İşçilerle ilgili soruya geldiğimizde ise; şu an da aldığımız duyumlar Batman dışından çok fazla işçini getirildiği ve Batmanda çalıştırıldığı söylenmektedir. Eğer böyle bir durum söz konusuysa Batman dışından getirilen işçiler geldikleri illere gönderilecek. Fakat Batmanlı olan ve bu süreçte, kayyumla beraber, başka işçilerin ekmeğine mani olmamışlarsa, eğer var olan kirli siyasete ortak olmamışlarsa, asla ve asla, işe yerleştirilmiş hiçbir işçi işten çıkarılmayacak, işine son verilmeyecektir.

İşten çıkarılmış olan diğer işçi arkadaşlarımıza gelince; onların hangi esaslara dayanarak işten çıkarıldığını bilmiyoruz, gerekçeleri nedir bilmiyoruz ama bizim temel hedeflerimizden birisi, mağdur edilmiş bu insanların mağduriyetlerini gidermektir çünkü bu insanlar mağdur edilmiştir. Eğer kanuni bir engel yoksa, KHK’larla bazı insanlar işinden atıldı ve kamu görevinden men edildi. Kamu görevinden men edilmiş insanlar o kanun değiştirilmeden maalesef işe alınamazlar. Kanunen alınamazlar çünkü her şeyden önce bir kanun var ve bunu değiştirmek bizim değil, Meclisin görevidir. Eğer yasal bir engel yoksa, doğal olarak, işten çıkarılan arkadaşlarımızın tekrar işe alınacağı ama işe yerleştirilmiş olan insanların da işlerine devam edeceği bir yaklaşımda olacağız. Tabi bu; kirli siyasete alet olmamışlarsa, başka insanların işine son verilmesine sebep olmamışlarsa olacaktır.

İşten atılan birisi eğer suç işlemişse veya herhangi bir yerle bağlantısı tespit edilmişse cezaevine gönderilmesi gerekmiyor mu?

Kesinlikle. Zaten şu an da Türkiye’deki yargı sistemine gizli tanık muamması getirildi. Gizli tanık denildiğinde hiçbir somut gerekçeye dayanmadan. Mesela şu an da OHAL Komisyonu gibi. Yüzbinlerce insan OHAL Komisyonuna başvurdu fakat Komisyon elinde hiçbir somut delil olmadan ‘hayır, sen işe başlayamasın’ di.yor. Burada da gizli tanık marifetleriyle birçok insanın üzerine iftira atıldı. Bu iftira neticelerinde işlerinden atıldılar ama somut bir veri sunmadan yaptılar bunları. Devletin işi, iddia ettiği bütün her şeyi somutlaştırmaktır. Ne yazık ki iddiaları somutlaştırmadan gizli tanık marifetiyle birçok insanın işine son verdi; kurum amirinin de olabilir, iş arkadaşının da olabilir iddiasıyla işine son verildi. Normalde bir kanun devletinde, bir hukuk devletinde olmaması gereken şeyler oldu. Bunu bedeli ülkeye geri döner ve bu ağır olacaktır. Tüm bu işten çıkarılmalar, kamu görevinden men edilmiş olanların tümü yarın işlerine geri dönerler. Türkiye geneli için diyorum ve bunların büyük bir kısmı büyük tazminatlarla dönecekler.

Gelelim asıl konumuza. Bu seçimler yerel seçimler. AKP Belediye başkan adayı bir sürü dev projeler açıkladı. Bilboardlarda tanıtımı da yapılıyor. Basın açıklamasıyla da bunları duyurdular. Siz HDP olarak, belediyeyi aldığınız takdirde, projeleriniz nelerdir ve neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Biraz önce, bütün konuşmalarımızda, var olan gerçekliğimizin ne olacağı, ne olabileceğini dile getirdik. İnşallah bir ay sonra var olan durumun tespitini yapıp neler yapabileceğimize bakacağız. Halkımız bundan emin olsun tek bir adımı onlarsız atmayacağız, tek bir kuruşu onların haber olmadan harcamayacağız.

Bir anekdot var onu anlatayım. Derler ki: kadının biri hiçbir çalışanı yok ama ev yapıyor. Ustaya diyor ki: usta kurban olayım benim taşlarım azdır. Taşları seyrek koy ki bize yetsin. Şu an da biz taşlarımızın az olabileceğini göz önünde bulundurarak hesap yapmalıyız. O sebeple bir işi yapıp tekrar yıkmama adına o çalışmalara başladık. İlk başta bu şehre bir master planı hazırlayacağız. Bu, olmazsa olmazdır bu şehir için. Örneğin önce yolu yapıp, daha sonra tekrar kırarak kanalizasyon hattını, sonra telefon hattını, sonra elektrik hattını çekmemek için bunu yapmamız gerekir.

İkinci bir husus ise, Batman’ın yerinin çukur olduğunu ve genel olarak yoğun bir hava kirliliğine sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Batman’ın hava aldığı tek kapı, Meymuniye Boğazıdır. Diğer taraftan da Batman Çayı Raman’dan dolanarak gelmektedir. O sebeple Batman’daki yeşil alanın artırılması lazım. Şehirlerde olması gereken yerleşim alanının % 10’u kadar yeşil alan olması gerekir ve bunu gerçekleştirmek temel hedefimiz olmalı. Bunlardan birisi de şu an ıslah çalışmalarına başlanan Batman çayının Batmana yakın olan tarafında mesire alanları yapılmasıdır.

Bir başka hususta, benim içime dert olan, her canlının kendi habitatı içerisinde yaşaması gerektiğine, ekolojik belediyecilik anlayışına inanan bir insan olarak Batman içerisinde yapılan hayvancılığa bir şekilde on verilmesidir. Yazın 45 derece sıcağında bunalmış, nefes almakta güçlük çeken hayvanları görünce çok üzülüyorum. Bu, hem Batman halkına hem de o insanlara bir eziyettir. Şehir içerisinde bu işi yapan insanların şehir dışına taşıyacak onları destekleyecek, onlara katkı sunacak çalışmalar yapacağız. Batman halkı içerisinde bu işi yapan insanlarla beraber bu çalışmaları yürüteceğiz. Aynı zamanda elde edilen ürünlerin; boynuz, tırnak, kemik, et, süt vs. herşeyinin değerlendirilmesi için bir canlı hayvan organize bölgesinin oluşturulması gerektiğine inanıyorum.

Bir diğer husus ise, Batman Belediyesinin şu an için aydınlatmaya ödediği miktar 500 bin TL civarında. Batman’da şu an atık suyun değerlendirilmesi, katı atığın enerjiye dönüştürülmesi ve biyoenerji üretimi için çalışmalar yapmayı düşünüyorum.

Bir başka hususta kültürel alandaki eksiklerimizdir. Batman’da maalesef ki kahvehanelerimiz tıklım tıklım. Bir söz var ve derler ki: akıllı insanlar işlerini zamanlarına nasıl yerleştireceklerini düşünürler. Akılsız insanlar da zamanı nasıl öldüreceklerini düşünürler. Sözüm meclisten dışarı elbette. Bizim insanlarımızın zamanlarını gereksiz yere öldürmemeleri için bütün bölgelerde okuma salonları ve kütüphaneler kurmayı hedefliyoruz.

Bir diğer konu, Beddiüzzaman’ın bir sözü var der ki: Bir insanın kendi diliyle öğrendiği bir şey altın harflerle yazılmış gibi silinmez ve kalıcıdır. Bütün çocukların kendi anadillerini öğrenmeleri için, bütün bölgelerde, dili Arapça ise Arapça, Kürtçe ise Kürtçe, Türkçe ise Türkçe hitap edebilecek kadar konuşmaya ve yazmayı öğrenecek kreşlerin açılmasını hedefliyorum. Maalesef ki insanlarımızın maddi durumu çok da iyi değil ve çocuklarımızın bir kısmı çocukluklarını bir oyuncağa sahip olmadan bitiriyorlar. Bunun için belirli bölgelerde oyuncak kütüphanesi, oyuncak merkezi veya oyuncak salonları, adı ne olursa olsun, kurdurulup çocukların kendi imkanlarıyla sahip olamadıkları oyuncaklarla oynamalarını sağlamak istiyoruz. Biz çocukken kendi oyuncaklarımızı çamurdan kendimiz yaparak oynardık fakat artık 21. Yüzyıldayız ve yapay zeka dönemini yaşıyoruz. Ne yazık ki şu an da bile çocuklar plastik oyuncaklara sahip olma imkanına bile sahip değiller. Bunun için bu koşulları bu insanlara oluşturmak gerekir.

Tabi bu projeler daha da detaylandırılabilir. Zaman içerisinde bunları konuşarak tartışabiliriz. Benim temel prensibim. Bu kararlar sadece belediye başkanı ve belediye meclis üyeleriyle alınacak kararlar değildir. Bu kararlar daha çok uzman derneklerle, sivil toplum örgütleriyle ve halkın ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda onların getireceği perspektifler doğrultusunda çözülecektir. Belediye başkanı ve belediye meclisi, sadece, bunun prosedürünü yerine getiren bir konum, bir mekanizma ve bir mercii olacaktır. Karar halkın olacaktır. Bunun sözünü veriyoruz. Çünkü temel alacağımız unsur, halktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler