Per. Haz 20th, 2019

HAMİT ERSÖZ İLE “GÖRMEK” VE ÖTESİ..!

Civan Değer (ÖZEL)

GAZETE SOKAK – Sergi alanına girdiğimde anladım ki uzun zamandan beridir böylesine beni derinden etkileyen bir roman dizisi tadında toplumsal sorunlara adeta meydan okumakla beraber estetizm ve imgelerin bir arada büyük bir ustalıkla buluştuğu, insanın ruhunu saran sanatsa dair ilmik ilmik ama muhteşem bir marifetle dokunan resimlerle karşılaşmadığımı bir kez daha anladım.

Tabloları okumaya çalıştığımda ne kadar zor ama mutluluklar içinde kaybolup ruhumu renklere teslim etmek zorunda kaldığımı fark edince bir anda, hayranlıkla şiirlerini okuyup dinlediğim ve kısa bir süre önce yitirdiğimiz usta meslektaşım, ağabeyim sanat adamı Tayfun Talipoğlu’nun şu dizeleri aklıma geldi:

“Bahar Olacaktın
Çizebilseydim,
Bahar olacaktı yüzün…
Yazabilsem,
En uzunu şiirlerin…
Olmadı, beceremedim…
Adını duvarlara yazacak çağım da
Çoktan geçti benim.
Yasak sevdamın
Gözaltı tarafı…
Çaresiz,
Seni yüreğimde erittim.”

Tayfun ağabeyin dizeleri eşliğinde her biri birer sanat eseri olan tablolar arasında utancımdan sıkışıp kalırken, o eserlerin ustası Ressam Hamit Ersöz imdadıma yetişerek omzumdaki yükü gene sanatsal bir tebessümle hafifletmeyi başardı.

Hamit Ersöz ile daha önce birkaç kez karşılaşmış ve kısa sohbetler etmiştik. Hamit’in resim çizdiğini biliyordum ama sanat eseri yaratıcısı olduğunu ne yazık ki yeni öğreniyordum büyük bir heyecanla..!

Hamit Ersöz’ün Batman Kültür ve Turizm Müdürlüğü sergi alanında açtığı ‘GÖRMEK’ isimli Resim Sergisi ağırlık olarak kadına şiddeti anlatan ve akrilik boya kullanarak çizdiği resimleri anlatabilmek mümkün olmadığından dolayı gezip görmek gerektiği kanısındayım.

Hepsinin birer hikâyesi olan ve her biri bir roman, bir öykü ve ruhu ve özgürlüğü adeta hapsedilmiş kadınların sorunlarını dile getiren ‘GÖRMEK’ sergisiyle ilgili Hamit Ersöz ile sohbetimizin bir kısmını paylaşabildiğim için siz değerli Gazete Sokak okuyucularımdan biraz daha şanslı olduğumu düşünüyorum.

Hamit Ersöz sergisiyle ilgili şunları söyledi:

“KADINLAR ŞİDDETLİ BİR KÖRLÜĞE MARUZ KALMAKTA”

“Görmek eylemi salt gözlerimizle kavradığımız bir olgu olmaktan ziyade, gözlerimizin önünde oluşan görüntünün algılarımız ve duygularımızın süzgecinden geçtikten sonra ruhumuzda oluşan duygu durumu olduğu müddetçe bir anlam kazanır. Etrafımızda yaşanan olayları ele alıp toplumun bu konulardaki duyarsızlığıyla beraber yorumlayınca, toplumumuzun gün be gün bir körlüğe doğru gittiğini görürüz. Özellikle kadınlar bu noktada şiddetli bir körlüğe maruz kalmakta. Bu yüzden sergide ağırlıklı olarak görülmeyen kadınların dramı ağır basmaktadır. Bu körlük salt sistemin kadınlar üzerinde oluşturduğu, oluşturmak istediği algıdan bağımsız olarak, bireylerin birey olma noktasındaki karar verme ve entelektüel duruşun ortadan kalkmasının bir sonucu olduğu kanaatindeyim. Sanat ve sanatçı bu noktada tarihsel süreç boyunca bireylerin duygularını harekete geçirme misyonunu yerine getirmiş ve toplumların dinamiklerini harekete geçirmiştir.

“SANAT, GÜN BE GÜN TOPLUMSAL MİSYONUNU KAYBETMEKTE”

Günümüz sanatının ve sanatçılarının bu tarihsel misyonu yerine getirme noktasında pasif, cesaretsiz, bastırılmış, toplumsal gerçeklikten bir kopuş içerisinde olduğu kanaatindeyim. Ve bu durum sanatın gün be gün toplumsal misyonunu kaybetmesine ve toplumla sanat arasındaki bağın kaybolmasına neden olmaktadır.

“KÖRLÜĞÜN HÜKÜMDARLIĞI”

Görmek hissetmeye, hissetmek bir duruş sergilemeye evrilmediği müddetçe körlüğün hükümdarlığı hüküm sürmeye devam edecektir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler