Pts. Tem 22nd, 2019

GÖZ YAŞLARINIZI, GÖZ YAŞLARIMIZLA BİRLEŞTİRİN…

SAFİYE ÖZŞENER

GAZETE SOKAK – İnsanları biraz da yaşam ve koşulları toplumcu yapar.

Ve elbette ki bu koşullar sadece sizin içinde yaşadıklarınız, maruz kaldıklarınızla sınırlı değildir.

Toplumcu olmak zaten bu değil midir?

Coğrafyanızda aç insanların varlığından haberdarsanız, oturup da nasıl rahat rahat yemek yiyebilir siniz ki?

Hak, haksızlık bağlamında da bu böyledir…

Ve Eşit yurttaşlık ve insanca yaşam hakkında da…

Ve ben ve biz birer bireysek toplumcu oluşumuzu duygusallıkla adledemeyiz. Bunu bilinçle açıklayabiliriz..

Bilinçli her insan toplumcudur aslında. Bana ne diyemezsiniz. Kendi yükünüzü alıp rahat rahat yaşamın menfaat deryasına dalamazsınız. On yıllardır var olan sistem bu. Ben nasıl değiştireceğim diyemezsiniz.

Ve evet o sistem eğer sizin dışınızda ki canlılara aynı gökyüzü altında, aynı anasayasal haklar çerçevesinde, eşit yurttaşlık hakkını vermiyorsa değişmez dediğiniz sistemi değiştirmezseniz bile bozuk olan gidişata dur diyebilmelisiniz..

Bir başkasının acısını acınız saymalısınız, tıpkı mutluluğunu saydığımız gibi..

Açlığını paylaşmalısınız, tıpkı tokluğu yaşadığımız gibi.

Siz sıcacık korunaklı evleriniz de ısınır ve yarına daha büyük hayaller kurarken, sokak lambasının altında ısınmaya çalışan bir başkalarını duyumsamalısınız..

Toplumcu insanlar kendilerini rahata kavuşturmak için değil, her insanın tıpkı kendisine hak gördüğünü, sahip olduğu hakları toplumu içinde ki herkese hak bilirler..

Zaten yaşam başka türlü nasıl anlam bulabilir ki?

Bugün sadece kendini ve rahatını düşünenler yarınlar da çocuklarına, çocuklarının çocuklarına ne bırakabilirler ki?

Huzur da, rahatlıkta, mutlulukta yalnızken, başkaları mutsuzken olmaz. Birliktelikle olur.

Evet, her yeni gün, yeni gündem başlıkları doğuruyor. Bazıları sağlıklı ve anlamlıyken ve gerçekten gündem de olması ve hatta tutulması gerekirken, bazıları da tamamen istenilen algıya hizmet ediyor. Gerçekler arkada tutuluyor ta ki unutulana kadar..

İşte bu nokta da toplumculuktur devreye girmesi gereken…

Evet, her dönemde, o dönemin koşul ve şartlarına göre aydınların yapması gereken görevleri vardır.

Düşünürler.Halklarımıza olan görevimizi nasıl yapmalıyız? ya da yapabiliyor muyuz?

Ve fakat, bu tek başına yalnızca, Yaşamı boyunca, düşünce özgürlüğünün ve demokrasinin savunuculuğunu yapmış olan kişilerin görevi değildir. Toplum içinde yaşayan her bireyin birey olma bilincidir. Görevidir.

Peki yapıyor muyuz?

Nasıl olsa maruz kalan ben, o, biz, bizler değiliz düşüncesiyle banane mi? diyoruz…

Yüzümüzü döndüğümüz her şeyin bir gün istemesekte yüzünü bize de çevirebileceğini anlamak için başımıza gelmesi mi gerekiyor?

Dün bir acı haber okudum. Sosyal medya da dahi yine belli toplum sorumluluğu bilincinde ki kişilerce paylaşıldı…

Kadir Sakçı (43) sadece Kürt olduğu için öldürülüyor. Ve aynı anda yanında bulunan 16 yaşında ki yavrusu Burhan ağır yaralanıyor.

Ve Fail, sarhoştum diyerek savunma yapıyor.

Bu olay yaşanırken biz Mazhar Alanson’u ve U dönüşü refleksini, Ajda’nın yarını belli olmayan bir dünya için yaptığı 20 yıllık sözleşmesini daha çok konuştuk ve gündem yaptık.

Sizlerin de taktir edeceği gibi. Ben üç beş cümleyi mavi ışıklar altında, umuda bulayarak yazmaktan ve yazdıklarımı sizlerle paylaşmaktan öteye gidemeyen sizler gibi sadece bir bireyim.

Bu toplumun bir parçası…

Bu topluma bir evlat yetiştirerek bir parça daha eklemleyen bir birey…

Evet, hiç bir şeyi değiştirmeye gücümün yetmediği gibi haksızlıklara da gücüm yetmez…

Ama ben ortak bir coğrafyada, aynı gökyüzünün altında yaşadığım insanların acılarını tıpkı mutlulukların da olduğu gibi acım bildim. Başka türlü ne bir toplum olabiliriz. Ne de topluluk. Ne de birer birey..

Aslında çok kocaman kocaman tepkilere gerek yok yolunda ve doğru gitmeyen şeyler için. Minik birer adım farkındalık için yetecektir.

Bugün bu ailenin başına gelenlere susar ve görmezden gelirsek, yarın için bir başkalarının da başına geleceğini ön görmek zorundayız.

Ve unutmayalım. Suç her zaman fiili olarak yapana ait tek taraflı bir yargı içermez. Daima yalnışı görüpte susanlar için de pay düşer…

Siz düşürmezseniz, vicdanınız düşürür..

Toplum vicdanı dediğimiz şey birey vicdanlarından oluşur…

Bu ve bunun gibi insanlık dışı şiddet saldırılarının tekrar yaşanmaması için, olanı biteni görmezden gelmeden,

Gelin hep birlikte acıları görelim, acımız sayalım.

Karşı tarafın gözyaşlarını, gözyaşlarımızla birleştirelim.

Bu coğrafya hepimizin. Hak, huzur, eşit yurttaşlık herkes için…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler