Pts. Ara 16th, 2019

‘GAZETECİLİK BİTİRİLMEK İSTENİYOR’

GAZETE SOKAK – Siyasi iktidarın baskı ve hapis yoluyla gazeteciliği bitirmek istediğini belirten gazetecilik meslek örgütü temsilcileri, “gazetecilik yapmak ve direnmekten başka bir çare yok” diyerek, örgütlenme ihtiyacına dikkat çekti.

141 gazetecinin tutuklu olduğu Türkiye, uygulanan baskı, yasak ve engellemeler dolayısıyla gazeteciler için açık bir cezaevi durumunda. Bu konuda dünyadan gelen tepki ve eleştiriler karşısında AKP hükümeti, yargısal reform yoluna giderek tutuklu bazı gazetecileri serbest bıraktırdı. Buna rağmen Özgür Gazeteciler İnisiyatifi’nin (ÖGİ) dün açıkladığı Kasım ayı raporuna göre, ay içerisinde 12 gazeteci gözaltına alındı, 4 gazeteci tutuklandı, 5 gazeteci saldırıya uğradığı, 12 gazeteciye ise toplam 45 yıl hapis cezaları verildi.
Bu baskılardan en çok nasibi alan ise yine Kürt medyası oldu. Son olarak bir gizli tanığın beyanları doğrultusunda Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Berivan Altan, Sadiye Eser ve Sadık Topaloğlu Ankara ve İstanbul’da gözaltına alındı. Gazetecilerden Eser ve Topaloğlu hakkında tutuklama kararı verilirken, Altan ‘adli kontrol’ şartı ile serbest bırakıldı.
Gazetecilik meslek örgütleri, yapılan bu gözaltı ve tutuklamalara tepki gösterdi.

‘GAZETECİLİK BİTİRİLMEK İSTENİYOR’

ÖGİ Sözcüsü Hakkı Boltan, gazetecileri sevmeyen baskıcı rejimlerin gerçeklerin halka ulaşmasını engelleyerek gazeteciliği bitirmeye çalıştığını ifade etti. İktidarların eleştiriye açık olmamasından kaynaklı gazeteciliğin sürekli saldırıya maruz bırakıldığını dile getiren Boltan, “25 yıl önce gazeteler bombalanıp, gazeteciler öldürüyorlardı. Şimdi ise bu yönelim darp, gözaltı ve tutuklama ile devam ediyor” dedi. Ancak gazetecilerin bu zor zamanlarda bile geri adım atmadığını söyleyen Boltan, “Gazetecilik zoru başarmaktır. Gerçeği topluma ulaştırmaktır. Bunu yaparken canı ve cezaevine girme pahasına yapıyor. Bundan sonra da aynı şekilde devam edileceğinden kimsenin şüphesi olmasın” diye konuştu.

‘TOPLUMA DÖNÜK BASKILARIN ÖNÜ AÇILMAK İSTENİYOR’

Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu Sözcüsü Ayşe Güney ise, yargı paketleri, demokrasi, yasal düzenlemeler ve ifade özgürlüğünden bahsedenlerin polis fezlekeleri ile gazetecileri gözaltına alıp tutuklamaya devam ettiğini vurguladı.

Buna rağmen gazeteciliği hakkı ile yapmaya çalışan cesur gazetecilerin tükenmeyeceğini söyleyen Güney, gazetecilere yönelik gözaltı ve tutuklamaların topluma dönük baskıların önünü açma amacı taşıdığını ifade etti.

‘YÜZDE 5’E SALDIRIYORLAR’

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Diyarbakır Temsilcisi Mahmut Oral da, iktidarın karşısında olan herkesi “terörist” olarak gördüğünü, gazetecilerin de bundan nasibini aldığını söyledi.

Gazetecilere dönük baskıların “darp, gözaltı, tutuklama ve işsiz bırakma” şeklinde devam ettiğini kaydeden Oral, “Türkiye’de medyanın yüzde 95’lik kesiminin iktidar tarafından kontrol edilmesi bir gerçek ama yüzde 5’lik kesimin daha fazla etkisi var. Çünkü Türkiye toplumu artık yüzde 95’lik kesimin gerçekleri yazmadığından adı gibi emin. Dolasıyla güven erozyonu var. Yüzde 95’lik havuz medyasının yalanlarına insanlar artık kanmıyor. İktidar onun için yüzde 5’lik kesiminin üzerinde baskıyı sürekli sürdürüyor” diye konuştu.

SARI BASIN KARTINA İKAME KART İÇİN BİR ARAYA GELİNECEK

Oral, OHAL ve sonrası dönemde yüzlerce Sarı Basın kartlarının iptal edilmesi üzerinde de durdu.

Gazetecilerin öteden beri Sarı Basın kartı konusunda sıkıntı çektiğini dile getiren Oral, “İktidarın son zamanlardaki yaklaşımlarıyla Sarı Basın kartı artık ulaşılmaz bir hale geldi. Çünkü iktidar Sarı Basın kartı komisyonun yapısını tamamen değiştirip, yandaş kurumlardan oluşan kadrolarla doldurdu bu komisyonu. Gazeteciler Sendikası olarak Sarı Basın kartını biz vermeyeceğiz ama Sarı Basın kartı kadar geçerli olan bir kartı veya Sarı Basın kartı değerindeki kartları vermek üzere basın örgütlerini bir araya getirmenin çabası içine olacağız. Bu konuda hazırlıklar sürüyor. Çok yakında bir duyuru yapılacak” diye belirtti.

‘BAŞKA ÇARE YOK!’

Mevcut koşullarda gazetecilik yapmaktan ve direnmekten başka bir çarenin bulunmadığını vurgulayan Oral, “Kurtuluş yok tek başına. Tek başına olacak bir iş değil. Çünkü tek başına kaldığınız zaman iktidar sizi sindirip, korkutup veya içeri atıp bertaraf edebiliyor. Dolasıyla iktidara karşı demokrasi mücadelesi vermek için de öncelikle örgütlü olmakta yarar var” dedi. MA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler