Pts. Ara 17th, 2018

Doç. Dr. Kaliber: ABD-Türkiye krizi kısa vadede son bulmayacak

GAZETE SOKAK – Türkiye ve ABD arasındaki krizin kısa vadede son bulmasını beklemenin gerçekçi olmadığını belirten Doç. Dr. Alper Kaliber, kriz yaratan Andrew Brunson meselesinin “takas siyaseti” eğilimini ortaya çıkardığını söyledi.

Türkiye’de tutuklu olan rahip Andrew Brunson’ın ev hapsine alınması sonrası ABD ile başlayan diplomatik krizin yankıları hala gündemde. ABD’nin Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında yaptırım kararı almasının ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 3 Ağustos’ta ABD’li mevkidaşı Mike Pompeo ile Singapur’da bir araya geldi. Gerçekleşen görüşme sonrası Çavuşoğlu’dan gelen “Yapıcı bir görüşmeydi” açıklaması ile aynı doğrultuda, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert’dan da “Çok sayıda konuyu ele aldılar ve yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiler” açıklaması geldi. Ancak yaptırımdan vazgeçildiğine dair bir işaret gelmedi.

Altınbaş Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Kaliber, ABD ve Türkiye arasında süren bu krizi değerlendirdi.

‘YARGI SİYASİ OTORİTE UZANTISI HALİNE GELDİ’

Doç. Dr. Kaliber, Türkiye – ABD arasındaki son krizin, kendine özgü özellikler taşımakla birlikte belirli bir tarihsel ve politik bağlam içinde düşünülmesi gerektiğini vurguladı. Kaliber, bunu da şu sözlerle açıkladı: “Rahip Brunson olayı etrafında düğümlenen ancak şüphesiz ki çok farklı boyutları bulunan krizin Türkiye’deki hukuk düzeni, ülke iç ve dış siyaseti açısından bize gösterdiği bazı önemli hususlar var. Hükümetlerin bizim tam anlamıyla bilemeyeceğimiz perde arkası amaç ve pazarlıkları konusunda spekülatif yorumlar yapmaktansa bunlara yoğunlaşmayı tercih ederim. Cumhurbaşkanı’nın ‘ver papazı, al papazı’ çıkışı ve Brunson aleyhine hazırlanmış iddianamenin birçok siyasallaşmış dava iddianamesinde olduğu gibi hukuksal bir temelden yoksun oluşu, Türkiye’de yargının, siyasi otoritenin bir uzantısı ve politika üretme aracı haline geldiğini bir kez daha gösterdi. Barış Akademisyenleri davalarından Alman gazeteci Deniz Yücel’in tutuklanış ve serbest bırakılış şekline ve Brunson’un tutukluğunun sürmesi kararının hemen bir hafta ardından bu kararın ev hapsine çevrilmesinden bu araçsallaşma durumunu bizler yakından biliyoruz.”

‘KISA VADEDE SULARIN DURULMASI GERÇEKÇİ DEĞİL’

Türkiye ve ABD ilişkilerinin Brunson vakasını aşan boyutlarına değinen Kaliber, “Bunlardan en önemlisi de Türkiye’nin S-400 füze savunma sistemini alarak NATO düzeninden bir tür özerkleşmeye çalışması. Bu tabii ABD tarafından NATO’nun güvenlik yapılanması için tahammül edilemez bir tehdit olarak algılanıyor. Krizin, Türkiye’ye başka ekonomik faturalar çıkarılması ve muhtemel ki Halk Bankası’nın cezalandırılması gibi veçhelerini de görebiliriz. Dolayısıyla Türk-Amerikan ilişkilerinde kısa vadede suların durulmasını beklemek pek gerçekçi olmayacaktır” dedi.

‘TÜRKİYE KENDİSİNİ BOŞA ÇIKARDI’

Kaliber, ortaya çıkan araçsallaşmayla Türkiye’nin kendisini hukuki süreçlerin bağımsızlığına ve hükümetçe müdahale edilemezliğine dikkat çekerek savunmasını tümüyle boşa çıkardığı yorumunda da bulundu. “Halbuki yargı bu kadar yıpratılmamış olsaydı ve kendisini yürütmeye bu kadar mahkum görmeseydi ‘Türkiye bir hukuk devletidir’ çıkışlarının bir anlamı ve ağırlığı olabilirdi” diyen Kaliber, devamında ise “Oysa yasama ve yargı şimdi tüm güç ve yetkileriyle cumhurbaşkanlığında cisimleşmiş olan yürütme tarafından kendisine tâbi kılındıkça ve devletin eksik gedik kurumsal gelenekleri bir bir ortadan kaldırıldıkça Türkiye’nin hukuki süreçlerden uluslararası alanda bir meşruiyet zemini olarak yararlanması imkansız hale geliyor” ifadelerini kullandı.

‘SONUÇ DÜŞÜNÜLDÜĞÜ GİBİ OLMADI’

Bu yönüyle ABD ve Türkiye’nin gittikçe daha fazla birbirlerine benzediğini söyleyen Kaliber, bu görüşünü de şu sözlerle açıkladı: “Trump yönetimi de gücü mümkün olduğunca yürütmenin elinde toplayarak başkanlık direktifleri ya da kararnameleriyle (Executive order) yasama süreçlerini aşındırma ve yargıyı dizginleme peşinde. Trump’ın, 13818 No’lu başkanlık kararnamesiyle ve başkan Obama zamanında Rusya’ya baskı kurmak için çıkarılan Magnitsky Yasası’na dayandırılıyor. Aslında parlamenter süreçlerin ve yapıların güçlenen yürütme organı karşısında aşınmaları, bütün dünyada gittikçe belirginleşen bir eğilim. Güvenlik, verimlilik gibi söylemlerle meşrulaştırılan bu durum, demokratik denetim ve denge mekanizmalarını sakatladığı gibi bir tür olağanüstü hal siyasetinin normalleşmesine yol açıyor. Ancak tabii Türkiye’den farklı olarak ABD’de yasama ve yargının yürütme karşısında özerkliğini güvence altına alan kurumsal yapı hala ayakta olduğundan yürütmenin gücü ve hatta icraatları sınırlanabiliyor. Anlaşılan o ki Türk yetkililer, ev hapsi kararının krizi en azından bir süreliğine donduracağını ve gerilimi düşüreceğini hesapladılar. Lakin düşündükleri gibi olmadı ve beklemedikleri bir baskıyla karşılaştılar. Baskının yaptırımlar şeklinde bu kadar kesin ve kamuoyuna açık şekilde duyurulması, Türk hükümetinin Brunson konusunda yargı eliyle adım atmasını oldukça zorlaştırmış durumda.”

‘TAKAS SİYASETİ’

Kaliber, bu olayın aynı zamanda Türk dış siyasetine ilişkin son zamanlarda belirginleşmeye başlayan bir “takas siyaseti” eğilimini ortaya çıkardığını da sözlerine ekledi. İki Yunan askerinin Yunanistan’daki ‘FETÖ zanlısı’ askerlerle değiştirilmek istenmesinde olduğu gibi, Türkiye’nin bu siyaseti yeni keşfetmediği görüşündeki Kaliber’e göre, yeni olan tek şey belirlenmiş kişilerin tek tek alınması için başka bazılarının elde tutulmasının neredeyse dış siyasetin bir parçası haline gelmiş olması.

Kaliber, “Etik, ahlaki ve hukuki açıdan sorunlu taraflarının yanı sıra mevcut güç ilişkileri kapsamında ve bu yöntemin uygulanış şekli düşünüldüğünde bu takas politikasının başarılı olması pek mümkün gibi görünmüyor. Örneğin, böyle bir yönteme başvuruyorsanız, ilk pozisyonunuzdan farklı bir adım atmanızı imkansızlaştıracak şekilde bunu davulla zurnayla ilan etmezsiniz. Bunlar iç siyasete dönük mesajlarsa, bugün de olduğu gibi bunun maliyeti bütün toplum için ağır olabiliyor” diye ifade etti.

‘DIŞ POLİTİKANIN ARAÇSALLAŞMASI RUTİN HAL ALACAK’

Yine son yıllarda yürütülen dış politikanın, içerideki güç ve iktidar mücadelelerinde özellikle de seçim ve referandum öncesi süreçlerde ‘Ey Avrupa, Ey Batı!’ nidalarıyla başlayan çıkışlarla araçsallaştırıldığını hatırlatan Kaliber, bu kez tahmin edilebilir nedenlerden ötürü buna benzer bir şey olmayacağını savundu. Kaliber bu görüşünü de, “Lakin toplumu, yürütmenin politikaları arkasında birleştirme ve muhalefetin meşruiyet zeminini yok etme aracı olarak dış politik olay ve olguların araçsallaştırılmasının bundan sonra rutin hale geleceğini göreceğiz. Nitekim Türkiye’de siyasal otoriteler şu ana değin bunun hiçbir zararını görmediler. Ülkede özgür basın olmadığından, örneğin Rusya’ya bağırıp çağırıp sonra özür dilediğinizde kimse fikri takip yapamıyor, soru soramıyor. Gene bugünlerde hükümet medyası Brunson hakkında sayısız ihanet senaryolarıyla dolu. Bu suçlamalardan Brunson ceza almaz ya da ev hapsine son verilip, sınır dışı edilirse ana muhalefet dahil kimsenin bu durumu ciddi şekilde sorgulamayacağından emin olabilirsiniz” sözleriyle ortaya koydu.

Doç. Dr. Kaliber ayrıca, başta Ortadoğu ve tüm dünyada uzun zamandır kanlı hesapların içinde olan ABD’nin hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokrasi gibi olguları çıkarları doğrultusunda ve özellikle de gücünün yettiğine karşı kullandığını da söyledi. Kaliber, yine “Ancak Brunson olayından bir anti-emperyalizm davası çıkarmak oldukça dayanaksız gözüküyor ve sözünü ettiğim rutinin tuzağına düşmekten başka bir anlama gelmiyor” dedi.

‘DIŞ POLİTİK MESELELER İÇ SİYASETİ ESİR ALDI’

Bu tablo içerisinde yanıtı en çok merak edilen soru ise, Türkiye’nin yaklaşan ekonomik ve iç siyasi krizi, dışarıda ithal edilecek bir başka krizle öteleme, görünmez kılma ya da anlamsızlaştırma hesabı yapıp yapmadığı.

Kaliber, bu soruya şu yanıtı verdi: “Toplumun Irak’tan Suriye’ye, Avrupa’dan ABD’ye her gün bir yenisi ortaya çıkan gerilimlerle hop oturup hop kalktığı, başta Batı tüm dünyanın bize savaş açtığının vaaz edildiği, (şimdi buna ekonomik savaş söylemi de eklenmiş görünüyor), dış politik olgu ve meselelerin iç siyaseti adeta absorbe ettiği, kendine esir aldığı bir noktadayız.

Türkiye’de dış politik konuların ve şu anki haliyle krizlerin iç siyaseti belirleme halinin vardığı boyut günlük hayatlarımızı, geçimimizi ve hatta psikolojimizi etkiler nitelikte. Başta batı, tüm dünyanın ekonomik, siyasi, moral ve hatta askeri araçlarla Türkiye’yi kuşattığı, esir almak istediği söyleminin, AKP tabanını da aşan bir alıcısı var. Ne de olsa toplumumuz büyük ölçüde nesiller boyu aile, okul, ordu gibi hemen tüm kurumlarca vaaz edilen komplo hikayeleriyle yetişen fertlerden oluşuyor.

Sürekli bir tür seferberlik tedirginliği içinde tutulan toplum, ‘olağanüstü zamanlar olağanüstü tedbirler gerektirir’ mantığıyla başkanlık rejimine alıştırılıyor. Bu tür dönemlerde ülkenin bekası ve kalkınması için en iyisi tüm güçlerin tek elde toplanması deniyor.”

‘BATI MERKEZCİLİĞİNİ YIKALIM DERKEN…’

İran, Suriye, Rusya gibi ülkelerde yaşananlardan bağımsız hareket etmek istemeyen Türkiye’nin dış politikada izlediği yol ve yöntemi de değerlendiren Kaliber, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu zamanında ‘Kemalist’ dış politika anlayışı eleştirisinin iktidarın kurucu söylemlerinden biri haline geldiğini hatırlattı.

Bu eleştirilerden bir tanesinin batı merkezci dış politikanın Türkiye’yi doğu ile batı arasında pasif bir köprü olma konumundan ileri götüremediği eleştirisi olduğunu ifade eden Doç Dr. Kaliber, “Bu, durağan ve Türkiye’yi batıya bağımlı kılan, seçeneksizleştiren bir konumdu. Oysa bundan böyle Türkiye çok merkezli, çok katmanlı bir dış politikayı ritmik diplomasiyle güle oynaya uygulayacak, kimliğinin doğudan ve batıdan gelen unsurlarını bir güzel kaynaştıracaktı. Bu arada ‘oyun kurucu’, bölgesel güç haline gelen Türkiye, komşularıyla da sıfır sorun dönemine giriyordu. Ne var ki tüm bunların gerçekleşmemesinin yanı sıra batı merkezciliği yıkalım derken işi batı reddiyesine çevirmiş gibi gözüküyoruz. Özellikle başarısız darbe girişimi sonrasında batı karşıtlığı, OHAL rejimini meşrulaştıran söylemlerin temel unsurlarından biri oldu. Bunda birçok batılı ülkenin, darbe girişimine son derece ihtiyatlı ve tedirgin tepkiler vermesinin de payı var tabii” dedi.

Türkiye’nin Rusya ve İran gibi güçlerle iyi ilişkiler kurulması, dış politikanın demokratik ve barışçıl değerlerle formüle edilmesinin Türkiye’yi içeride ve dışarıda rahatlatacağını dile getiren Kaliber, son olarak “Ne var ki şu an itibariyle bu konuda iyimser olmamızı sağlayacak verilere pek de sahip değiliz” dedi.

MA / Necla Demir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler

php destek forumu php dersleri web tasarim dersleri seo dersleri seo nasıl yapılır webmaster araclari seo analiz araci site analiz araci webmaster forumu webmaster forum google forum adsense forum adwords forum web tasarım tasarım dersleri optimizasyon web forumu web forumları
Kentsel Dönüşümün sisli kentsel donusum sisli dekorasyon istanbul kentsel dönüşüm istanbul dekorasyon kaya insaat
istanbul evden eve nakliyat istanbul evden eve Taşımacılık evden eve nakliyat evden eve Taşımacılık Ankara Evden Eve Nakliyat İstanbul Beşiktaş evden eve nakliyat Bayrampaşa Evden Eve Nakliyat Şile Evden Eve Nakliyat Kartal Evden Eve Nakliyat Sultanbeyli Evden Eve Nakliyat İçerenköy Evden Eve Nakliyat Tuzla Evden Eve Nakliyat Bostancı Evden Eve Nakliyat Ümraniye Evden Eve Nakliyat Ataşehir Evden Eve Nakliyat - İstanbul Ataşehir Nakliyat YARIMCA Evden Eve Nakliyat Bayrampaşa Evden Eve Nakliyat Beykoz Evden Eve Nakliyat İçerenköy Evden Eve Nakliyat Tuzla Evden Eve Nakliyat Bostancı Evden Eve Nakliyat Ümraniye Evden Eve Nakliyat Ataşehir Evden Eve Nakliyat - İstanbul Ataşehir Nakliyat YARIMCA Evden Eve Nakliyat Pendik Nakliyat Bostancı Evden eve nakliyat Erenköy Nakliyat Kozyatağı Nakliyat Mecidiyeköy Nakliyat Sarıyer Evden Eve Nakliyat Tuzla Aydınlı Nakliyat Sultanbeyli Adil Mahallesi Nakliyat Maltepe Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat Ofis Taşıma Ev Eşyası Depolama Şehirler Arası Nakliyat İstanbul Nakliyat Fiyatları Evden Eve Nakliyat Şirketi İstanbul Nakliyat İstanbul Nakliyat Firmaları Dudullu Evden Eve Nakliyat Beylikdüzü Evden Eve Nakliyat