Paz. May 19th, 2019

Oktay CANDEMİR’in yazısı! “Çocukları savaştan korumak”

Okyay CANDEMİR

“Van’da 11’inci sınıf öğrencisi öğretmenlerinin de yardımıyla uzaktan kumandayla kontrol edilebilen ve “OtoMak” ismini verdiği mini tank yaptı.”

Bu yaşta bilimle, sanatla, felsefe ile iştigal olması gereken bu çocuk, öğretmenlerinin desteği ile insansız tank yapmış…

Bu yaşta ki bir çocuğa piyano çalmasını öğretmesi gereken öğretmenleri Tank yapması için destek vermişler.

Neredeyse tüm varlığını güvenlik üzerinden tasarlamış olan ve bütçesinin yüzde 40’ını buna ayıran Türkiye Cumhuriyeti Devletinin okullarında gencecik çocuklar bu tür işlerle uğraştırılıyor.

Dünyada askeri harcamalar konusunda 15 sırada bulunan ülkenin eğitim kurumunda bir çocuk tank yapıyor ve Gelişmiş olan bir ülkede yadırganacak olan bu durum bizim ülkemizde ‘Matah’ bir durummuş gibi kamuoyuna sunuluyor.

Türkiye’nin 96 yıllık tarihinde Tanklarla, savaş uçaklarıyla çözemediğimiz problemlerimizi önümüzde ki 100 yıl içinde yine Tanklarla, toplarla çözmeye çalışılacağının resmidir bu haber.

Suç bu çocuğun değil elbet, bu çocuğu bu hale getiren derin militarist kültün kendisidir.

Savaş ve Milliyetçilik Türkiye’nin kurumsallaşmış yegane unsurlarıdır ve bu zihniyet kendini o kadar hissettiriyor ki küçük bir çocuk bile bundan böylesi bir sonuç çıkarabiliyor.

Zurkenberg daha 20 yaşında Facebook sitesini kurarken, bizim gençlerimize Tanklar yaptırılıyor.

Ah be çocuk, keşke o Tanklarla neler yapıldığını bilseydin…

Akli dengelerini kaybedenleri, travmalarla yaşayanları, ruhi, fiziki sakatlıkları, göçerttirilenleri, göçenleri ve genç yaşta hayatını kaybedenleri.

1992’de o Tankların arkasına bağlanıp yerlerde sürüklenenleri bilseydin keşke…

1943 yılında Hitler Almanya’sının o tanklarla neler yaptığını bir bilsen…

Diktatör Saddam Hüseyin’in T 54, T 55 Tankları ile Kürt bölgesinde neler yaptığını bilseydin yapmazdın böyle işler.

Öğretmenleri belli ki anlatmamış, son 10 yılda iki milyonun çocuğun savaşlarda öldüğünü, bazen öldürüldüler, bazen tıbbi yardım olmadığı için, bazen de açlıkla boğuşarak öldüler. Dört milyon çocuk bu savaşlarda sakat kaldı, on iki milyon çocuk evinden koparıldı ve uzak diyarlarda göçmen oldu. Bunlar mülteci olarak dışlandıkları toplumlarda kurulan kamplarda istismara açık koşullarda hayat mücadelesi veriyor.

İşte egemenler tüm bunları o Tanklarla, toplarla ve daha bir çok savaş silahı ile yapıyor.

O Tank gibi savaş aygıtlarını bırak ve şimdi eline al Gonçarov’un ‘Oblomov’ romanını oku, ya da Aytmatov’un ‘Toprak Ana’ romanını da okuyabilirsin mesela…

Aragon’un şu meşhur dizelerini oku bak:

“Hayat bu silahsız askerlere benzer/ Bir başka kader için giyinip kuşanan/Ne yararı var onlara her sabah erken kalkmanın/Onlar ki akşamları aylak kararsız insan/Söyle bunları ve bunca gözyaşı yeter ve Mutlu Aşk Yoktur”…

Senin eline Kalem değil de, senin aklını bu tür işlerle meşgul etmeni sağlayanlar utansın.

Daha 2 yaşında iken çocuğuna oyuncak diye silah, tank gibi aletleri veren ailelerde kendini sorgulamalı.

Şiddeti özendiren TV dizileri yeni kuşaklar üzerinde oldukça etkili oluyor.

Hafta içinde Van’da ‘Çukur’ dizisini izleyen bir çocuk, babasına ait tabanca ile kendini vurdu. Ağır yaralanan 15 yaşında ki çocuk ölümden döndü.

Savaş sanayisi çocuklara kadar inmişse bu ülkede işte o zaman şapkayı önümüze koyup düşünmenin zamanıdır.

Herkesin bu durumda mutlak yapabileceği bir şeyler var. Aman dikkat!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler