Per. Eki 17th, 2019

Çiftçi: İstediğimiz verimi alamadık İşçi: Emeğimizin karşılığını alamıyoruz

GAZETE SOKAK – Yaşanan ekonomik krizde, hem çiftçiler hem de işçilerin mağduriyeti giderek artıyor. Mazot, gübre ve tarım ilaçları fiyatlarının artmasından kaynaklı zor günler geçirdiklerini belirten çiftçiler, bu yıl soğan üretiminde istedikleri verimi alamadıklarını söyledi. İşçiler ise güneşin yakıcılığı altında sarf ettikleri emeğin karşılığını alamadıklarını vurguladı.

Diyarbakır’ın Çınar ilçesine bağlı köylerde soğan hasadı başladı. İlçeye bağlı Ortaşar (Elwendiyê) köyündeki yurttaşlar geçimini ürettikleri soğandan sağlıyor. Bu yıl yağan yağmurdan kaynaklı ekilen yazlık ve kışlık soğanların rekoltesinin geçen yıla göre daha düşük olduğu belirtildi. Ekim ayında ekimi yapılan yazlık soğanın hasadı Haziran ayında, Mart ayında ekimi yapılan kışlık soğanın hasadı ise sonbahar aylarında yapılıyor. Çiftçiler, tarlaların sürülmesinden soğan hasadına kadar yaklaşık 9 ay tarlada kalıyor ve ardından ektiklerini biçiyor. Soğanın tohumunun kilosunu 250 liraya alan çiftçiler, bu yıl istedikleri verimi alamadı. Bir dönümlük arazide yaklaşık 600 lira harcama yapan çiftçiler, zarar etmemeleri için bir dönümlük araziden en az bin lira kazanması gerektiğini vurguladı. Bu yıl çiftçilerin korkulu rüyası ise tüm önlemlere rağmen engelleyemedikleri soğan kurtçukları. Soğana çok ciddi zarar veren bu kurtçuklar, tarladaki soğan verimini de ciddi oranda etkiliyor. Çiftçilerin en çok dert yandığı bir başka konusu ise mazot, gübre ve ilaç fiyatlarındaki artış. Çiftçiler, soğan üretiminden gelen gelirin gideri ancak karşıladığına dikkat çekti.

TEK MOLALARI ÖĞLE YEMEĞİ

Bu yıl üretici istediği verimi alamazken, tarlada çalışan işçiler ise yevmiyelerden şikayetçi. Tarlalarda mevsimlik çalışan işçilerin bu yıl ki yevmiyeleri ise 50 lira. Sosyal güvenceleri olmayan işçiler, sıcağı ile bilinen Diyarbakır’da tarlada günde 12 saat çalışıyor. Sabah saat 06.00’da evlerinden çıkan işçiler, sabah 07.00’den akşam 17.00’ye kadar çalışıyor. İşçilerin dinlenme saatleri ise öğle yemeği sırasında verdikleri bir saatlik mola. Sabah evlerinde kahvaltılarını yapan işçiler, evlerinden getirdikleri zeytin, peynir gibi yiyecekler ile de öğle yemeği yiyor.

EN ÇOK KADIN VE GENÇLER ÇALIŞIYOR

İşçiler, tarlada ise ekip halinde çalışarak iş bölümü yapıyor. Bir ekip soğanı topraktan söküp sıra halinde diziyor, bir ekip makas dedikleri kesici aletle soğanın kökünü ile sapını gövdeden ayırıyor, bir ekip boyutlarına göre soğanları ayrıştırıyor, bir ekip soğanları torbalara dolduruyor, bir kişi ise soğanların konulduğu torbaların ağızlarını iple örüyor. Tarlalarda daha çok kadın ve gençlerin çalışması dikkat çekiyor. Çocukları ile birlikte tarlaya gelen kadınlar da işlerini yaparken, çocuklar ise soğan tarlalarını oyun alanı haline getirerek oyun oynuyor.

KADINLARIN ÇALIŞMASI TARLA İLE SINIRLI DEĞİL

Tarlada çalışan kadınların işi, tarla ile sınırlı kalmıyor. Sabahın erken saatlerinde kalkan kadınlar, evin temizliğini ve çocukların kahvaltısını yaptırdıktan sonra çalışmak üzere tarlaya gidiyor. Güneşin yakıcı sıcaklığı altında 12 saat çalışan kadınlar, eve döndüklerinde ise ilk işleri çocukların akşam yemeğini yapmak ve evin ihtiyaçlarını karşılamak. Çocukların ve evin ihtiyaçlarını tamamlayan kadınlar, bir sonraki güne uyanmak üzere uyuyor.

KAZANAN KOMİSYONCULAR

Soğanların torbalanmasının ardından tarlaya gelen yöre halkının “tüccar” dediği komisyoncular, bu yıl soğanın kilosunu tarlada bir veya bir buçuk liraya satın alıyor. Bu yıl tezgahlarda kilosu 10 liraya kadar çıkan soğandan kazanan ise hep komisyoncular oluyor. Fiyat konusunda üretici ile anlaşan komisyoncular, tarlada kamyonlara yükledikleri soğanları götürerek iç veya dış piyasada satıyor. Komisyoncunun soğanın kilosunu kaç liradan sattığı ise muamma.

ÜCRETLERİNİ SATIŞTAN BİR AY SONRA ALIYORLAR

İşçiler arasında “çavuş” denilen ekip başı Mehmet İsa Babat (28), işçilerin nerede çalışacağına karar vererek işçileri yönetiyor. 20 dönümlük tarlaya ekilen soğan hasadı için günlük 50 lira karşılığında 25 kişilik bir ekiple çalıştığını dile getiren Babat, yaklaşık 10 günlük bir çalışmanın ardından tarladaki hasadı toplayacaklarını dile getirdi. Babat, buradaki işlerinin bitmesinin ardından başka bir tarlaya geçerek aynı ekiple çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Sabah saat 06.00’da Doluçanak (Asiyê) köyünden Ortaçlar (Elwendiye) köyüne 12 kilometre yolu kat ettikten sonra tarlaya gelerek çalışmaya başladıklarını belirten Babat, saat 07.00’den akşam 17.00’ye kadar tarlada çalıştıklarını söyledi. Yüksek sıcaklıklar altında çalıştıklarını aktaran Babat, hem ucuza çalıştıklarını hem de çalışmaya mecbur olduklarını belirterek, yaşadıkları çaresizliğe dikkat çekti. Babat, tarla sahibinden ücretlerini ise soğanların satılmasının üzerinden yaklaşık bir ay sonra alabildiklerini aktardı.

ARKADAŞLARINI KÜRTÇE ŞARKILAR İLE MOTİVE EDİYOR

Tarlada makasçı olarak çalışan evli ve bir çocuk babası Mazlum Doğan, çalışma koşullarının zorluğuna dikkat çekti. Sadece soğan tarlasında değil pamuk, ıspanak gibi bölgede ekilen ürünlerinin ekiminden hasadına kadar ki süreçteki tüm işlerde çalıştığını aktaran Doğan, ailesinin geçimini tarladan kazandığı parayla sağladığını söyledi. Tarladan kazandığı parayla geçimini zar zor sağladığını dile getiren Doğan, köyde de hayvancılık ile uğraştığını belirtti. Yakıcı güneşin altında çalışmak zorunda olduklarını kaydeden Doğan, mola sırasında ise arkadaşlarını Kürtçe şarkılar söyleyerek motive ettiğini ifade etti.

‘UCUZA ÇALIŞIYORUZ’

7 çocuk annesi Gülşen Aşa ise çocuklarını evde bırakarak tarlaya çalışmaya gelen kadınlardan bir tanesi. Sabah erken saatlerinde uyandığını dile getiren Aşa, evde beslediği ineğin ve çocuklarının ihtiyaçlarını gidermesinin ardından çalışmak üzere tarlanın yolunun tuttuğunu söyledi. Uzun süre güneşin altında çalıştıklarını belirten Aşa, yaptıkları işin çok yorucu olduğunu aktardı. Az bir ücrete çalıştıklarını ifade eden Aşa, piyasadaki pahalılığa dikkat çekerek, “Her şey pahalılaşmış. Ucuza çalışıyoruz. Ama yevmiyemiz az. İstediğimiz bir şeyi alamıyoruz. Masraf çoktur” diyerek, iş gücündeki ucuzluğa dikkat çekti.

‘MECBUREN RAZI OLUYORUZ’

Berxwedan isimli 5 yaşındaki çocuğunu da beraberinde tarlaya getiren 4 çocuk annesi Gülay Babat ise diğer 3 çocuğunu evde bırakarak tarlaya çalışmaya gelen bir başka kadın. Maddi olanaklarının olmamasından kaynaklı eşinin de başka illere giderek çalıştığını anlatan Babat, “Sevmesek de geçimimizi sağlamak için çalışmak zorundayız” şeklinde konuştu. Neredeyse dinledikleri bir vakitlerinin olmadığının altını çizen Babat, hem evde hem de tarlada çalıştıklarını söyleyerek, “Neredeyse dinlenmiyoruz. İş yükümüz çok ağır” diyerek tepkisini dile getirdi. Tarladaki ürünlerin ekiminden hasadına kadar olan tüm iş bölümlerinde çalıştıklarını söyleyen Babat, “İş yok. Mecburen düşük ücrete çalışıyoruz. Güneşin altında sabahtan akşama kadar çalışıyoruz. 50 lirada yevmiye mi? Mecburen bu ücrete razı alıyoruz. Yoksul insanlarız” ifadelerini kullandı.

ERKEKLER DEĞİL KADINLAR ÇALIŞIYOR

Tarlada yevmiyeli olarak çalıştığını ve 10 yıldır da tarlalarda çalıştığını söylediğini Emine Borta (24), soğan sezonunda yaklaşık 6 ay tarlada çalıştıklarını söyledi. Öğle saatlerinde güneş ışınlarının dik açıyla gelmesinden kaynaklı çok zorlandıklarını kaydeden Borta, köyde erkeklerin değil kadınların çalıştığının altını çizdi.

Bir çocuk annesi Songül Babat (30), güneşin yakıcılığından korunmak için yüzüne puşi sararak ve başına şapka taktığını söyledi. Soğan işinin kolay olmadığını dile getiren anne Babat, geçinmek için çalışmak zorunda kaldıklarını aktardı. Eve gittiklerinde ise akşam yemeği ile evin temizliğini yaptıklarını belirten Babat, işlerinin tarla ile bitmediğine dikkat çekti.

‘ÇİFTÇİYİ BİTERECEKLER’

Soğan üreticisi Hasan Temiz ise geçimlerini tarladan elde ettikleri üründen sağladıklarını belirtti. 8 aylık zahmetli bir işçilikten sonra soğanı tarladan topladıklarını aktaran Temiz, tarlaya gelen komisyonculara ürünleri toplu olarak sattıklarını ifade etti. Tarladaki ürünün su ihtiyacını sondajlardan edinilen su ile sağlandığını dile getiren Temiz, ancak Dicle Elektrik Dağıtım Anonim ve Şirketi (DEDAŞ) tarafından kesilen faturalar ile çiftçinin mağdur edildiğine dikkat çekti. DEDAŞ’ın çiftçiye yıllık bazen 100 bin liraya kadar fatura kestiğini aktaran Temiz, “Bu çiftçinin durumu nasıl olacak. Çiftçiyi bitirecekler” diyerek, tepkisini dile getirdi. Tarladaki üründen elde edilen gelirin DEDAŞ’ın borcuna yetmediğini dile getiren Temiz, DEDAŞ’a ödeyemedikleri borçlularından dolayı çiftçilerin çok zor günler geçirdiğini söyledi.

GELİR GİDERİ ANCAK KARŞILIYOR

Bu yılki aşırı yağıştan dolayı verimin de düştüğünü dile getiren Temiz, aşırı yağışıyla orantılı olarak soğan kurtçukların da arttığına işaret etti. Kurtçuklar ile bir türlü baş edemediklerini aktaran Temiz, bu yıl ki soğan kurtçuklarının çiftçinin korkulu rüyası haline geldiğini söyledi. Soğan masraflarının çok fazla olduğunu söyleyen Temiz, verdikleri emeğin karşılığını alamadıklarını aktardı. Giderlerinin çok olduğunu kaydeden Temiz, gelirin ancak giderleri karşıladığına dikkat çekti. Geçtiğimiz yıllarda ürettikleri soğanı Irak’a gönderdiklerinden kaynaklı kazançlarının iyi olduğunu anımsatan Temiz, ancak son yıllarda soğandan kazanamadıklarının altını çizdi. Çiftçilerin sahipsiz olduğunu belirten Temiz, “Çiftçilerin hakkı savunulmuyor. Bu gidişle çiftçiler bitirilecek. Mazot, gübre çok pahalıdır. Nasıl kazanacağız. Her şey pahalıdır. Millet artık açlıktan ölecek” dedi. MA / Mehmet Şah Oruç – Bilal Güldem

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler