GAZETE SOKAK – Yarın, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü. Basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 154’üncü sırada yer alan Türkiye’de hala 100’ü aşkın gazeteci tutuklu. Meslek örgütü temsilcileri, gazetecilerin öldürülmekten beter edildiğini vurguladı.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1993 yılında aldığı bir karar ile tüm dünyada 3 Mayıs, Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak belirlendi. Ancak gazeteciler ve meslek örgütleri, bugün de daha çok dünyada ve Türkiye’de basın üzerinde var olan baskılara dikkati çekiyor. Basın özgürlüğünde 180 ülke arasından 154’üncü sırada yer alan ve 100’u aşkın gazetecinin tutuklu olduğu Türkiye’de 3 Mayıs günü pek bir anlam ifade etmiyor. Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP) Sözcüsü Ayşe Güney, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Diyarbakır Temsilcisi Mahmut Oral, Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde basının içinde bulunduğu duruma dikkat çekti.

TÜRKİYE 154’ÜNCÜ SIRADA

MKGP Sözcüsü Ayşe Güney, platformu 3 Mayıs 2017’de kurdukları için bugünün kendileri için ayrı bir öneme sahip olduğunu söyledi. İktidarın yoğun saldırılarına rağmen kendini özgür kılan bir basın geleneğinin olduğunu hatırlatan Güney, “Bunun öncülüğünü Kürt basını yapıyor. Türkiye’de özgürlükten bahsedemeyiz ama özgürlüğü yaratmaya yönelik mücadele etme uğraşından olan gazetecilerden bahsedebiliriz. Yaratılan baskı ve şiddet politikalarına karşın halka doğru bilgiyi ulaştırma amacı güden özgür basın bunu kendine ilke edinmiş durumda. Bundan kaynaklı gözaltı ve tutuklamalar, geri adım atılmasının önünü açamıyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin basın özgürlüğü açısından 180 ülke arasında 154’üncü sırada yer aldığını hatırlatan Güney, iktidarın biat eden gazetecilik yaratma uğraşında olduğunu, ancak buna karşın mücadele veren bir özgür basın geleneği ile karşı karşıya kaldığını söyledi.

YAŞAMI SAVUNMAK

Gazetecilikte örgütlenmenin önemine de değinen Güney, bir arada olmanın mücadeleyi yükseltebileceğini belirtti. Güney, özgür basının toplum için önemine değinerek, basın özgürlüğünü savunmanın, yaşamı savunma anlamına geldiğini ifade etti.

ÖLDÜRÜLMEKTEN BETER EDİLDİ

Özgür basına yönelik artan baskılarda dikkati çeken DFG Eşbaşkanı Serdar Altan ise, özgür basını tutuklama, gözaltı ve baskılar ile sindirmeye çalışan iktidarın tekçi medya yani yandaş medyayı oluşturma çabasında olduğunu söyledi. Son yıllarda yaşanan baskı ortamının hiçbir zaman yaşanmadığını kaydeden Altan, daha önce öldürülen gazetecilerin şimdilerde öldürülmekten beter edildiğini dile getirdi. Altan, “Gazeteciler bırakın haber yapmayı sosyal medyada en ufak bir paylaşım yapmalarına dahi izin verilmiyor. Haber veya sosyal medya paylaşımına ya soruşturma ya da tutuklama kararı çıkıyor. Daha da ileriye gidilerek bir yasa çıkartılmak isteniyor. Bu aralar gündemde. Meclise getirmeyi düşünüyorlar. Daha önceki yasa ve yasaklar yetmiyormuş gibi. Aykırı ses istenmiyor. Halkın sessini kısmak istiyorlar, en ufak bir sese tahammülleri yok” dedi.

HABER İLE DİRENİŞ REFLEKSİ

Kürt gazetecilerin ciddi sıkıntı yaşadığını kaydeden Altan, OHAL rejimini aratan bir durum ile karşı karşıya kaldıklarını dile getirdi. Özgür basının temel prensiplerinden birinin halkı doğru bilgilendirme olduğunu ifade eden Altan, iktidarların bundan kaynaklı gerçeklerin açığa çıkmasını engellemek amacıyla gazetecilere saldırdığını söyledi. Yoğun bir baskı cenderesinden geçen özgür basının direnmeye devam ettiğini belirten Altan, “Özgür basının haber refleksi ile direniş refleksi birleşiyor. Her saldırı bir direniş olarak iktidarların önüne tekrardan çıkıyor. Özgür basın tüm şart ve koşullarda özgürlüğün teminatı olacak” diye konuştu.

İŞTEN ÇIKARMALAR

TGS Diyarbakır Temsilcisi Mahmut Oral da, AKP iktidarının basın özgürlüğün diplere kadar götürdüğünü belirterek, “Gelen gideni aratır durumunda. İktidar herhangi bir şekilde doğruları yazmasına tahammül edemiyor. El altında tutulan dosyalar Demokles’in kılıcı gibi sürekli gazetecilerin karşısına çıkartılıyor. Davaya dönüştürülerek korku ortamı yaratılmaya çalışılıyor” dedi. İşten çıkarmaların yoğun olduğu bir dönemden geçtiklerini hatırlatan Oral, “AKP’nin başlattığı furyayı patronlar devam ettiriyor. Cumhuriyet Gazetesi, Demirören Medya ve diğer basın kuruluşlarında kitlesel olarak işten çıkarmalar oldu. En son CNN Türk’te yaşanan işten çıkarmalar. Gazeteciler istihdam açısından kronik bir durumu yaşıyor. Birçok meslektaşlarımız ya kovuluyor ya da yurt dışına gitmek zorunda kalıyor” ifadelerini kullandı.

EN BÜYÜK SORUN OTO SANSÜR

Gazetecilerin yaşadığı en büyük sorunun oto sansür olduğunu kaydeden Oral, “İktidar ve patronun tehditlerinden çekinen gazeteciler kendi kafalarındaki prangalardan kurtulamıyorlar. Haberler pek ilgisi olmayan yazılar yazıp gündem yaratmaya çalışıyorlar” dedi. Gerici bir sistemin yaratılmaya çalışıldığını kaydeden Oral, cezaevindeki gazetecilerin serbest bırakılmasını istedi. MA – Fethi Balaman

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Captcha loading...