Pts. Kas 19th, 2018

“Ara Güler, 90 yıllık çınardı ve çınarlar ayakta ölür”

GAZETE SOKAK – İnsanlar; doğar, yaşar ve ölür. Kimi insan yaşamı boyuca durmadan didinerek çocuklarına; para, pul, mal, mülk bırakır miras olarak.

Kimileri ise hayatları boyunca yarattıkları eserleri öldükten sonra da yaşadıkları topluma miras olarak bırakır. İşte bunlardan biri de fotoğrafın ustası, ustamız Ara Gülerdi. 

Büyük usta veda ederken aslında bizleri ışığıyla aydınlatacak bir hazineyi bırakarak gitti. Ve maalesef bizlere güle güle demekten başka bir çare bırakmadı. Ama biliyoruz ki her zaman olduğu gibi daha aydınlatacağın çok yer var.. Işığın bol olsun..

Episkopos Sahak Maşalyan’ın Beyoğlu Üç Horan Kilisesi’nde  Ara Güler için yaptığı cenaze konuşmasından alıntılar…:

“Bir insanın hayatının özeti onun karakteridir. Biz yaşarken bir şeyler yaparız ve yaptığımız her şey ve onu yapma şeklimiz bizi biçimler. İnsan ürettiğiyle ve ilişkileriyle var olur.

Ölüm anı geldiğinde yargı anı da gelir, bir anlamda. Cenaze törenleri ölen kişinin
hayatının insanlar tarafından değerlendirildiği bir çeşit mahkemeye dönüşür. Tüm cenazelerde, bizler gibi katılımcılar sessiz sedasız içlerinden bir yargılama işine koyulurlar. Merhumun yaşamının değeri neydi? Sahi, şu tabutta yatan merhum Ara Güler’in doksan yıllık yaşamı ne değer ifade ediyor?” “Hizmetleri ve katkıları anlatılıyor her yerde, fotoğrafları tekrar tekrar gündeme geliyor, hakkındaki sohbetler ve anma programları ekranları dolduruyor. İşte bu kilise de tıklım tıklım, insan almıyor. Herkes burada Ermeni’si, Rum’u, Süryani’si, Kildani’si, Yahudi’si, Türk’ü, Kürd’ü, Arap’ı, Arnavut’u, Gürcü’sü, Laz’ı, Hemşinlisi, Boşnak’ı, tüm Türkiye
mozaiği, burada. İşte devlet erkanı, konsoloslar, belediye başkanları, sanatçılar, şarkıcılar, ressamlar doldurmuşlar bu mabedi. Basın mensupları, televizyoncular, yazarlar, şairler ve din adamları, hepsi yerlerini almışlar. Beyoğlu esnafı ve kendisini bir guru gibi gören genç fotoğrafçılar, hepsi, hepsi son saygılarını sunmak için buradalar. Bu vesileyle tüm misafirlerimize gönül dolusu teşekkürlerimizi sunuyoruz. Onurlandırdınız bizi ve büyük ustayı.

Biz de buradayız elbette. Kendi halkı. Cemaatimizin tüm organlarıyla, yönetim kurulları, kadın kolları, korolar, okullar, dernekler, öğretmenler ve öğrenciler, din adamları, Ruhani Meclisimiz ve yüreği yanık bir sevenler ordusu buradayız. Dua ediyoruz ve merhumun yakınlarına, sevenlerine ve tüm Türkiye’ye Patrik Genel Vekilimiz Sayın Başepiskopos Aram Ateşyan şahsında başsağlığı diliyoruz.

Kimdi bu Ara Güler? Ne yaptı, nasıl yaptı? Değeri neydi bizim için, insanlık için? Yurtiçinde ve yurtdışında nasıl böyle ünlendi? Bu kadar çok ödül, madalya ve övgü niye? Tabutunu sarmalayan bu aura nasıl bu kadar parlak olabiliyor?

Hayatın en önemli iki gününden birincisi doğduğun gündür, ikincisi ise niçin doğduğunu keşfettiğin gün (Mark Twain). Ara Güler niçin doğduğunu çok erken yaşlarda keşfeden o şanslı insanlardandı. Yaşam uğraşısını seçerken çok zaman kaybetmedi. Çocukluğunda merak sardı fotoğrafçılığa ve doğum nedeninin bu sanat olduğunu anladı ve tüm varlığıyla ona adandı. Yaşamı işi, işi yaşamı olan ender insanlardandı. Doksan yıllık ömrünün son anına kadar kamerasından ayrılmadı. O doksan yıllık bir çınardı ve bilirsiniz, çınarlar ayakta ölürler.”

“Bazı insanların elinde sihirli bir değnek var gibidir. Dokundukları yerden kıvılcımlar çıkartarak güzelleştirirler dünyayı. Bazı insanlara salt var olmak yetmez, onlar ışık saçmak isterler. Hayata, ideallerine ve işlerine adanmışlıkları öylesine yanıp tutuşurcasına olur ki yangınlarından büyük aydınlıklar doğar. Elinde kamerası saatlerce uygun bir görüntü peşinden koşan bir avcıydı Ara Güler. Bir ışık ve gölge avcısı. Ara’nın yanıp tutuşmasından dünyanın nice karanlık köşesi, özellikle güzel İstanbul’umuz aydınlandı.

Onun aydınlatıp kaydettiği anlar, anılar ve tarihi tanıklıklar hiç kaybolmayacak.
Bir meslek icra etti. Foto muhabirliği. Kendisi fark etmeden bu basit zanaatı bir sanata dönüştürdü. Usta, ölene kadar yaptığının bir sanat olmadığını iddia etti durdu. İşlerini ve emeğini görenler öyle düşünmüyordu. Fotoğrafları apaçık birer sanat eseriydi. Çünkü seyredenlere sanatın oluşturduğu coşkuyu ve zevki aktarıyordu. O ise fotoğraflarının sanatsal yönünden ziyade haber ve duygu aktarması, tarihe tanıklık etmesi ve insanları düşündürüp empati oluşturması yönüyle ilgileniyordu.”

“Bir İstanbul aşığıydı Ara Güler. Yahya Kemal’in “baktığı” bütün tepelerden o da
seyretmişti Aziz İstanbul’u. Orhan Veli’nin gözleri kapalı dinlediği İstanbul’u Ara Güler gözleri açık seyrediyordu. Bir bebeğin merak dolu kocaman açılmış gözleriydi onunkisi. Seyrettiği İstanbul’un gizemini yakalamaya çalıştı hep. Seyrettiklerini kaydetti ve hazinesini bir insanlık mirası olarak hepimize ve tüm zamanlara bıraktı.
O bir İstanbul aydınıydı. İyi bir eğitim almış, yabancı diller bilen ve gününün tüm aydın ve sanatçılarıyla etkin bir iletişime girmeyi becermiş hümanist bir vatan evladıydı. O bir köprü adamdı. Bir ucu Ermenilikte, ötekisi Türklükte, bir ucu Hristiyanlıkta ötekisi Müslümanlıkta, bir ucu Türkiye’de öteki ucu dünyanın bütün ülkelerinde. Kral saraylarından gecekondu mahallelerine, oradan sanat çevrelerine akıp durdu. Hepsinin kavşağında bu çok ilginç, bu çok renkli ve kendine özgü adam, Ara Güler duruyordu.

Pergel gibi geniş açmıştı ayaklarından birini dünyanın bütün ufuklarına doğru. Ama bir ayağı hep vatanında perçinlenmişti, İstanbul’da, Beyoğlu’nda. Bu toprakların güler yüzlü sentezi oldu.”

“Ad ve soyadlarının insan psikolojisine ve yazgısına bir etkisi var mıdır, bilmiyorum. Ama eğer varsa, ARA GÜLER’in adındaki şifreler harekete geçerek ömrünün ‘ara’makla ve ‘güler’ek geçmesine sebep olmuş gözüküyor. Onu tanıyanlar araştırmacı tabiatının derinliklerinde gömülü gülmesini ve güldürmesini seven neşeli bir mizah ustası olduğuna tanıklık edeceklerdir. Aristo ders anlatırken, birden durur ve bir öğrencisine sorar. “Anladın mı?” “Anladım, efendim” der öğrenci. “Evet ama suratında anladığına dair hiçbir ifade görmüyorum” der filozof öğrencisine. “Peki, anladığımı gösteren ifade ne olmalı suratımda?” “Tebessüm”, der Aristo öğrencisine ve ekler.“Anlayan, gülümser.” Bizim usta da çoktan anlamıştı hayatın daha çok bir sirke benzediğini. Oyun üstüne oyun ve ihtişamlı palyaçolar her yerde. Onun için gülüyordu ve güldürüyordu bol miktarda. O kadar çok şey görmüştü ki gözleri, yaşam onu bir bilgeye dönüştürmüştü çoktan.” “Ölüm” der Albert Camus, “Ölüm bir insanın yaşayacağı en muhteşem maceradır.” Ara Güler’in de en muhteşem macerası başlıyor şimdi. Sonsuzluğa uğurluyoruz onu. Severdi macerayı. Mesleğiydi macera. Balta girmemiş ormanlara girdi, çıktı. Uçurumlarını seyretti bu harika dünyanın. Çöllerde de gezdi, sonsuz okyanuslarda da. Antik şehirler keşfetti.

Şimdi ölüm denen o siyah gizemin ardında ne olduğunu keşfedecek. Ne kadar isterdi fotoğraf makinasını yanında götürebilmeyi öte tarafa. Ne güzel olurdu cennet çiçeklerini çekip bize gönderebilseydi. Bulutsuz gülebilen mutlu ve ölümsüz ruhlar neye benzerler, acaba? Onların ateş arabaları nasıl uçar? Meleklerin kanatlarındaki pırıltılar ne kadar göz alıcıdır, kim bilir? Oralarda da fotoğraflanacak İstanbul gibi güzel şehirler vardır mutlaka.

Ne zannediyorsunuz, sadece bu gezegende mi hayat var?
Güle güle git, varbet, sevgi adamı Ara Güler. Biz buradayız, hepimiz. Dostların, seni
yakından tanıyan, tanımayan herkes. Yüzümüz sana dönük, eğiliyoruz büyük emeğinin önünde. Tüm bir ülke selamlıyoruz seni. Minnettarlığımızı sunuyoruz bize bıraktığın
insanlık mirası için. Yaşamın boşa geçmedi. Güzelleştik, aydınlandık seninle. Allah rahmet eylesin. Nurlar içinde uyu.”

Episkopos Sahak Maşalyan

20 Ekim 2018, Beyoğlu Üç Horan Kilisesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kategoriler

php destek forumu php dersleri web tasarim dersleri seo dersleri seo nasıl yapılır webmaster araclari seo analiz araci site analiz araci webmaster forumu webmaster forum google forum adsense forum adwords forum web tasarım tasarım dersleri optimizasyon web forumu web forumları
Kentsel Dönüşümün sisli kentsel donusum sisli dekorasyon istanbul kentsel dönüşüm istanbul dekorasyon kaya insaat
istanbul evden eve nakliyat istanbul evden eve Taşımacılık evden eve nakliyat evden eve Taşımacılık Ankara Evden Eve Nakliyat İstanbul Beşiktaş evden eve nakliyat Bayrampaşa Evden Eve Nakliyat Şile Evden Eve Nakliyat Kartal Evden Eve Nakliyat Sultanbeyli Evden Eve Nakliyat İçerenköy Evden Eve Nakliyat Tuzla Evden Eve Nakliyat Bostancı Evden Eve Nakliyat Ümraniye Evden Eve Nakliyat Ataşehir Evden Eve Nakliyat - İstanbul Ataşehir Nakliyat YARIMCA Evden Eve Nakliyat Bayrampaşa Evden Eve Nakliyat Beykoz Evden Eve Nakliyat İçerenköy Evden Eve Nakliyat Tuzla Evden Eve Nakliyat Bostancı Evden Eve Nakliyat Ümraniye Evden Eve Nakliyat Ataşehir Evden Eve Nakliyat - İstanbul Ataşehir Nakliyat YARIMCA Evden Eve Nakliyat Pendik Nakliyat Bostancı Evden eve nakliyat Erenköy Nakliyat Kozyatağı Nakliyat Mecidiyeköy Nakliyat Sarıyer Evden Eve Nakliyat Tuzla Aydınlı Nakliyat Sultanbeyli Adil Mahallesi Nakliyat Maltepe Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat Ofis Taşıma Ev Eşyası Depolama Şehirler Arası Nakliyat İstanbul Nakliyat Fiyatları Evden Eve Nakliyat Şirketi İstanbul Nakliyat İstanbul Nakliyat Firmaları Dudullu Evden Eve Nakliyat Beylikdüzü Evden Eve Nakliyat